Welcome to the Temple of Zeus's Official Forums!

Welcome to the official forums for the Temple of Zeus. Please consider registering an account to join our community.

Irk Konusu

Nordik birisi sosyal medyada kendi ülkesini yüceltip duruyordu, neymiş efendim Norveç'in ücretsiz sağlık hizmeti vs. varmış da. Devlet ilgileniyormuş da. Aklınca bizi aşağılayacak. Ben de onu yerin dibine soktum. Sonunda "I am lost" yazdı. Ben orada onu aşağılasam daha iyi aşağılardım da, ailem de zaten oldukça zengin, fakat ben gerçekten iyi bir insan olduğum için aşağılamaktan ziyade insan haklarını savundum. Dedim ki "Tüm Dünya Norveç mi, ya da tüm Norveç Dünya mı?"
 
Ben şimdi melez olsam benim suçum ne o zaman, yine üstünlük esası oluyor. Safkan birisi gelip benim tüm değerlerimle alay edebilir ve ben her türlü onlardan "aşağıda" olmuş olurum. Benim suçum ne olmuş oluyor peki? Safkanlar sağlıklıyken bir melezin acı çekmesi ne kadar doğru? Melez olma arzusu diye zaten bir şey olamaz ya melez doğarsınız ya da safkan. Benim orada umarım melezimdir demiş olmam haksızlıklara karşı bir tepkiydi. Şu Dünya'da tek bir şey bile doğru olamaz mı ya. Şaşırıyorum cidden. Ya birisi ölür ya birisi çalar ya birisi köle yapılır.
Burada kesin bir doğru ya da yanlış yok; yalnızca çeşitli sonuçlar söz konusu ve bu sonuçlarla başa çıkmak gerekiyor. Melezler konusunda ise, ruhani açıdan ilerleme kaydettikçe bireyin ırksal yapısı saflaşma eğilimi gösterir. Örneğin, Sarı-Beyaz melezi bir bireyde Sarı genetik yapı baskınsa, ruhani gelişim sürecinde saf bir Sarı hâline dönüşecektir. Burada yalnızca bu durumun dezavantajlarına dikkat çekiyorum ve Yahudilerin bu süreçte neyi hedeflediklerini belirtiyorum.

Burada dikkat edilmesi gereken bir diğer önemli nokta, ruhların kendilerine uygun olmayan bedenlerde barınamayacağı gerçeğidir. Eski ve güçlü ruhlar, ırkların saflığının giderek azalması nedeniyle reenkarnasyon sürecinde zorluk yaşamaktadır. Yahudiler de bunu istemektedir.

Bu tür düşüncelere kapıldığınızda Şeytan'ın Ruhani Savaş Mesajını okuyabilirsiniz:
“Her şeyi dengesinde tutmak için bir pozitif, bir de negatif tarafları vardır — Evrenin varoluşunun devamını sağlar. Olması gereken kötü ve korkunç şeyler vardır, yıkıcı, ölümcül şeyler; ve ayrıca iyi ve mucizevi, hayat dolu, yaratıcı oluşumsal şeylerin de olması gerekir. Görünen o ki her biri rastgele bir biçimde gerçekleşecek ve yine görünen o ki böylece aynı şekilde sonsuza dek devam etmeli. Ancak bu doğru değil. Ve bu Benim Kendimin özü.

Dünya bunun ekseninde evrimleşecek. Bir şeyi yapmanın her zaman farklı bir yolu vardır. O yol çok uzaklarda. Ancak yine de olanaklı bir yol var. Yıkım ve dehşet her zaman diğer bir yol olarak kalmayacak. Ancak yıkım ve dehşetin dünyadan silindiği ana kadar dünyanın işlediği şekilde çalışmalısınız. Zamanı gelince gelecek o vakte dek, bu Benim — Mükemmel Denge. Bu gerekli. Yıkım ve yaratım.

