Welcome to the Temple of Zeus's Official Forums!

Welcome to the official forums for the Temple of Zeus. Please consider registering an account to join our community.

İçsel karmaşa

Satan's passenger

New member
Joined
Feb 16, 2025
Messages
44
Öncelikle tüm abilerime/ablalarıma ve kardeşlerime esenlikler. Umarım herşey yolundadır.

Bugün bu platformda açtığım diğer konulardan biraz daha farklı ve içsel, belki daha samimi bir soru soracağım.

Yaklaşık 1-2 haftadır bazı şeyleri fark etmeye başladım.

Etrafımda yaşıtlarıma baktığım zaman gördüğüm manzaraya hiçbir zaman sahip olmadım. Hiçbir zaman babam beni gün içinde arayıp halimi hatrımı sormadı, varlığını hissettirmedi. Bir haftasonu "hadi oğlum gel buraya gidiyoruz" demedi. Hiçbir zaman oturup karşıma ne istediğimi sormadı. Hiçbir zaman benimle derinden bir sohbette bulunmadı, samimi olmadı. Onu tanıdığımdan beri mesafeli, sınırlı, ve çok isteksiz, hevessiz.

Hayatın güllük gülistanlık olmadığını, herkesin hayatta birşeylerle mücadele ettiğini, herkesin bir derdi, bir uğraşı, bir işi olduğunu elbette biliyorum. Burada anlatmak ve aynı zamanda benim de anlamak istediğim şey neden babamın bu kadar soyutlanmış olduğu.


Bana araba kullanmayı öğretmedi, ben kendim öğrendim bazen çalıştığım dükkanda kamyonetleri ve minibüsleri kullanıyorum. Yine de adam akıllı trafiğe çıkmadım.


Şu hayatta istediğim tek ekstrem şey bir motorumun olmasıydı, lâkin bir kaza yaptım ve herşey ama herşey altüst oldu. Arkadaşım bacağından ameliyat oldu. Karşı taraf 200.000 tl talep etti. Belki de kasko şirketi dava açacak.


Çok samimi söylüyorum şu hayatta nefesimi kesen, duyunca, görünce, hissedince tüm algılarımı açan ve tüm hislerimi tavan yapan tek ama tek şey motordu.

O kadar çok istiyordum ki, anlatamam.


Ama şubat ayında yaptığım kazadan dolayı motoru yasakladılar.

Yaşıtlarıma bakıyorum; kardeşlerine kendi motorlarını verip kullanmayı öğretiyorlar. Arkalarına bindirip vakit geçiriyorlar. Öğretiyorlar.


Ama babam hayatında daha 1 defa kullandığım arabaya bindi. O da birkaç sene önce henüz ilk araba kullandığım zamanlardı.


Ben düşünüyorum ki benim bir oğlum olsa ona asla yokluğumu hissettirmem. Her daim başına ne gelirse gelsin, sevincini hüznünü rahatça paylaşabileceği, bir şey isterken ezilip büzülmeyeceği sayılı kişilerden olmak isterim. Ona motorsiklet kullanmayı, araba kullanmayı öğretirim. Onunla ilişkiler hakkında konuşurum. Onun için heveslenirim.



Ama babam bunlarım hiçbirini yapmıyor.

Gün içinde bir babamın olduğunu hatırlamıyorum bile.


Haftanın 6 günü çok afedersiniz çok özür dileyerek söylüyorum amk sanayisinde yüzüne tükürülmeyecek insanlarla çalışıyorum.

Ve 1 pazar kendim bir yere çıksam annem her daim beni darlayıp arıyor, neredesin, şuraya gitme şuraya git diyor. Ona onu dinlemeyeceğimi ve çok sıktığını söyleyince anneyim çok normal gibi şeylerle meşrulaştırıyor.



Ve ben fark ettim ki sanki köpek gibi varlık içinde yokluk çekiyor, adamdan sayılmıyor ve eksik hissediyorum.


Biri babasıyla bir anını anlatınca sadece dalıp gidiyorum. Biri motoru hakkında konuşmaya başlayınca, motoruyla gelince dalıp gidiyorum. Saatlerce o motoru izliyorum.


İnsanların ailesiyle kurduğu ilişkileri dinlemeyi seviyorum. Biri saatlerce babasıyla geçirdiği 10 saniyeyi anlatsa sıkılmadan dinlerim.

Motorunu paylaşsa saatlerce izlerim.


