Alexguardra
Member
- Joined
- Oct 3, 2024
- Messages
- 170
Öncelikle şunu söyleyerek başlamak istiyorum ki Türk ırkının etnik kökeni asyaya dayanmaktadır ve kesinlikle beyaz bir ırk değildir. "O zaman o başlık ne alaka?" dediğinizi tahmin edebiliyorum, anlatayım:
(Başlamadan önce "DWAE: Karma" ve "DWAE: Mass Karma" vaazlarını okumanızı öneririm.)
Bildiğimiz üzere hepimizin şahsi ve bağlı bulunduğumuz kan hatları doğrultusunda kitlesel karmalarımız var. Bu yazıda kitlesel karmanın işaret ettiğin sorunlar üzerinden Anadolu'ya bir bakış atacağız.
Asyalılar
Asyalıların en büyük temsilcilerinden biri tartışmaya kapalı olacak şekilde çinlilerdir. Bulundukları konuma tarihlerinin başından beri sanki bir zamkla yapıştırlmışlar gibidir ve sadece genişleyip daralırken hareket etmişlerdir. Elbette iç göçer ve özellikle 19.yy ve 20.yy da ekonomik sebeplerden ötürü dış göçler yaşanmıştır fakat uzak doğudaki kalıcılıkları ve çekil gözleriyle asyalı olduklarını çocuklar bile bilirler. Vermeleri gerek sınav ise komünizmle doğrudan ilgilidir. Eve geldiğinizde ellerinizi düzenli olarak yıkıyor musunuz
, o halde +10 social credit
️, ne gece size verilen osurma kotasını aştınız 2 kez fazla osurarak fazla metan gazı mı saldınız
?! -3000 social credit
️ ve ayrıca içinde tüm birikimini(121$) tuttuğun banka hesabına el koyuldu! Yani anlayacağınız bu adamların başı maoyla belada.
Japonyaya gelelim, evet kapitalizmin kalelerinden biri gibiler fakat japonya denildiğinde aklımıza gelen ilk kelime honda veya mazda değil; Hiroşima ve Nagasaki. Kafasına yediği iki atom bombasının sebebinin Rockwell'in de söylediği gibi komünizm karşıtlığı olduğunu biliyoruz, yani karmaları gene bir şekilde komünizmle ilgiliydi.
Kuzey Kore doğrudan komünizmle ve Güney Kore de Kuzey Kore ile mücadele ediyorlar. Laos, Vietnam falan filan... Kısacası ibrahimi dinleri benimsemeyen asyalılar doğrudan komünist-metaryalist bir sistemle sınav içindeler diyebilirz.
Peki asyadaki Türkler ne durumdalar? Genellikle müslümanlar ve komünist bir hükümet tarafından asimile edilmeye çalışılıyorlar veya çalışılmışlar. Güneyde Doğu Türkistan ve kuzeyde kendi dillerini bile konuşmayı unutup rusça konuşmaya başlayan diğer Türk devletleri ve hatta yakın zmana kadar sovyetlerin işgali altındaki Azerbaycan buna örnek gösterilenilir.
Orta asyanın güneyinde ve afrikaya yakın taraflara baktığımızda ise komünizmin 21.yy başlarken bu diyarı terkettiğini fakat yerini radikal islama ve bunu yan etkisi büyük bir hijyen, sağlık sıkıntısına ve pek tabi kadın düşmanlığının en abartı seviyeye ulaştığı bir durum görüyoruz. İslamı tam anlamıyla benimsemeyen Hindiatanda kadın düşmanlığının olmadığını ve eğlenceli kültürlerini bir parça koruyabildiklerini görüyoruz fakat gene de hijyen sıkıntılarıyla boğuşuyorlar. Bu hijyen sıkıntıları sadece kültürel değil aynı zamanda ekonomik sebeplerden dolayı ortaya çıkıyor.