Zaman henüz gelmediği için ve siz de gelmeyen zamanda olduğunuz için, yıkım ve yaratım Benim ellerimde olduğu gibi sizin de ellerinizde. Bunları gerçekleştirmekten sakınmayın. Bu çözümler yerine daha barışçıl çözümlerin geleceği zamana dek dünyayı dengede tutmalısınız. Yıkmaktan çekinmeyin. Yaratmaktan çekinmeyin. Beni DİNLEYİN. Tüm benliğinizle yaratın. Tüm benliğinizle yok edin. Yıkıma uğrattığınızda yıkıma uğradığınızdan daha çok yarattığınızda yaratılmayacaksınız. Şimdi daha mı yaratılmışsınız? Burada mısınız ya da yok mu oldunuz? Buradasınız. Ben burada olduğum süre boyunca burada olacaksınız, ki bu da sonsuzluğa tekabül eder. Dediklerimi dinleyin. Eğer size yaratmanızı söylersem — yaratın. Ve mükemmellik ve zevkle yapın. Ve eğer size yok etmenizi söylersem, yok edin. Tereddütte kalmayın. Tüm görkeminizle ve zevkle yok edin; evet, size yok ettiğinizden zevk almanızı söylüyorum.“


—Şeytan

28/04/2005 tarihinde kişisel olarak dikte ettirildi.
 
Nordik birisi sosyal medyada kendi ülkesini yüceltip duruyordu, neymiş efendim Norveç'in ücretsiz sağlık hizmeti vs. varmış da. Devlet ilgileniyormuş da. Aklınca bizi aşağılayacak. Ben de onu yerin dibine soktum. Sonunda "I am lost" yazdı. Ben orada onu aşağılasam daha iyi aşağılardım da, ailem de zaten oldukça zengin, fakat ben gerçekten iyi bir insan olduğum için aşağılamaktan ziyade insan haklarını savundum. Dedim ki "Tüm Dünya Norveç mi, ya da tüm Norveç Dünya mı?"
Yaklaşımınızın gereğinden fazla öfke barındırdığını düşünüyorum ve bu, yapıcı bir iletişim kurmanın önünde ciddi bir engel. İnsanlar arasında önyargılar veya varsayımlar üzerinden bir tartışma yürütmek kimseye katkı sağlamaz.

Kendi ülkesini ve milletini sevmek, övmek son derece doğal bir şeydir ve bu, başka bir ülkeyi ya da milleti aşağılamak anlamına gelmez. Sadece birinin kendi değerlerini yüceltmesi, sizin değerlerinizi hedef aldığı anlamını taşımaz.

Bu durumu biraz daha objektif bir şekilde değerlendirmeye çalışmanızı öneririm. Bu sayede daha sağlıklı bir bakış açısı kazanabilirsiniz.
 
Burada kesin bir doğru ya da yanlış yok; yalnızca çeşitli sonuçlar söz konusu ve bu sonuçlarla başa çıkmak gerekiyor. Melezler konusunda ise, ruhani açıdan ilerleme kaydettikçe bireyin ırksal yapısı saflaşma eğilimi gösterir. Örneğin, Sarı-Beyaz melezi bir bireyde Sarı genetik yapı baskınsa, ruhani gelişim sürecinde saf bir Sarı hâline dönüşecektir. Burada yalnızca bu durumun dezavantajlarına dikkat çekiyorum ve Yahudilerin bu süreçte neyi hedeflediklerini belirtiyorum.

Burada dikkat edilmesi gereken bir diğer önemli nokta, ruhların kendilerine uygun olmayan bedenlerde barınamayacağı gerçeğidir. Eski ve güçlü ruhlar, ırkların saflığının giderek azalması nedeniyle reenkarnasyon sürecinde zorluk yaşamaktadır. Yahudiler de bunu istemektedir.

Bu tür düşüncelere kapıldığınızda Şeytan'ın Ruhani Savaş Mesajını okuyabilirsiniz:
Peki ya o melez olan kişi yine acı çekmiş olmayacak mı? Safkan olan kişi hayata yine 1-0 önde başlayacak, hiç acı çekmeyecek, zaten safkan, saflaşmasına gerek yok, direkt ruhani gelişimini tamamlamak için ilerleyecek. Melez kişi acı çekecek de, saflaşacak da da ondan sonra ruhani gelişimini tamamlamak için ilerleyecek. Vay canına, gerçekten çok adil ve eşit (!)
Gerçekten ben bile bu kadar adil bir sistem kuramazdım, insanlar acıdan gebersin diğerleri de tatile gitsin. Ne güzel gezegen bu yahu.
 