Haset bir duygu beslemiyorum. Sadece biraz buruluyorum. Yaşıtlarım için çok mutluyum sevinçliyim çok daha iyilerine sahip olsunlar isterim. Kıskançlığı hiç sevmem.




Bundan çok daha kötü durumda olan insanların da olduğunu biliyorum. Şımarıklık için yazmıyorum. Sadece biraz buruluyorum.

Ve ayrıca dün babam bugün de annem birbirinden habersiz bir biçimde bana birkaç yıl daha yaşarsam yaşarım gibi şeyler söylüyorlar. Ayrıca ikisi de sağlık kontrollerini yapmıyor. Ve ikisi de diyabet hastası.



Eski yazılarımda ne kadar ailemden nefret ediyor gibi görünsem de aslında sadece buruluyorum. Belki de ihmal edilmekten nefret ediyorum.



Ne yapmam gerektiğini bilmiyorum. Eskiden şiddetli depresyon dönemli geçirdim, deneyimledim. Bir süre ilaç kullandım. Çok daha kötü hissettiğim zamanlar fazlasıyla oldu. Günlerce yemek yemediğim, sadece sigara içtiğim zamanlar oldu.



Yani o dönemdeki gibi depresif değilim. Gayet güçlüyüm ve buradayım. Var olacağım. Sadece sorguluyorum; neden?
 
Öncelikle tüm abilerime/ablalarıma ve kardeşlerime esenlikler. Umarım herşey yolundadır.

Bugün bu platformda açtığım diğer konulardan biraz daha farklı ve içsel, belki daha samimi bir soru soracağım.

Yaklaşık 1-2 haftadır bazı şeyleri fark etmeye başladım.

Etrafımda yaşıtlarıma baktığım zaman gördüğüm manzaraya hiçbir zaman sahip olmadım. Hiçbir zaman babam beni gün içinde arayıp halimi hatrımı sormadı, varlığını hissettirmedi. Bir haftasonu "hadi oğlum gel buraya gidiyoruz" demedi. Hiçbir zaman oturup karşıma ne istediğimi sormadı. Hiçbir zaman benimle derinden bir sohbette bulunmadı, samimi olmadı. Onu tanıdığımdan beri mesafeli, sınırlı, ve çok isteksiz, hevessiz.

Hayatın güllük gülistanlık olmadığını, herkesin hayatta birşeylerle mücadele ettiğini, herkesin bir derdi, bir uğraşı, bir işi olduğunu elbette biliyorum. Burada anlatmak ve aynı zamanda benim de anlamak istediğim şey neden babamın bu kadar soyutlanmış olduğu.


Bana araba kullanmayı öğretmedi, ben kendim öğrendim bazen çalıştığım dükkanda kamyonetleri ve minibüsleri kullanıyorum. Yine de adam akıllı trafiğe çıkmadım.


Şu hayatta istediğim tek ekstrem şey bir motorumun olmasıydı, lâkin bir kaza yaptım ve herşey ama herşey altüst oldu. Arkadaşım bacağından ameliyat oldu. Karşı taraf 200.000 tl talep etti. Belki de kasko şirketi dava açacak.


Çok samimi söylüyorum şu hayatta nefesimi kesen, duyunca, görünce, hissedince tüm algılarımı açan ve tüm hislerimi tavan yapan tek ama tek şey motordu.

O kadar çok istiyordum ki, anlatamam.


Ama şubat ayında yaptığım kazadan dolayı motoru yasakladılar.

Yaşıtlarıma bakıyorum; kardeşlerine kendi motorlarını verip kullanmayı öğretiyorlar. Arkalarına bindirip vakit geçiriyorlar. Öğretiyorlar.


Ama babam hayatında daha 1 defa kullandığım arabaya bindi. O da birkaç sene önce henüz ilk araba kullandığım zamanlardı.


Ben düşünüyorum ki benim bir oğlum olsa ona asla yokluğumu hissettirmem. Her daim başına ne gelirse gelsin, sevincini hüznünü rahatça paylaşabileceği, bir şey isterken ezilip büzülmeyeceği sayılı kişilerden olmak isterim. Ona motorsiklet kullanmayı, araba kullanmayı öğretirim. Onunla ilişkiler hakkında konuşurum. Onun için heveslenirim.



Ama babam bunlarım hiçbirini yapmıyor.

Gün içinde bir babamın olduğunu hatırlamıyorum bile.


Haftanın 6 günü çok afedersiniz çok özür dileyerek söylüyorum amk sanayisinde yüzüne tükürülmeyecek insanlarla çalışıyorum.

