Sonne Bey, konuyu uzattığım için özür dilerim. Politik ideolojiler hakkında bir şey demeyeceğim ancak eskiden bu konular özel ve doğru olarak aktarılıyordu, özel bir şahsiyet ve benzeri şeyler deniliyordu? Haklı oldukları yerler var olabilir ancak neden Tanrılarımıza uzun süre böyle devam ettik? Sorun bu değil ancak eksikse neden Tanrılarımız daha önce açıklamadı veya düzeltmedi? Bunu dönemsel koşullar ve politik yıllara bağlıyorum.
Tanrılar iradelerini tezahür ettirirken her şeyi en ince ayrıntısına kadar önceden kusursuz biçimde planlayıp her şeye doğrudan müdahale etmezler; bu süreç daha çok bir nehir gibi düşünülebilir. Kişi, ana akışın içinde kaldığı sürece doğru yönde ilerler ve her şeyin en baştan eksiksiz ve tamamlanmış olması gerekmez. Zeus’un Tapınağı insanlar tarafından inşa edilen ve insanlığın gelişip Tanrılara yaklaşabilmesi için kendi içinde işleyen bir yapıya sahip olan bir düzendir.
Tıpkı bir çocuğun yetiştirilmesinde olduğu gibi Tanrılar rehberlik eder, genel yönü gösterir ve gerekli araçları sağlar, fakat bireyin kendi iradesiyle öğrenmesi ve gelişmesi için belli bir alan da bırakılır; her adımın sürekli kontrol edilmesi gelişimi engeller.
Bu yüzden insan eliyle yürüyen süreçlerde eksikler, hatalar ve sonradan yapılan düzeltmeler doğal bir parçadır. Önemli olan nehrin ana akışından kopmadan ilerlemek ve yapının zamanla olgunlaşmasına izin vermektir, baştan kusursuzluk beklentisi ise bu sürecin doğasını yanlış anlamaktır.
Politikayı teolojiye bu ölçüde dahil etmek önceki topluluğun bir hatasıydı ve Tapınak olarak bu hatayı düzeltiyoruz.
Declaration of Principles
Declaration on Political Severance
Declaration on the Independent Foundation, Institutional Sovereignty, and Theological Identity of the Temple of Zeus
Declaration on the Restoration of the Ancient Gods
Diğer bir konu ise bahsedilen etnik grubun ruhları bozuk değil mi? İyileşmesi zor değil mi? Destekleme amacımız ana sebebi bilmek olabilir ancak o grubu neden destekliyoruz? Saygı duymamız ama uzak durmak daha iyi olmaz mı? Zevizm, çok daha aydınlık ve net. Bu yenilenme ile gurur duyuyorum. Eleştirme amacım yok sadece bu konuları merak ettim. Cevaplarınız için şimdiden teşekkür ederim!
Evrenin içinde varoluşun temelini oluşturan bazı kozmolojik kuvvetler vardır ve bunlar bir arada olmadan hiçbir şey var olamaz. Ma'at düzeni, dengeyi ve iyiliği temsil ederken;
Izfet düzensizliği ve kötülüğü temsil eder. Izfet bir virüs ya da entropi gibi düşünülebilir: eğer Ma’at aktif şekilde korunmazsa zamanla yayılır, bozar ve çürütür. Bu yönüyle kansere de benzer; küçük bir bozulma zamanla büyüyüp her şeyi etkileyebilir.
Tanrılar Ma’at tarafında yer alır; düzeni korur, varoluşu mümkün kılar ve büyük ölçekte Izfet’in yayılmasını engeller. Ancak daha küçük ölçekte Izfet yine vardır ve burada bizlere görev düşer: Tanrılara yönelmek, Ma’at’a yaklaşmak ve Izfet’i aktif şekilde uzaklaştırmak. Tanrılar da bunu nasıl yapacağımızı öğretir. Bu iki tarafın dünyada temsilcileri de vardır. Ma’at’ın ajanları
Theophoros olarak bilinir; Tanrıların yeryüzündeki tezahürleri ve rehberleri olarak görülürler.
Platon, Pisagor ve Sokrates buna örnek verilebilir.
Izfet’in ajanları ise
Yehuborim olarak adlandırılır.
Bu herhangi bir ırk ya da soyla ilgili değildir. Buradaki anlam, Izfet tarafından bozulmuş ve onun yayılmasına hizmet eden kişiler olmasıdır. İbrahimî dinler, Yehuborim tarafından yaratılmıştır.
Yahudilerin buradaki rolüne gelelim. Tarihsel anlamda Yahudiler başlangıçta
Tanrı El’e (Zeus'a) tapıyorlardı ve bunun izleri kendi kutsal metinlerinde de görülebilir. İncil’de geçen anlatıda, Musa 10 Emri almak için dağa çıktığında halkın YHWH’den uzaklaşıp Altın Boğa’ya yöneldiği aktarılır. Bu sembol de tarihsel olarak Tanrı El ile ilişkilendirilmiştir.
