Header Wallpaper

Satanas ve Baalzebul Babalarımız Aynı Varlık mı?

Daemonica3 min to read

Esenlikler.

Satanas Babamız ve Baalzebul Babamızın doğası hakkındaki görüşüm aşağıda paylaşacağım alıntıda olduğu gibiydi, uzun süredir bu görüş çoğunluk tarafından da kabul ediliyordu:

Baal Babamız ve Satanas Babamız bir madalyonun iki yüzüdür; Satanas Babamızın tek farkı Onun 'ilkel neden' olmasından kaynaklıdır, O her şeyin temelidir ve tüm gerçeklik Onun üzerine inşa edilmiş bir şehir gibidir. Bu 'şehri', gerçekliği ve Satanas Babamızın iradesini ise Baal Babamız yönlendirir, O hükümdardır; Satanas Babamız, yani 'Nihai Gerçek' tarafından görevlendirilmiş Kraldır.

Düşman metinlerinde Şeytan ve Baalzebul hakkında şunlar söylenir:

"The god of this age has blinded the minds of unbelieve... bla bla bla"
-2 Corinthians 4:4

Fakat Yüksek Rahibin son paylaşımları bir kaç kişide kafa karışıklığı yaratmış, kendisinin "Şeytan ve Baalzebul direkt olarak 'aynı' varlıktır" tarzı gönderileri beğenmesi de bu durumu pekiştiriyor. Aslında bu durum alegorik açıdan çok da mantıksız değil, zaten iki Tanrımız ayrı varlıklar olsa bile 'tek beden' gibi hareket ettiklerini biliyoruz; fakat en büyük kafa karışıklığı bu iki Tanrımız için de uzun süredir 'ayrı varlıklar' tanımı yapılıp kendileri için ayrı ritüellerimizin olması ve Standart Ritüel sırasında ikisini de ayrı olarak çağırmamızdan kaynaklanıyor olabilir.

Anladığım kadarıyla şuan kabul edilen durum Satanas ve Baalzebul Babalarımız aynı varlık, aynı Tanrı, aynı bilinç; sadece bir varlığın iki farklı yönü. Bu kadar kritik bir mesele sanırım Yüksek Rahibin yapacağı 'Ask Me Anything' etkinliğinde tamamen açıklanacak, fakat o gün gelene kadar kafamız karışık şekilde gezmektense bu tarz bir gönderi altında tartışmak daha faydalı olacaktır.

Sanıyorum ki Satanas Babamız direkt olarak Eterik Dünyayı temsil eden; Gerçek Tanrının dışsal yönüne verdiğimiz bir isim. Panenteist Tanrı anlayışındaki 'Evrenin Dışındaki Tanrı' gibi. Baalzebul ise Gerçek Tanrının bu evren içinde tezahür etmiş hali, bir nevi 'Avatar' denebilir sanırım. Hristiyanlardaki Tanrı(!)/İsa ikilisi gibi; biri dışsal olanı, diğeri fiziksel ve içsel olanı temsil ediyor fakat aynı özü paylaşıyorlar. Zihinde canlanması için şu tarz bir benzetme yapılabilir diye düşünüyorum:

#23

İğrenç. Anlaşılan bir şekilde böyle olması gerekiyordu.

Onlar bence akaşanın kaos yönüyle besleniyor. Kurnazlıkları da oradan geliyor. Kurnazlar kaostan beslenir.

Yanıtlarınız için teşekkürler. Lord Beelzebul'un başka bir Tanrı olmadığını idrak edebilmek hala "nasıl ya" dedirtse de insan işte zamanla oturuyor her şey.

İnanın ben de halen o şok etkisini taşıyorum ki bu etkisi azalsa dahi her zaman devam edecek bir duruma da dönüşebilir. Sanki annem gelip bana "Aslında amcan ile baban aynı kişiydi" demiş gibi hissediyorum. Halen sorularım var; neden Leydi Astarte ve Lord Apollo 2016 yılında "Bizim Babamız Baalzebul değil Şeytandır" açıklaması yaptılar? Onların "Şeytanın Çocukları" olması bir tür sembolik durum mu? gelecekte buna benzer bir durum tekrarlanır mı? Leydi Lilith ve Leydi Astarte annelerimiz de aynı varlığın farklı yönü diye bir açıklama yapılır mı? bilmiyorum, o kadar ani ve beklenmedik bir şeydi ki kafamda tonla soru yarattı. Ritual Takviminin bitmesi de öyleydi; ben şahsen uzun süredir "Dinimiz iyice orijinal haline döndü" diyordum; kişilik olarak çalışmayı sevsem de çalışmanın meyvesini toplamaya gelince çekingen davranan bir yapım var. Şimdi meyve toplama zamanımız geldi, fakat kendimi hissetmekten geri duramıyorum.