Ve 1 pazar kendim bir yere çıksam annem her daim beni darlayıp arıyor, neredesin, şuraya gitme şuraya git diyor. Ona onu dinlemeyeceğimi ve çok sıktığını söyleyince anneyim çok normal gibi şeylerle meşrulaştırıyor.



Ve ben fark ettim ki sanki köpek gibi varlık içinde yokluk çekiyor, adamdan sayılmıyor ve eksik hissediyorum.


Biri babasıyla bir anını anlatınca sadece dalıp gidiyorum. Biri motoru hakkında konuşmaya başlayınca, motoruyla gelince dalıp gidiyorum. Saatlerce o motoru izliyorum.


İnsanların ailesiyle kurduğu ilişkileri dinlemeyi seviyorum. Biri saatlerce babasıyla geçirdiği 10 saniyeyi anlatsa sıkılmadan dinlerim.

Motorunu paylaşsa saatlerce izlerim.


Haset bir duygu beslemiyorum. Sadece biraz buruluyorum. Yaşıtlarım için çok mutluyum sevinçliyim çok daha iyilerine sahip olsunlar isterim. Kıskançlığı hiç sevmem.




Bundan çok daha kötü durumda olan insanların da olduğunu biliyorum. Şımarıklık için yazmıyorum. Sadece biraz buruluyorum.

Ve ayrıca dün babam bugün de annem birbirinden habersiz bir biçimde bana birkaç yıl daha yaşarsam yaşarım gibi şeyler söylüyorlar. Ayrıca ikisi de sağlık kontrollerini yapmıyor. Ve ikisi de diyabet hastası.



Eski yazılarımda ne kadar ailemden nefret ediyor gibi görünsem de aslında sadece buruluyorum. Belki de ihmal edilmekten nefret ediyorum.



Ne yapmam gerektiğini bilmiyorum. Eskiden şiddetli depresyon dönemli geçirdim, deneyimledim. Bir süre ilaç kullandım. Çok daha kötü hissettiğim zamanlar fazlasıyla oldu. Günlerce yemek yemediğim, sadece sigara içtiğim zamanlar oldu.



Yani o dönemdeki gibi depresif değilim. Gayet güçlüyüm ve buradayım. Var olacağım. Sadece sorguluyorum; neden?
Senin suçun değil. Senin elinde değil. Seni anlıyorum, okurken hissettim. Nedeni olarak astrolojik olabilir. Aile yapısından dolayı olabilir. Türk aile yapısı genelde böyledir, bazen daha kötü veya daha iyiler çıkabiliyor.

Sanayide çalışıyorsun yani usta olabilirsin. Bir hedefin var mı yoksa usta olmak isteyip çıraklığa mı katlanıyorsun bilmiyorum ama kendine göre davran. Kendi kuralların olsun. Kimseye yaranmaya çalışma. İyi bir şey yapsan ona da sallayacak bir şey çıkarırlar. Sadece odaklan. Onların gözüne girmek için değil kendi değerini kendin hissetmek için bir şeyler yap. Sonrasında zaten bunu diğer insanlarda anlayıp ona göre davranacak.

Bunlar seni üzmesin, hırslandırsın. Mutlaka bir hedefin olsun. Para biriktir ve sonra siktiğimin o motorunu al aileni de dinleme. Sana önem vermeyen adam yerine koymayan kişiyi baban bile olsa dinleme. Annene de o tarz durumlarda he de geç. Yine kendi bildiğini, istediğini yap. Kendine bir hikaye yarat. Kaderinin altında ezildiğin bir hayatı kimse dinlemek istemez. Kaç yaşında adamsın ve eminim güçlü de bir iradeye sahipsindir ama artık bu muhtaçlıktan tamamen sıyrıl. Emin ol asıl o zaman seni fark edecekler. O zamanlarda geldiğinde normal davran kendini ezdirme çünkü o zamanlarda da otoritenin sarsılmasından endişe edip özellikle ezme ve aşağılama girişiminde bulunabilirler. Seni testte ediyor olabilirler gerçekten adam oldu mu diye. Sarılmazsan kanıtlarsın.

Tüm bunları yaptıktan sonra kendini bulmuş olacaksın. O zaman gelince ailene karşı bakışında değişecek. Onlar senin düşmanın değil. Kendi yaşadıklarından başka bir şey bilmedikleri için aynısının benzerini yaşatan insanlar. Ancak bunu şu anda düşünmene gerek yok. Çünkü şu anda düşünmem gereken daha önemli şeylerin var. Kendi hayatınının kontrolünü eline almak gibi.
 
