Düşman, kendisini asla kazanmış sayamaz veya saldırılarını artık sonlandırmaları gerektiğini düşünemez zira onlar, daima yalanın, kötülüğün ve yozlaşmanın temsilcileri olacaklardır. Onların her eylemi, beraberinde yalan, kin, nefret, tiksinti, kötülük, yozlaşma ve akla gelebilecek diğer tüm negatif sıfatları içerir ve bu eylemleri sürdürebilmek ve Centillerin uyanışını engellemek için, ne olursa olsun Tanrılarımıza saldırmaya devam etmeleri gerekir. Mağduriyet yaratmaları, tüm kötülükleri bize atfetmeleri ve diğer eylemleri, esasında kolektif bilinci etkilemek içindir.
Yıllar boyu sistematik olarak bir mağduriyet hikayesi yaratarak, insanlığın, onlara olan herhangi bir eleştiriyi veya ifşa girişimini otomatikmen anti-semitik olarak görmelerini sağlamışlar ve bu yöntemle, eylemlerine hız kesmeden devam etmişlerdir. Bundan birkaç yıl öncesine kadar, onlara karşı en ufak sorgulayıcı bir yaklaşım gösterilemez zira bu anti-semitik görülür ve bunu gerçekleştiren herkes, sosyal medyada linç edilirdi. Bu, özellikle "cancel culture" dediğimiz şeyin ayyuka çıktığı ABD ve benzer ülkelerde daha belirgindi.
Yine de tüm bunlar, endişelenmemiz gerektiği anlamına gelmez zira düşmanın tüm gücü yok edilmiştir, ruhani âlemde mutlak bir mağlubiyete uğramışlardır ve bu saatten sonra dünya üzerinde herhangi bir etkileri kalmamıştır. Şahit olduğumuz tüm bu olaylar, onların materyal âlemdeki çöküşünün tezahürünün bir parçasıdır ve tüm bu olaylar, onların mutlak materyal çöküşü gerçekleşene değin, artarak ve daha da karanlık hâle gelerek devam edecektir. Onların karanlığı, saklamaya çalıştıkları ışık için bir katalizör olacaktır.
Son olarak, hayır, Zeus Babamız dokunulmazdır ve ona herhangi bir şeyin zarar vermesi mümkün değildir. Düşmandan trilyonlarcası bir araya gelebilir ve yine de Yüce Zeus'a karşı herhangi bir etkileri olmayacaktır. Düşmanın bu dünyada kısa bir süre hüküm sürmesi, Tanrıların yetersizliği değil, Centillerin kolektif olarak düşmüş olmasından kaynaklanır. Biz, Zeus'un Tapınağı olarak ruhani düzeni restore etmeye devam ettikçe ve güçlü Zevist bireyler yetiştirdikçe, ruhani zaferimizin tezahürleri hızlanarak materyale akacak ve sonuç olarak Altın Çağ tam bir şekilde restore edilmiş olacaktır. Dolayısıyla burada yaptığımız asıl şey, her zaman yaptığımız gibi, ruhumuzu geliştirmek ve nihayetinde Tanrılığa ulaşmaktır. Bizim amacımız budur.
Düşman, sonsuz gelişim yolumuzdaki önemsizliklerden biridir ve ancak ve ancak, Centil halkların alması gereken bir ders olarak görülebilir. Bundan daha öte bir anlam taşımaz.