Yani özetleyecek olursak asya genelde komünizmden ya doğrudan etkileniyor, ya geçmişte etkilenmiş ve kurtulmak için basiretaizlikle islama sarılmış yada sınırındaki bir komünistin baskısı altında.
Siyahlar(Afrikalılar)
Maalesef bir ırk olarak ne zaman bu kelimeyi kullansak akla ilk gelen şeylerden biri kölelik oluyor. Yahudiler tarafından gemilerle adeta bir mal gibi ticareti yapılan afrikalılar aslında daha öncesinden bu kadere mahkum edilmişlerdi. Yahudi bir elitin altında büyüyen islam laneti öncesinde de savaşlarda komuta ettikleri bu ırkı bir sermaye olarak görmüş ve cihat anlayışı üzerinden bir sosyal ve ekonomik bir model geliştirerek bir tümör gibi büyümüştür. Yahudi komutanlar aşıladıkları analayış sayesinde islam devletinin büyümesi için bunları ölmeye ikna etmiş ve ganimet ve cariyelik sistemiyle ölmeyenleri de fena halde yozlaştırmıştır. Küresel ticaret ağları oluşmaya başlayınca deniz aşırı dostları da bu yozlaşmış insanları kolonileştirmişlerdir. Günümüzde ise oluşturulan sosyal uçurum nedeniyle hepsi daha iyi şartaların olduğu beyaz adamın ülkelerine gönderilmektedirler.
Özetlemek gerekirse bu ırk şiddetle ehlileştirilmiş bir çiftlik hayvanı muamlesi görmüştür, ve bunun sonucunda cihat, cariye, kölelik, ganimet ve askerlik etrafında dönen, entelktüel her türlü aktiviteden ve dolayısıyla maneviyattan uzak bir yıkım klanına dönüşmüşlerdir.
Beyazlar
Beyaz ırkın kaderi ile başa çıkabilme kabiliyetleri bir çok kez yahudileri strateji değişikliğine itmiştir ve aslında günümüzde hakimiyeglerinin önünde en büyük engel bu gibi görünüyor. Yukarda anlagılan stratejilerin tamamı aslında yahudilerin beyaz ırka saldırmak için icad ettiği stratejilerdir fakat hiç birinde tam anlamıyla başarıya ulaşamamışlardır.
Hristayanlık aracılığıyla beyaz adamın zihnine ve manevi bilgisine saldırmışlardır fakat beyaz adam tarih boyunca druidler, tapınak şövalyeleri, katarlar, masonlar, aydınlanma yazarları ve daha nice şahıs ve teşkilatla bu tür belaların hepsiyle bir şekilde başa çıkmayı başarmıştır.
Bu yüzden beyaz ırk yok edilmelidir ve bu da ancak siyah müslüman dostlar aracılığıyla gerçekleşebilir, yanlızca ırk karıştırarak değil ülkesindeki azınlık ve çeşitli ucube gruplar arasında beyaz adamın suçlu olması gerekmektedir ve özür dilemelidir çünkü o sabah metroya işeyen siyahiye dik dik bakmıştır ve 4358 adet cinsiyeti ezberleyememiştir. Avrupa ise ortalama üreme hızı saate 120km/h olan müslüman dostlarla veya cüzdanların içinde ne olduğunu merak eden zenci dostlarla(elindeki sustalı sadece aksesuar) biraz meşgul görünüyor.
Türkiye Türkleri
İncelediğimiz bu üç grup arasında uğraştığımız sorunlar bakımından en çok hangisine benzediğimizi size sormak istiyorum. Suça sürüklenen çocukların cezai indirimi veya kurucu unsur olan Türklerin ülkedeki en dezavantajlı siyasi konumda olması, yıllardır süren mülteci krizi vs. Bu sorunları yok edilmeye çalışılan beyaz adamın uğraştığı sorunlara çok benzer görüyorum ve bu seble kitlesel karmamızın ve dolayısyla kan hattımızın beyazlara daha yakın olduğunu düşünüyorum. Bu bizi Türk olmaktan çıkarır mı, toplu olarak bir etnik kimlik arayışına girmek gerekli mi? Bunları bilemiyorum fakat mücadele ettiğimiz sorunlar bizi çoktan orta asyadan ayırmış gibi görünüyor.