Senin suçun değil. Senin elinde değil. Seni anlıyorum, okurken hissettim. Nedeni olarak astrolojik olabilir. Aile yapısından dolayı olabilir. Türk aile yapısı genelde böyledir, bazen daha kötü veya daha iyiler çıkabiliyor.

Sanayide çalışıyorsun yani usta olabilirsin. Bir hedefin var mı yoksa usta olmak isteyip çıraklığa mı katlanıyorsun bilmiyorum ama kendine göre davran. Kendi kuralların olsun. Kimseye yaranmaya çalışma. İyi bir şey yapsan ona da sallayacak bir şey çıkarırlar. Sadece odaklan. Onların gözüne girmek için değil kendi değerini kendin hissetmek için bir şeyler yap. Sonrasında zaten bunu diğer insanlarda anlayıp ona göre davranacak.

Bunlar seni üzmesin, hırslandırsın. Mutlaka bir hedefin olsun. Para biriktir ve sonra siktiğimin o motorunu al aileni de dinleme. Sana önem vermeyen adam yerine koymayan kişiyi baban bile olsa dinleme. Annene de o tarz durumlarda he de geç. Yine kendi bildiğini, istediğini yap. Kendine bir hikaye yarat. Kaderinin altında ezildiğin bir hayatı kimse dinlemek istemez. Kaç yaşında adamsın ve eminim güçlü de bir iradeye sahipsindir ama artık bu muhtaçlıktan tamamen sıyrıl. Emin ol asıl o zaman seni fark edecekler. O zamanlarda geldiğinde normal davran kendini ezdirme çünkü o zamanlarda da otoritenin sarsılmasından endişe edip özellikle ezme ve aşağılama girişiminde bulunabilirler. Seni testte ediyor olabilirler gerçekten adam oldu mu diye. Sarılmazsan kanıtlarsın.

Tüm bunları yaptıktan sonra kendini bulmuş olacaksın. O zaman gelince ailene karşı bakışında değişecek. Onlar senin düşmanın değil. Kendi yaşadıklarından başka bir şey bilmedikleri için aynısının benzerini yaşatan insanlar. Ancak bunu şu anda düşünmene gerek yok. Çünkü şu anda düşünmem gereken daha önemli şeylerin var. Kendi hayatınının kontrolünü eline almak gibi.
Yanıtınız için teşekkür ederim.


Bu yazınız bende farklı bakış açılarımı tetikledi.

Bazen sadece susup sanayiye katlanıp birkaç yılda motor, telefon, ehliyet ve belki biraz göç parası mı biriktirsem diyorum.

Bazen de sikerim işini diyip bir anda rest çekesim geliyor.

(Forumda küfür kullanmaya dair kuralları bilmiyorum ama sanırım tamamen yasak değil)


Sanayide oto elektrikçi olarak çalışıyorum. 2 seneye yakın çalıştığım yerden ayrıldım ve hemen birkaç dükkan yanında işe başladım. Daha maaşımı bile bilmiyorum ayın dolmasını bekliyorum. Patron sürekli hiçbir s*kim bilmeden bağırıp çağırıyor, müşterinin içinde azarlıyor. Doğru yaptığım işte bile azar çekiyor, hiçbir şeyden memnun olmuyor kendisi.



Ama bilmiyorum. Dayanmalı mıyım yoksa rest çekip gerçekten istediğim mesleğe mi başlamalıyım bilmiyorum.


Dövme sanatçısı olmak istiyorum.
Başarılı bir dövme sanatçısı.

Ve eğer bir engel çıkmazsa bg vatandaşı kız arkadaşım ile çok erken yaşta evlenip yurtdışında mesleğimi icraat etmek istiyorum.


Beni en çok ikileme düşürüen kısım tam olaraı şu;

Eğer sanayide çalışmaya devam edersem maaşımla dövme seti alabilirim. Bir süre suni derilerde pratik edip yaklaşık 1 2 sene içinde gelire döküp insanlara ve arkadaşlarıma dövme yapabilirim.

Beni yansıtan işte bulunabilirim ve sanki kendini bulurum.


Her daim beni yansıtan şeylerin motor ve dövme sanatçılığı olduğunu düşünüyorum.

Sizce sanayiye katlanıp motor için, ehliyet için, dövme seti için para biriktirmek mi daha mantıklı, yoksa belki daha az iş yükü olan, belki burgerking gibi biryerde tezgah elemanı olarak vakit geçirmek mi daha mantıklı?


Sanayideki iş yüküm bir hâyli fazla.

