Satan's passenger
New member
- Joined
- Feb 16, 2025
- Messages
- 43
Öncelikle tüm abilerime/ablalarıma ve kardeşlerime esenlikler. Umarım herşey yolundadır.
Bugün bu platformda açtığım diğer konulardan biraz daha farklı ve içsel, belki daha samimi bir soru soracağım.
Yaklaşık 1-2 haftadır bazı şeyleri fark etmeye başladım.
Etrafımda yaşıtlarıma baktığım zaman gördüğüm manzaraya hiçbir zaman sahip olmadım. Hiçbir zaman babam beni gün içinde arayıp halimi hatrımı sormadı, varlığını hissettirmedi. Bir haftasonu "hadi oğlum gel buraya gidiyoruz" demedi. Hiçbir zaman oturup karşıma ne istediğimi sormadı. Hiçbir zaman benimle derinden bir sohbette bulunmadı, samimi olmadı. Onu tanıdığımdan beri mesafeli, sınırlı, ve çok isteksiz, hevessiz.
Hayatın güllük gülistanlık olmadığını, herkesin hayatta birşeylerle mücadele ettiğini, herkesin bir derdi, bir uğraşı, bir işi olduğunu elbette biliyorum. Burada anlatmak ve aynı zamanda benim de anlamak istediğim şey neden babamın bu kadar soyutlanmış olduğu.
Bana araba kullanmayı öğretmedi, ben kendim öğrendim bazen çalıştığım dükkanda kamyonetleri ve minibüsleri kullanıyorum. Yine de adam akıllı trafiğe çıkmadım.
Şu hayatta istediğim tek ekstrem şey bir motorumun olmasıydı, lâkin bir kaza yaptım ve herşey ama herşey altüst oldu. Arkadaşım bacağından ameliyat oldu. Karşı taraf 200.000 tl talep etti. Belki de kasko şirketi dava açacak.
Çok samimi söylüyorum şu hayatta nefesimi kesen, duyunca, görünce, hissedince tüm algılarımı açan ve tüm hislerimi tavan yapan tek ama tek şey motordu.
O kadar çok istiyordum ki, anlatamam.
Ama şubat ayında yaptığım kazadan dolayı motoru yasakladılar.
Yaşıtlarıma bakıyorum; kardeşlerine kendi motorlarını verip kullanmayı öğretiyorlar. Arkalarına bindirip vakit geçiriyorlar. Öğretiyorlar.
Ama babam hayatında daha 1 defa kullandığım arabaya bindi. O da birkaç sene önce henüz ilk araba kullandığım zamanlardı.
Ben düşünüyorum ki benim bir oğlum olsa ona asla yokluğumu hissettirmem. Her daim başına ne gelirse gelsin, sevincini hüznünü rahatça paylaşabileceği, bir şey isterken ezilip büzülmeyeceği sayılı kişilerden olmak isterim. Ona motorsiklet kullanmayı, araba kullanmayı öğretirim. Onunla ilişkiler hakkında konuşurum. Onun için heveslenirim.
Ama babam bunlarım hiçbirini yapmıyor.
Gün içinde bir babamın olduğunu hatırlamıyorum bile.
Haftanın 6 günü çok afedersiniz çok özür dileyerek söylüyorum amk sanayisinde yüzüne tükürülmeyecek insanlarla çalışıyorum.
Ve 1 pazar kendim bir yere çıksam annem her daim beni darlayıp arıyor, neredesin, şuraya gitme şuraya git diyor. Ona onu dinlemeyeceğimi ve çok sıktığını söyleyince anneyim çok normal gibi şeylerle meşrulaştırıyor.
Ve ben fark ettim ki sanki köpek gibi varlık içinde yokluk çekiyor, adamdan sayılmıyor ve eksik hissediyorum.
Biri babasıyla bir anını anlatınca sadece dalıp gidiyorum. Biri motoru hakkında konuşmaya başlayınca, motoruyla gelince dalıp gidiyorum. Saatlerce o motoru izliyorum.
İnsanların ailesiyle kurduğu ilişkileri dinlemeyi seviyorum. Biri saatlerce babasıyla geçirdiği 10 saniyeyi anlatsa sıkılmadan dinlerim.
Motorunu paylaşsa saatlerce izlerim.
Haset bir duygu beslemiyorum. Sadece biraz buruluyorum. Yaşıtlarım için çok mutluyum sevinçliyim çok daha iyilerine sahip olsunlar isterim. Kıskançlığı hiç sevmem.
Bundan çok daha kötü durumda olan insanların da olduğunu biliyorum. Şımarıklık için yazmıyorum. Sadece biraz buruluyorum.
Ve ayrıca dün babam bugün de annem birbirinden habersiz bir biçimde bana birkaç yıl daha yaşarsam yaşarım gibi şeyler söylüyorlar. Ayrıca ikisi de sağlık kontrollerini yapmıyor. Ve ikisi de diyabet hastası.
Eski yazılarımda ne kadar ailemden nefret ediyor gibi görünsem de aslında sadece buruluyorum. Belki de ihmal edilmekten nefret ediyorum.
Ne yapmam gerektiğini bilmiyorum. Eskiden şiddetli depresyon dönemli geçirdim, deneyimledim. Bir süre ilaç kullandım. Çok daha kötü hissettiğim zamanlar fazlasıyla oldu. Günlerce yemek yemediğim, sadece sigara içtiğim zamanlar oldu.