Yaklaşımınızın gereğinden fazla öfke barındırdığını düşünüyorum ve bu, yapıcı bir iletişim kurmanın önünde ciddi bir engel. İnsanlar arasında önyargılar veya varsayımlar üzerinden bir tartışma yürütmek kimseye katkı sağlamaz.

Kendi ülkesini ve milletini sevmek, övmek son derece doğal bir şeydir ve bu, başka bir ülkeyi ya da milleti aşağılamak anlamına gelmez. Sadece birinin kendi değerlerini yüceltmesi, sizin değerlerinizi hedef aldığı anlamını taşımaz.

Bu durumu biraz daha objektif bir şekilde değerlendirmeye çalışmanızı öneririm. Bu sayede daha sağlıklı bir bakış açısı kazanabilirsiniz.
Yok ben onun orada ne demeye çalıştığını çok iyi anladım. Üstünlük sağlamaya çalışanları bir yılan gibi sokmakta üstüme yoktur.
 
Neden-sonuç ilişkisini kavramadan rastgele öfke kusarak adalet arayışına girişmek, sonuçsuz bir çaba olmaktan öteye geçemez. Şişe ters çevrildiğinde içindeki suyun yere dökülmesi, suyun hatası değil; bu durumdan şişeyi çeviren sorumludur. Burada suçlular Yahudiler oluyor.

"Saflık" ve "melezlik" konularına gereğinden fazla takılıyorsunuz. Gerçek anlamda tamamen "saf" bireylerin sayısı oldukça azdır. Günümüz dünyasında herkes bir şekilde melezdir. Ancak ruhsal açıdan gelişerek gerçek saflaşabiliriz. Önemli olan da budur.


Eğer durum söylediğiniz gibiyse, bir kişinin yalnızca kendi ülkesini övmesi sizi aşağılanmış hissettiriyorsa, o zaman tüm dünyanın spesifik olarak sizi aşağılıyor olduğu sonucuna mı varacağız? Bu, yalnızca Yahudilerin sizi düşünmeye yönlendirdiği şekilde düşünmek anlamına gelir. Almanların kendi ırklarını yüceltmeleri dahi zamanında benzer bir çarpıtmayla, diğer ırkları aşağılamak gibi yorumlanmış ve bu yüzden öfke kusulmuştur.

Bir an durun, derin bir nefes alın ve duygularınızı bir kenara bırakmaya çalışın. Önyargılar ve varsayımlar üzerinden hareket ederek bir yere varamazsınız; aksine bu, size sadece zihinsel yük ve gereksiz çatışma getirir.

Siz de kendi ırkınızı övün, Türk olmakla övünün, ne kadar yüce ve savaşçı bir ırk olduğumuzdan bahsedin. Asıl Tanrımız olan Tengri'ye, Baalzebul'a dönün.
Bir şeylerle övününce böbürlenmiş gibi hissedip çok kötü hissediyorum. Böbürlenmek en nefret ettiğim şey. Ayrıca ırk gibi şeylerle övünmeyi övünebileceği bir başarısı olmayan insanlar yapıyor. Yüce ve savaşçı atalarımız olabilir ama savaşlarda biz mi savaştık, hayır. Atalarımızın övünmesi gerekir, bizim değil. Diğer bir benzetmeyle, ailemden birisi bilimsel bir buluş yapmış olsaydı o kişinin övünmesi gerekirdi, benim değil. Benim ailem şu bilimsel buluşu yaptı diyip sanki tüm ailem bu buluşu yapmış dercesine konuşup ailemdeki herkesi genellediğimde ben neyi kanıtlamış olacağım? Bu tamamen mantıksız. Belki benim ailemde o kişi haricinde bilime kafası basan birisi bile yok. Ama eğer bu benim bir başarım olsaydı, bununla övünebilirdim. Mesela bir kitap yazsaydım, belki bilimsel ya da kurgusal. Derdim ki, ben bir kitap yazdım [arkadaşlar vs.], çok güzel olduğunu düşünüyorum, bu konuda da yeteneğim var. Çok büyük bir yazar olmayı düşünüyorum ve şimdiden öyle hissediyorum. Sizler de okuyup değerlendirirseniz sevinirim. Onlar da okuyup yapıcı eleştirilerini bildirirlerdi, överlerdi vs.