Haftanın minimum 4 günü işten dolayı oturamıyorum, mola diye bir şey yok zaten. 12 13 bazen 15 saat çalışıyorum.



Ne yapacağımı hiç bilmiyorum. Ve meditasyon konusunda da sıkıntı çekiyorum. Derinlerde beni etkileyen ve daimliğimi bozan bir unsur yatıyor. Bu sorunu çözmeliyim. İrade ve istikrar problemi çekiyorum sanırım. Adam akıllı düzenli meditasyon yapmayalı aylar oldu. Ayrıca bu zamana kadar da hayatta kalmam mucize.



Çok karışık yazdım biliyorum. Cümleleri toparlamakta zorluk çekiyorum. Anlayacağınızı umuyorum.
 
Sizce sanayiye katlanıp motor için, ehliyet için, dövme seti için para biriktirmek mi daha mantıklı, yoksa belki daha az iş yükü olan, belki burgerking gibi biryerde tezgah elemanı olarak vakit geçirmek mi daha mantıklı?
Bu konu hakkında size yol göstermesi için koruyucunuzdan ya da Zeus'tan yardım isteyebilirsiniz, en doğrusunu onlar bilecektir.
 
(Forumda küfür kullanmaya dair kuralları bilmiyorum ama sanırım tamamen yasak değil)
Tamamen yasak olmasa da küfür etmemeye özen gösteriliyor. Fakat böyle bir durumda küfür etmemek elde değil. Bazen çok iyi bir deşarj oluyor.


Dövme sanatçısı olmak istiyorum.
Başarılı bir dövme sanatçısı.

Ve eğer bir engel çıkmazsa bg vatandaşı kız arkadaşım ile çok erken yaşta evlenip yurtdışında mesleğimi icraat etmek istiyorum.
Bir hayalinizin ve hedefinizin olması çok güzel. Çünkü bu en büyük motivasyon kaynağınız.
Beni en çok ikileme düşürüen kısım tam olaraı şu;

Eğer sanayide çalışmaya devam edersem maaşımla dövme seti alabilirim. Bir süre suni derilerde pratik edip yaklaşık 1 2 sene içinde gelire döküp insanlara ve arkadaşlarıma dövme yapabilirim.

Beni yansıtan işte bulunabilirim ve sanki kendini bulurum.


Her daim beni yansıtan şeylerin motor ve dövme sanatçılığı olduğunu düşünüyorum.

Sizce sanayiye katlanıp motor için, ehliyet için, dövme seti için para biriktirmek mi daha mantıklı, yoksa belki daha az iş yükü olan, belki burgerking gibi biryerde tezgah elemanı olarak vakit geçirmek mi daha mantıklı?
Saniyeye hedefiniz için yeterli parayı kazanana kadar bir süre dayanmak en mantıklısı ancak şu andaki yeni patronunuzun tutumu ve paranızın belli bile olmaması çok kötü bir durum. Yerinizde olsam istifayı basıp farklı ve düzgün bir sanayide çalışırdım. Patronlar her şeyi bildiklerini ve çalışanlara istedikleri gibi davranabileceklerini sanıyorlar. Öyle olmadığını kanıtlayın. Maaş gününü bekleyip ilk size bağırışında istifayı basabilirsiniz. O zamana kadar da çaktırmadan yeni iş yerleri arayın.

Daha az iş yükü olan diye bahsettiğiniz mesleklerinde güllük gülistanlık olacağını sanmıyorum. Yine de başka yer bulamazsanız o tarz yerlerde de istediğiniz miktarı elde edene kadar bir süre çalışın. Hatta direkt bir dövmecide çırak olarakta çalışabilirsiniz.
Ne yapacağımı hiç bilmiyorum. Ve meditasyon konusunda da sıkıntı çekiyorum. Derinlerde beni etkileyen ve daimliğimi bozan bir unsur yatıyor. Bu sorunu çözmeliyim. İrade ve istikrar problemi çekiyorum sanırım. Adam akıllı düzenli meditasyon yapmayalı aylar oldu. Ayrıca bu zamana kadar da hayatta kalmam mucize.
Dünya hayatı ve ruh birbirine bağlıdır. Fizikselde işleri yoluna koydukça ruhunuzun hafifleyip özgürleştiğini ve meditasyonlara daha yoğun odaklanma ve iştahla giriştiğinizi göreceksiniz. Yine de şimdiden kendinizi biraz da olsa zorlamanız lazım. Temel mediyasyonları yapın. Gerisi gelir.
 

Official Temple of Zeus Links

Back
Top