Yardım istiyorum ama yardım istemeyi bilmiyorum. Yapacağım şey bana söylense bile ben o şeyi bilmiyor muyum sanki? Yardım istersem insanların (sizin hepinizin de) vereceği şeyin nasihat olacağını düşünüyorum, kim gerçekten yükümü alıp yardımcı olacak ki? Kim nefes almama yardım edebilir? Kim üstümdeki ağırlık hissini kaldırabilir? Eğer benim için iyi dilekleriniz ve iyi enerjiniz varsa, göndermenizi rica ediyorum.
Zorlaştırıyor ama yapacağım şeyleri engellemiyorlar. Yine yapıyorum. Çıkıyorum arkadaşlarımla buluşuyorum, organizyonlara katılıyorum, çalışıyorum, yüksek öğrenime devam ediyorum. Bu şeyleri bu duruma rağmen yapabildiğim için ben de yardıma ihtiyacım yokmuş gibi davranıyorum. Ama keşke biri bana yardım etse. Nasıl edecek ki? Edemez diyip o umudu kısa kesiyorum.
Bu iki konuya bir bakış açısı getirmek istiyorum. Evet, dedikleriniz doğru. Gerçekten bir insan kendisine yardım edemiyorsa, bir başkası da yardım etse sonuç değişmeyecektir; fakat gerçek bir bağ, aslında bana sorarsanız bu tür şeylerle gelişiyor.
Solar-Uranüsyen hat desteklemekle de ilgilidir neticede. Güneş olmasa, tebaası olan diğer gezegenler ayakta kalabilir miydi? Tabii ki hayır. Peki birbirine denk gören Uranüs olmasa ve o ışık sağlanmasa, her şey baştan sona kendi ayakları üzerinde kalmak üzerine olsa, dostluklar ne kadar ayakta kalabilirdi? Bu açıdan bazen Güneş'ten alınan enerji, bir başkasının yönlendirmesiyle de idare edilmeli.
Tekrardan bağlara dönersek; eğer ışık, derin noktalara temas edemezse, bağlar da yüzeysel kalacaktır. Zira nasıl ki Güneş, bizim benliğimizi ışığın şekillenmesiyle belirliyorsa, sürekli yüzeysel kalmış başkalarıyla da bu bireysel ışıkların ilişkisi, günün sonunda yine tekrardan yüzeysel gelişime yol açacaktır.
Kiminle ne seviye bir arkadaşlık ilişkisine sahip olacağınız ise size kalmış bir karardır. Bazı insanlar merhametli ya da yardımsever doğalarından ötürü belirli bir düzey yardım edebilirler fakat asıl ebedi dostluk, bana sorarsanız, dediğim gibi, uzun süreli iç âlemlere dayanan desteklemelerden geçer. Burada kastettiğim sadece zor anlarında birisini tutup kaldırmak değil. Genel olarak her türlü vakit geçirmek, yarar sağlamak ve hoş muhabbetler bile buna dahildir. Fakat sağlamlığı, yapısından ötürü, bence en içsel taraflarımızı açarak kurabiliyoruz. Bunların uyumu ve sürekli olarak her türlü konuda yapılan alışverişler, bireyi bireyle bağlıyor.
Bu vefadan ve yüzeysel herhangi bir şeyden ayrı olarak, sizin gerçek bir bağ kurmanıza da yardımcı olacaktır ve eğer içinizi açmadan da kurabilmişseniz, daha da gelişmesine imkan tanıyacaktır. Dostunun ve arkadaşının hoşnutluğuyla hoşnut olamayan, acısıyla acı çekemeyen bir ilişkiden ne beklenebilir ki? İnsanlık değil, dostluk. Bu bambaşka bir alan. Ve bu alana, duygularla ve yaşamların bir nebze paylaşılmasıyla (duygusal, ruhsal ve her türlü) ulaşılıyor. Yoksa arkadaşlığın basit bir iletişimden farkı ne olacaktı ki?
Ben ya da bir başkası, tabii ki şunu yapın diyemez, fakat çevrenizde böyle dostlarınızın olması (forumlardaki kardeşlerimizi ya da kendimi kastetmiyorum) her zaman sizin rahatlamanıza yol açacaktır.
Kişisel gelişiminizi ilerletmek, sevdiğiniz ya da ilgi duyduğunuz bir insanla bağlarınızı güçlendirmek ve bu ilişkinin ikinize de yardımcı olabilmesi için sosyal tarafın da elinizde bir araç olabileceğini unutmayın.
Bir başkasına göstermediğiniz o ışık, dostluğu özel kılar. Yükünüzün sevdiğinize görünür olması, onu özel kılar.
Sizce Hobbit'teki Bilbo ile Thorin'in kısa süreli macerası mı daha özel oldu, yoksa süresi yıllara uzanan ve içleri dışları bir olan Samwise ile Frodo'nunki mi? Belki Samwise da yüzüğü taşıyamadı, lakin Frodo'yu taşımıştı. Aynı şekilde siz de kendi hayatınızın ana kahramanısınız, fakat birisinin o yolda yardımcı olamayacağını düşünmeyin. O yüzden umutsuz olmayın.