Ya da bilimsel bir buluş yapmış olsaydım bunu tüm insanlığa duyurur gururlu bir şekilde buluşumdan bahsederdim, yaşadığım zorluklardan bahsederdim ve insanlığı ne kadar çok önemsediğimden bahsederdim. Herkes de takdir ederdi. Övünmeme gerek bile kalmadan beni överlerdi. Ama ben bunu övünmek için mi yaptım? Hayır. İnsanlık adına yapmış olurdum.

Yok işte benim dedem şu şu savaşlarda savaştı şu madalyayı aldı da, altın madalya da, çok cesur birisiydi de vs. gibi söylemler eğer sırf ego kasmak adına yapılıyorsa tamamen yanlıştır. O kişiyi onurlandırmak adına yapılabilir ama abartılmamalıdır. Kendi başarımız olduğunda tabii ki de açıklayabilir ya da dilersek bununla övünebiliriz. Ama başkalarının başarıları başkalarına mahsustur.
 
Bir şeylerle övününce böbürlenmiş gibi hissedip çok kötü hissediyorum. Böbürlenmek en nefret ettiğim şey. Ayrıca ırk gibi şeylerle övünmeyi övünebileceği bir başarısı olmayan insanlar yapıyor. Yüce ve savaşçı atalarımız olabilir ama savaşlarda biz mi savaştık, hayır. Atalarımızın övünmesi gerekir, bizim değil. Diğer bir benzetmeyle, ailemden birisi bilimsel bir buluş yapmış olsaydı o kişinin övünmesi gerekirdi, benim değil. Benim ailem şu bilimsel buluşu yaptı diyip sanki tüm ailem bu buluşu yapmış dercesine konuşup ailemdeki herkesi genellediğimde ben neyi kanıtlamış olacağım? Bu tamamen mantıksız. Belki benim ailemde o kişi haricinde bilime kafası basan birisi bile yok. Ama eğer bu benim bir başarım olsaydı, bununla övünebilirdim. Mesela bir kitap yazsaydım, belki bilimsel ya da kurgusal. Derdim ki, ben bir kitap yazdım [arkadaşlar vs.], çok güzel olduğunu düşünüyorum, bu konuda da yeteneğim var. Çok büyük bir yazar olmayı düşünüyorum ve şimdiden öyle hissediyorum. Sizler de okuyup değerlendirirseniz sevinirim. Onlar da okuyup yapıcı eleştirilerini bildirirlerdi, överlerdi vs.

Ya da bilimsel bir buluş yapmış olsaydım bunu tüm insanlığa duyurur gururlu bir şekilde buluşumdan bahsederdim, yaşadığım zorluklardan bahsederdim ve insanlığı ne kadar çok önemsediğimden bahsederdim. Herkes de takdir ederdi. Övünmeme gerek bile kalmadan beni överlerdi. Ama ben bunu övünmek için mi yaptım? Hayır. İnsanlık adına yapmış olurdum.

Yok işte benim dedem şu şu savaşlarda savaştı şu madalyayı aldı da, altın madalya da, çok cesur birisiydi de vs. gibi söylemler eğer sırf ego kasmak adına yapılıyorsa tamamen yanlıştır. O kişiyi onurlandırmak adına yapılabilir ama abartılmamalıdır. Kendi başarımız olduğunda tabii ki de açıklayabilir ya da dilersek bununla övünebiliriz. Ama başkalarının başarıları başkalarına mahsustur.
Böbürlenmek ile övmek elbette birbirinden farklı kavramlardır ve bu ayrımı gözden kaçırmamak gerekir. Böbürlenmek, kişinin kendini üstün görmek için başkalarını aşağılaması ya da gereksiz bir kibirle kendini yüceltmesidir. Oysa övmek, değer vermek ve takdir göstermek üzerine kuruludur. İki farklı kelime oluşu bile bu farkı açıkça ortaya koyar.