Yani o dönemdeki gibi depresif değilim. Gayet güçlüyüm ve buradayım. Var olacağım. Sadece sorguluyorum; neden?
Bugün bu platformda açtığım diğer konulardan biraz daha farklı ve içsel, belki daha samimi bir soru soracağım.
Yaklaşık 1-2 haftadır bazı şeyleri fark etmeye başladım.
Etrafımda yaşıtlarıma baktığım zaman gördüğüm manzaraya hiçbir zaman sahip olmadım. Hiçbir zaman babam beni gün içinde arayıp halimi hatrımı sormadı, varlığını hissettirmedi. Bir haftasonu "hadi oğlum gel buraya gidiyoruz" demedi. Hiçbir zaman oturup karşıma ne istediğimi sormadı. Hiçbir zaman benimle derinden bir sohbette bulunmadı, samimi olmadı. Onu tanıdığımdan beri mesafeli, sınırlı, ve çok isteksiz, hevessiz.
Hayatın güllük gülistanlık olmadığını, herkesin hayatta birşeylerle mücadele ettiğini, herkesin bir derdi, bir uğraşı, bir işi olduğunu elbette biliyorum. Burada anlatmak ve aynı zamanda benim de anlamak istediğim şey neden babamın bu kadar soyutlanmış olduğu.
Bana araba kullanmayı öğretmedi, ben kendim öğrendim bazen çalıştığım dükkanda kamyonetleri ve minibüsleri kullanıyorum. Yine de adam akıllı trafiğe çıkmadım.
Şu hayatta istediğim tek ekstrem şey bir motorumun olmasıydı, lâkin bir kaza yaptım ve herşey ama herşey altüst oldu. Arkadaşım bacağından ameliyat oldu. Karşı taraf 200.000 tl talep etti. Belki de kasko şirketi dava açacak.
Çok samimi söylüyorum şu hayatta nefesimi kesen, duyunca, görünce, hissedince tüm algılarımı açan ve tüm hislerimi tavan yapan tek ama tek şey motordu.
O kadar çok istiyordum ki, anlatamam.
Ama şubat ayında yaptığım kazadan dolayı motoru yasakladılar.
Yaşıtlarıma bakıyorum; kardeşlerine kendi motorlarını verip kullanmayı öğretiyorlar. Arkalarına bindirip vakit geçiriyorlar. Öğretiyorlar.
Ama babam hayatında daha 1 defa kullandığım arabaya bindi. O da birkaç sene önce henüz ilk araba kullandığım zamanlardı.
Ben düşünüyorum ki benim bir oğlum olsa ona asla yokluğumu hissettirmem. Her daim başına ne gelirse gelsin, sevincini hüznünü rahatça paylaşabileceği, bir şey isterken ezilip büzülmeyeceği sayılı kişilerden olmak isterim. Ona motorsiklet kullanmayı, araba kullanmayı öğretirim. Onunla ilişkiler hakkında konuşurum. Onun için heveslenirim.
Ama babam bunlarım hiçbirini yapmıyor.
Gün içinde bir babamın olduğunu hatırlamıyorum bile.
Haftanın 6 günü çok afedersiniz çok özür dileyerek söylüyorum amk sanayisinde yüzüne tükürülmeyecek insanlarla çalışıyorum.
Ve 1 pazar kendim bir yere çıksam annem her daim beni darlayıp arıyor, neredesin, şuraya gitme şuraya git diyor. Ona onu dinlemeyeceğimi ve çok sıktığını söyleyince anneyim çok normal gibi şeylerle meşrulaştırıyor.
Ve ben fark ettim ki sanki köpek gibi varlık içinde yokluk çekiyor, adamdan sayılmıyor ve eksik hissediyorum.
Biri babasıyla bir anını anlatınca sadece dalıp gidiyorum. Biri motoru hakkında konuşmaya başlayınca, motoruyla gelince dalıp gidiyorum. Saatlerce o motoru izliyorum.
İnsanların ailesiyle kurduğu ilişkileri dinlemeyi seviyorum. Biri saatlerce babasıyla geçirdiği 10 saniyeyi anlatsa sıkılmadan dinlerim.
Motorunu paylaşsa saatlerce izlerim.
Haset bir duygu beslemiyorum. Sadece biraz buruluyorum. Yaşıtlarım için çok mutluyum sevinçliyim çok daha iyilerine sahip olsunlar isterim. Kıskançlığı hiç sevmem.
Bundan çok daha kötü durumda olan insanların da olduğunu biliyorum. Şımarıklık için yazmıyorum. Sadece biraz buruluyorum.
Ve ayrıca dün babam bugün de annem birbirinden habersiz bir biçimde bana birkaç yıl daha yaşarsam yaşarım gibi şeyler söylüyorlar. Ayrıca ikisi de sağlık kontrollerini yapmıyor. Ve ikisi de diyabet hastası.
Eski yazılarımda ne kadar ailemden nefret ediyor gibi görünsem de aslında sadece buruluyorum. Belki de ihmal edilmekten nefret ediyorum.
Ne yapmam gerektiğini bilmiyorum. Eskiden şiddetli depresyon dönemli geçirdim, deneyimledim. Bir süre ilaç kullandım. Çok daha kötü hissettiğim zamanlar fazlasıyla oldu. Günlerce yemek yemediğim, sadece sigara içtiğim zamanlar oldu.
Yani o dönemdeki gibi depresif değilim. Gayet güçlüyüm ve buradayım. Var olacağım. Sadece sorguluyorum; neden?