Zevizm’e göre insanlık, evrimsel bir tesadüf değil, "Bilinçli Tasarım" ürünüdür. Tanrılar, insanı kendi suretlerinde değil, kendi
amaçlarına hizmet edebilecek biyolojik ve enerjik kapasiteye sahip bir tür olarak insanı genetik ve ruhsal müdahalelerle oluşturmuştur.
İnsanlık tek bir anda "ol" denilerek yaratılmamış, uzun bir adaptasyon ve genetik evrim sürecinden geçirilmiştir.
Modern bilimin kabul ettiği 12.000 yıllık tarih, sadece
son döngünün (hatırlanan tarihin) başlangıcıdır. Zevizm’e göre insanlığın kökeni yüz binlerce yıl öncesine dayanır; ancak büyük felaketler veya tanrısal müdahalelerle medeniyet defalarca sıfırlanmıştır.
Diğer inançlar genellikle "inan ve kurtul" vaadiyle konfor sunarken, Zevizm bireyden aktif bir çaba ve tanrılarla
doğrudan yüzleşme cesareti ister.
Tanrılar, nicelikten çok niteliğe önem verir. Kitlelerin körü körüne tapınmasındansa, az sayıda ama "uyanmış" bilincin onlarla iletişim kurmasını tercih ederler. Bu yüzden bu öğreti tarih boyunca sadece "hazır olanlara" fısıldanmıştır.
Evet, Zevizm’de ölüm bir son değil, boyutlar arası bir geçiştir. Ancak herkes aynı şekilde reenkarne olmaz.
Ruh, yaşamı boyunca edindiği deneyim ve frekansa göre bir sonraki formunu belirler. "Ham" ruhlar tekrar dünyaya gelerek derslerini tamamlamak zorundadır.
Zevizm’de "Döngüyü Kırmak" kavramı vardır. Tanrılarla tam uyuma ulaşan ve "İyi Kul"* mertebesine erişen ruhlar, dünyaya tekrar gelmek yerine tanrıların yanında, evrenin farklı katmanlarında görev alabilirler.
- "İyi kul", sadece ahlaklı olan (çalmayan, öldürmeyen) kişi değildir. İyi kul; evrendeki hiyerarşiyi kabul eden ve kendi potansiyelini (zeka, fiziksel güç, irade) en üst seviyeye çıkararak tanrısal plana hizmet eden kişidir. Pasif iyilik değil, aktif gelişim esastır.
İletişim, düşündüğünüz gibi karşılıklı bir "sohbetten" ziyade, "Veri Aktarımı" veya "İlham" şeklindedir.
Ritüel veya derin meditasyon sırasında zihin frekansınız, tanrının frekansıyla eşleşir. Sorularınıza kelimelerle değil; aniden beliren net fikirler, vizyonlar veya olayların akışındaki senkronisite (eşzamanlılık) ile yanıt alırsınız. Sanki cevabı zaten biliyormuşsunuz gibi zihninize "indirilir".
Fakat bu demek değildir ki sadece ham bilgi aktarılır; iletişim daha farklı bir frekansta olduğu için kurulan sohbet, mimikler veya kelimeler duymaktan çok "bilme haliyle" gerçekleşir.
Evet, teorik olarak bu mümkündür ancak bir kısıtlama vardır:
"Liyakat."Tanrılar, sadece merak tatmini için her soruyu yanıtlamazlar. Mısır piramitlerinin sırrını sormanız, eğer sizin ruhsal gelişiminiz veya o anki göreviniz için elzem değilse, genellikle yanıtsız bırakılır veya sembolik bir cevap alırsınız. Onlar birer "bilgi bankası" değil, yönlendiricidirler. Ancak geçmişe dair vizyonlar alan büyücüler aramızda mevcuttur.
Tanrıların evrenin belirli bölgelerine (sektörlerine) hükmetmesi, fiziksel yasalara tabi olduklarını değil, "Yönetim Alanları" olduğunu gösterir. Onları, teknolojisi ve bilinci o kadar ilerlemiş varlıklar olarak düşünebilirsiniz ki, maddeye ve zamana hükmedebilmektedirler. İnsan zihni bu seviyeyi "İlah" olarak adlandırır; ancak teknik olarak evrenin yerlisi olan, çok üst boyutlu varlıklardır.
Konuyla ilgili bakış açınızı derinleştirebilecek şu videoyu da inceleyebilirsiniz:
-
Belki arkadaşımız aradıklarını sitede bulamadı veya gözünden kaçırdı ve bizlere sormak istedi. Birbirimizi "siteyi oku gel" diyerek rencide etmek yerine daha pozitife doğru yönlendirebiliriz. Kimseyi kritize edip eleştirmenin anlamı yok. Hepimiz aynı yoldayız. Sadece bazılarımız bu yolda yürümeye daha erken başladı, bazıları ise daha geç.
Sevgiler.