Beden, bizim bu fiziksel âlemdeki konağımızdır ve dünyayı, bedenimiz aracılığıyla algılarız ve onunla etkileşimize geçeriz. Ruhun bu âlemdeki fiziksel etkileşimi ve daha üst seviye ruhani konseptlerin uygulanabilmesi için, beden son derece gereklidir. Dolayısıyla bu ikisi arasındaki bağlantı ve bağ, reddedilebilir veya sorgulanabilir bir konu değildir, bu, basitçe ruhun katmanlarıyla ve nasıl hayatta olduğumuzla ilgilidir.
Daha da önemlisi, ruhun kanıtlanabilirliği veya kanıtlanamazlığıyla ilgili girişimler, salt bir materyal bakış açısından yapılamaz. Zira Zevist biri, ruhun katmanlarını ve bu katmanların birbiriyle nasıl uyum içerisinde çalıştığını bildiği için herhangi bir problem yaşamazken, bazı kesimler "ruhsal" hastalıkların beyni etkilemesini, ruhun varlığını çürüten bir durum olarak görebilirler. Bu tarz problemler yaşanacağı için, genel olarak dış kesimlerin veya mevcut materyal odaklı bilimin bu konularda ne dediğine dikkatle yaklaşmak önemlidir.
Akıl hastalıklarına veya genel olarak hastalıklara gelince, bunlar karmik problemlerden dolayı oluşmuş olabilir ve bu doğum haritasında açıkça gözükmüş olabilir veyahut bunlar daha sonraları gezegensel transitlerin etkileriyle oluşabilir, kişinin nasıl bir hayat yaşadığına bağlı olarak gelişebilir veya farklı koşullar böyle sonuçlar yaratabilir. Akıl hastalıkları, genel olarak çok ileri düzey olmadığı sürece; meditasyonlarla, Tanrıların yardımıyla, terapiyle ve ruhani bilgiyle, bu hayatta tamamen çözülebilir veya tamamen çözülmese dahi, koşullar son derece iyileştirilebilir. Ardından, daha da ileri düzey ruhani bilginin uygulanmasıyla, sonraki hayatlarda böyle bir durumun yaşanması da engellenebilir.