Siz ne düşünüyorsunuz?
(Başlamadan önce "DWAE: Karma" ve "DWAE: Mass Karma" vaazlarını okumanızı öneririm.)
Bildiğimiz üzere hepimizin şahsi ve bağlı bulunduğumuz kan hatları doğrultusunda kitlesel karmalarımız var. Bu yazıda kitlesel karmanın işaret ettiğin sorunlar üzerinden Anadolu'ya bir bakış atacağız.
Asyalılar
Asyalıların en büyük temsilcilerinden biri tartışmaya kapalı olacak şekilde çinlilerdir. Bulundukları konuma tarihlerinin başından beri sanki bir zamkla yapıştırlmışlar gibidir ve sadece genişleyip daralırken hareket etmişlerdir. Elbette iç göçer ve özellikle 19.yy ve 20.yy da ekonomik sebeplerden ötürü dış göçler yaşanmıştır fakat uzak doğudaki kalıcılıkları ve çekil gözleriyle asyalı olduklarını çocuklar bile bilirler. Vermeleri gerek sınav ise komünizmle doğrudan ilgilidir. Eve geldiğinizde ellerinizi düzenli olarak yıkıyor musunuz




Japonyaya gelelim, evet kapitalizmin kalelerinden biri gibiler fakat japonya denildiğinde aklımıza gelen ilk kelime honda veya mazda değil; Hiroşima ve Nagasaki. Kafasına yediği iki atom bombasının sebebinin Rockwell'in de söylediği gibi komünizm karşıtlığı olduğunu biliyoruz, yani karmaları gene bir şekilde komünizmle ilgiliydi.
Kuzey Kore doğrudan komünizmle ve Güney Kore de Kuzey Kore ile mücadele ediyorlar. Laos, Vietnam falan filan... Kısacası ibrahimi dinleri benimsemeyen asyalılar doğrudan komünist-metaryalist bir sistemle sınav içindeler diyebilirz.
Peki asyadaki Türkler ne durumdalar? Genellikle müslümanlar ve komünist bir hükümet tarafından asimile edilmeye çalışılıyorlar veya çalışılmışlar. Güneyde Doğu Türkistan ve kuzeyde kendi dillerini bile konuşmayı unutup rusça konuşmaya başlayan diğer Türk devletleri ve hatta yakın zmana kadar sovyetlerin işgali altındaki Azerbaycan buna örnek gösterilenilir.
Orta asyanın güneyinde ve afrikaya yakın taraflara baktığımızda ise komünizmin 21.yy başlarken bu diyarı terkettiğini fakat yerini radikal islama ve bunu yan etkisi büyük bir hijyen, sağlık sıkıntısına ve pek tabi kadın düşmanlığının en abartı seviyeye ulaştığı bir durum görüyoruz. İslamı tam anlamıyla benimsemeyen Hindiatanda kadın düşmanlığının olmadığını ve eğlenceli kültürlerini bir parça koruyabildiklerini görüyoruz fakat gene de hijyen sıkıntılarıyla boğuşuyorlar. Bu hijyen sıkıntıları sadece kültürel değil aynı zamanda ekonomik sebeplerden dolayı ortaya çıkıyor.
Yani özetleyecek olursak asya genelde komünizmden ya doğrudan etkileniyor, ya geçmişte etkilenmiş ve kurtulmak için basiretaizlikle islama sarılmış yada sınırındaki bir komünistin baskısı altında.