Anlatıya göre YHWH, halkın bunu yapması üzerine onları yok edip Musa ile yeni bir halk yaratacağından bahseder. Musa ise buna karşı yalvarır. Geri döndüğünde halkını sert şekilde azarlar, Altın Boğa’yı eritip toz haline getirir ve suya karıştırarak onlara içirir.
Ardından herkesi yeniden YHWH’ye dönmeye zorlar. Tanrı El’i takip etmek isteyenler ise bu süreçte ağır şekilde bastırılır ve büyük bir katliamla ortadan kaldırılır.
Yahudilerin liderleri olan Hahamlar Izfet'e düşmüşlerdir ve kendi halklarını Tanrılardan koparıp YHWH'ye bağlamışlar ve onları Izfet'e hapsetmişlerdir. Bu durum beraberinde İslam ve Hristiyanlık ile de devam etmiş, bu dinler de Yehuborim tarafından yaratılmıştır. Antik dinlerdeki bilgelik çarpıtılmış, işlevsiz hâle getirilmiş ve yalnızca ruhun tanıyabileceği bir şeyler ile Izfet'in içinde çürümesi için bırakılmıştır.
Tanrılar ile gerçek bir bağ olmadan, insan ruhunu geliştirecek pratikler olmadan insanlık ilerleyemez; Izfet'e düşer ve asla birlik olamaz.
Bu yalnızca İbrahimî dinler ile ilgili bir durumdur; Yahudilik, Hristiyanlık, İslam gibi dinler içerisinde bulunan kişileri Izfet'e götürür ve yoldan çıkarır.
Yahudiler ile ilgili durum ırksal veyahut toplumsal değildir; Yahudi olmaları ile ilgili değildir. Ancak dinleri ile ilgilidir ve bu neredeyse etnik bir din şeklinde işlediği için halklarının büyük bir kısmına yayılır.
Buradaki anlatımın tamamı antik kaynaklarda da yer alır.
Theophoric People & Andrapoda: There Is No "They"
How You Will Know If Yehubor Has Taken Control Of This Place
Ben şahsen direkt kendi fikrimi belirteyim ve kendi açımdan söyleyeyim. Son zamanlarda forumda çok farklı görüşlere rastlıyorum. Sadece Tanrılar ve Tanrıçalardan yardım alarak ilerlemeye çalışıyorum ama gerçekten zor(Ruhaniyetim çok zayıf hala). Çok aşırı zorda kalırsam mecburi olarak ve çok detaylı meditasyon bilmediğim için şimdilik forumda araştırıyorum. Zeusuntapınagı siteside haftalardır kapalı. üstteki AlterOne isimli arkadaşın yorumuna katılmaya başlayacağım.
Paylaştığınız gönderilerden ve kullandığınız üsluptan, tek bir sayfa bile okumadığınız açıkça anlaşılıyor. Tabii diğer gönderilerinizde bahsettiğiniz şeylerin yarısından fazlasının son 5 yıldaki vaazlarla güncellendiğini göz önünde bulundurursak, okumamış olmanızı anlayabiliyorum. Tanrılar, Tanrıçalar ve spiritüel pratikler hakkında sahip olduğunuz bilgilerin büyük bir kısmını, yılların tecrübesiyle kapsamlı araştırmalar yapan Rahipliğimizden edinmenize rağmen, buna karşılık bu şekilde yüzeysel ve iki yüzlü yorumlar yapmanız şaşırtıcı.
Anlamaya çalışmak yerine varsayımlar üzerinden hareket ediyor, size sunulan bu ücretsiz bilgiye rağmen kolayca yargılayıcı ifadeler kullanıyorsunuz.
Eğer insan eliyle oluşturulmuş, belirli bir tarihsel dönemin (yaklaşık 100 yıl öncesinden bahsediyoruz) toplumsal koşullarına göre şekillenmiş, tek bir odağa sıkışmış ve gerçeğin yalnızca parçalı ya da çarpıtılmış hâlini içeren ideolojileri takip edip bunu nefret temelli bir tutumla sürdürmeyi tercih edecekseniz, burası sizin için uygun değildir.
Gerçekten aklı karışmış olanlara anlayış ve sabırla yaklaşıyor, az önce de görülebileceği üzere büyük bir özenle ve detaylı şekilde yanıt vermeye gayret ediyoruz. Ancak kendisine sunulan tüm bilgilere rağmen kolayca yargıya varıp hiçbir şey bilmeden varsayımlarda bulunmayı tercih eden kişiler konusunda yapılabilecek bir şey yoktur. Bu durumda, gitmek isteyen doğrudan gidebilir.
Son olarak, sitemiz şu an kapalıdır; çünkü ana sitedeki yazıların büyük bir kısmı güncellenmiştir. Bu nedenle tüm çevirilerin revize edilmesi gerekmektedir.
Buna ek olarak, sitemiz kapsamlı bir güncelleme sürecinden geçmekte ve yeniden yapılandırılmaktadır.