Bu tartışmanın özüyle ilgisiz bir yöne kayıyor. Irklar ve milletler, bireylerin ötesinde kolektif bir bilinçle hareket eder ve bu kolektif yapıyı temsil ederler. Örneğin, Türk milletini övdüğünüzde, liderlerimizi, bilim insanlarımızı, sanatçılarımızı ve bu toplumu oluşturan sayısız bireyi de yüceltmiş olursunuz. Bir millete aidiyet duymak, gurur ve onur kaynağıdır. Lider ya da bilim insanı olmasanız bile, toplumda iyi bir birey olarak var olmanız dahi milletin yükselişine önemli bir katkıdır. Herkes bu anlayışı benimserse, kolektif bir bilinçle hareket ederek yüksek medeniyetler seviyesine ulaşabiliriz.

Ancak burada bireysellik ve kolektif aidiyet kavramlarını karıştırmamak gerekir. Kimse "benim akrabam böyle yaptı" gibi bireysel övgülerle dolanmıyor. Milletini sevmek ve onunla gurur duymak doğal bir histir; ancak bireyin yalnızca bu aidiyetle tatmin olması da sağlıklı değildir. Kişi, bireysel başarılar elde ederek kişisel tatminini ve özgüvenini de sağlamalıdır. Böylece, bireysel ve kolektif gelişim arasında dengeli bir ilerleme mümkün olur.
 
Böbürlenmek ile övmek elbette birbirinden farklı kavramlardır ve bu ayrımı gözden kaçırmamak gerekir. Böbürlenmek, kişinin kendini üstün görmek için başkalarını aşağılaması ya da gereksiz bir kibirle kendini yüceltmesidir. Oysa övmek, değer vermek ve takdir göstermek üzerine kuruludur. İki farklı kelime oluşu bile bu farkı açıkça ortaya koyar.

Bu tartışmanın özüyle ilgisiz bir yöne kayıyor. Irklar ve milletler, bireylerin ötesinde kolektif bir bilinçle hareket eder ve bu kolektif yapıyı temsil ederler. Örneğin, Türk milletini övdüğünüzde, liderlerimizi, bilim insanlarımızı, sanatçılarımızı ve bu toplumu oluşturan sayısız bireyi de yüceltmiş olursunuz. Bir millete aidiyet duymak, gurur ve onur kaynağıdır. Lider ya da bilim insanı olmasanız bile, toplumda iyi bir birey olarak var olmanız dahi milletin yükselişine önemli bir katkıdır. Herkes bu anlayışı benimserse, kolektif bir bilinçle hareket ederek yüksek medeniyetler seviyesine ulaşabiliriz.

Ancak burada bireysellik ve kolektif aidiyet kavramlarını karıştırmamak gerekir. Kimse "benim akrabam böyle yaptı" gibi bireysel övgülerle dolanmıyor. Milletini sevmek ve onunla gurur duymak doğal bir histir; ancak bireyin yalnızca bu aidiyetle tatmin olması da sağlıklı değildir. Kişi, bireysel başarılar elde ederek kişisel tatminini ve özgüvenini de sağlamalıdır. Böylece, bireysel ve kolektif gelişim arasında dengeli bir ilerleme mümkün olur.
Ülkenin halini görüyorsunuz. Herkes övünüyor. Ama övünmekten ziyade daha da yükselmeliyiz. Geçmişte yaşayan geleceğin ışığını göremez. Evet insan övünebilir ama sürekli övünüp de hep geçmişte yaşarsa ırkını yüceltmekten ziyade düşürecektir. Gururlandırmak tabii ki de güzel bir şey ama bizler de bir şeyler başarmak zorundayız. Övünecek yeni şeyler olmalı.

"Çalışmadan, yorulmadan, üretmeden rahat yaşamak isteyen toplumlar; önce haysiyetlerini sonra hürriyetlerini ve daha sonra da istiklal ve istikballerini kaybetmeye mahkumdurlar."
(Mustafa Kemal Atatürk) 💛✨
 

Official Temple of Zeus Links

Back
Top