Siyahlar(Afrikalılar)
Maalesef bir ırk olarak ne zaman bu kelimeyi kullansak akla ilk gelen şeylerden biri kölelik oluyor. Yahudiler tarafından gemilerle adeta bir mal gibi ticareti yapılan afrikalılar aslında daha öncesinden bu kadere mahkum edilmişlerdi. Yahudi bir elitin altında büyüyen islam laneti öncesinde de savaşlarda komuta ettikleri bu ırkı bir sermaye olarak görmüş ve cihat anlayışı üzerinden bir sosyal ve ekonomik bir model geliştirerek bir tümör gibi büyümüştür. Yahudi komutanlar aşıladıkları analayış sayesinde islam devletinin büyümesi için bunları ölmeye ikna etmiş ve ganimet ve cariyelik sistemiyle ölmeyenleri de fena halde yozlaştırmıştır. Küresel ticaret ağları oluşmaya başlayınca deniz aşırı dostları da bu yozlaşmış insanları kolonileştirmişlerdir. Günümüzde ise oluşturulan sosyal uçurum nedeniyle hepsi daha iyi şartaların olduğu beyaz adamın ülkelerine gönderilmektedirler.
Özetlemek gerekirse bu ırk şiddetle ehlileştirilmiş bir çiftlik hayvanı muamlesi görmüştür, ve bunun sonucunda cihat, cariye, kölelik, ganimet ve askerlik etrafında dönen, entelktüel her türlü aktiviteden ve dolayısıyla maneviyattan uzak bir yıkım klanına dönüşmüşlerdir.
Beyazlar
Beyaz ırkın kaderi ile başa çıkabilme kabiliyetleri bir çok kez yahudileri strateji değişikliğine itmiştir ve aslında günümüzde hakimiyeglerinin önünde en büyük engel bu gibi görünüyor. Yukarda anlagılan stratejilerin tamamı aslında yahudilerin beyaz ırka saldırmak için icad ettiği stratejilerdir fakat hiç birinde tam anlamıyla başarıya ulaşamamışlardır.
Hristayanlık aracılığıyla beyaz adamın zihnine ve manevi bilgisine saldırmışlardır fakat beyaz adam tarih boyunca druidler, tapınak şövalyeleri, katarlar, masonlar, aydınlanma yazarları ve daha nice şahıs ve teşkilatla bu tür belaların hepsiyle bir şekilde başa çıkmayı başarmıştır.
Bu yüzden beyaz ırk yok edilmelidir ve bu da ancak siyah müslüman dostlar aracılığıyla gerçekleşebilir, yanlızca ırk karıştırarak değil ülkesindeki azınlık ve çeşitli ucube gruplar arasında beyaz adamın suçlu olması gerekmektedir ve özür dilemelidir çünkü o sabah metroya işeyen siyahiye dik dik bakmıştır ve 4358 adet cinsiyeti ezberleyememiştir. Avrupa ise ortalama üreme hızı saate 120km/h olan müslüman dostlarla veya cüzdanların içinde ne olduğunu merak eden zenci dostlarla(elindeki sustalı sadece aksesuar) biraz meşgul görünüyor.
Türkiye Türkleri
İncelediğimiz bu üç grup arasında uğraştığımız sorunlar bakımından en çok hangisine benzediğimizi size sormak istiyorum. Suça sürüklenen çocukların cezai indirimi veya kurucu unsur olan Türklerin ülkedeki en dezavantajlı siyasi konumda olması, yıllardır süren mülteci krizi vs. Bu sorunları yok edilmeye çalışılan beyaz adamın uğraştığı sorunlara çok benzer görüyorum ve bu seble kitlesel karmamızın ve dolayısyla kan hattımızın beyazlara daha yakın olduğunu düşünüyorum. Bu bizi Türk olmaktan çıkarır mı, toplu olarak bir etnik kimlik arayışına girmek gerekli mi? Bunları bilemiyorum fakat mücadele ettiğimiz sorunlar bizi çoktan orta asyadan ayırmış gibi görünüyor.
Siz ne düşünüyorsunuz?