#24

İnanın ben de halen o şok etkisini taşıyorum ki bu etkisi azalsa dahi her zaman devam edecek bir duruma da dönüşebilir. Sanki annem gelip bana "Aslında amcan ile baban aynı kişiydi" demiş gibi hissediyorum. Halen sorularım var; neden Leydi Astarte ve Lord Apollo 2016 yılında "Bizim Babamız Baalzebul değil Şeytandır" açıklaması yaptılar? Onların "Şeytanın Çocukları" olması bir tür sembolik durum mu? gelecekte buna benzer bir durum tekrarlanır mı? Leydi Lilith ve Leydi Astarte annelerimiz de aynı varlığın farklı yönü diye bir açıklama yapılır mı? bilmiyorum, o kadar ani ve beklenmedik bir şeydi ki kafamda tonla soru yarattı. Ritual Takviminin bitmesi de öyleydi; ben şahsen uzun süredir "Dinimiz iyice orijinal haline döndü" diyordum; kişilik olarak çalışmayı sevsem de çalışmanın meyvesini toplamaya gelince çekingen davranan bir yapım var. Şimdi meyve toplama zamanımız geldi, fakat kendimi hissetmekten geri duramıyorum.

Aynı şekildeyiz. Söylenecek çok söz var. Artık susup sakinleşmeli ve bir yandan zaferin meyvesini yerken öbür yandan savaşmaya durmadan devam etmeliyiz.

#25

Sanırım bir ben bu haberi çok erken sindirip normale uyum sağladım. Baalzebul'ile Şeytan'ın aynı kişi olmaları beni sevindirdi doğrusu. Çünkü neredeyse Baalzebul Babamız'ile hiç ilişkimi geliştirmek için adım atmamıştım, onun yerine Şeytan'a daha çok odaklanmıştım şimdi aslında Baalzebul'un da Şeytan'ın ta kendisi olduğunu bilmekle beraber samimi ve heyecan dolu duygularımla bir şekilde onunla konuşmak için güç ritüelini yapıcam içime çok iyi hisler doldu doğrusu, sizler le de paylaşmak istedim.

#26

Sanırım bir ben bu haberi çok erken sindirip normale uyum sağladım. Baalzebul'ile Şeytan'ın aynı kişi olmaları beni sevindirdi doğrusu. Çünkü neredeyse Baalzebul Babamız'ile hiç ilişkimi geliştirmek için adım atmamıştım, onun yerine Şeytan'a daha çok odaklanmıştım şimdi aslında Baalzebul'un da Şeytan'ın ta kendisi olduğunu bilmekle beraber samimi ve heyecan dolu duygularımla bir şekilde onunla konuşmak için güç ritüelini yapıcam içime çok iyi hisler doldu doğrusu, sizler le de paylaşmak istedim.

Forumlardaki bir kaç arkadaş -aralarına ben de dahilim denebilir- sizinle aynı durumdaydı açıkçası, ben de 'boşluyor' ve kendimi kötü hissediyordum; bu yüzden son zamanlarda Lord Baalzebul ile ilgili yazılar yayınlamaya başlamıştım. Bu süreçte hem Ritual Takvimi bitti, hem de Şeytan ile Baalzebul'un aynı varlık olduğu açıklandı. Sadece ben de değil, Türk Forumundaki diğer kardeşlerimizin de son dönemde Baalzebul Babayla ilgili yazılar yazdığını görüyordum, onlar da bana ilham vermişti; meğer bunu yaparak düşündüğümüzden de büyük bir şey yapıyormuşuz, bir nevi gelecek çağa hazırlanıyormuşuz. Hayatın cilvesi, celvesi.

“İndirilmiş bir kitap olmaksızın doğru yola iletirim, sevdiklerimi ve seçtiklerimi görünmez vasıtalarla dosdoğru yönlendiririm. Bütün öğretilerim her türlü koşula ve zamana uygundur. Benim irademe karşı çıkanları başka bir dünyada cezalandırırım.”
— Şeytan, Kitab-ı Celve

#27

Ağlayacağım yemin ederim. Bir gün de cahil kaldım ve HİÇBİR ŞEY anlamadım.

Bildiğim kadarıyla Lord Baalzebul ve Şeytan Baba kardeş gibi yakınlardı. Ayrıca Lord Baalzebul hem güç hem de yaş bakımından Şeytan Baba'ya yakın bir tanrıydı.

Şimdi anladığım kadarıyla Lord Baalzebul ile Şeytan Baba'nın aynı kişiler olduğunu söylüyorsunuz. O zaman koruyucusu Lord Baalzebul olanlar neydi? Şeytan Baba kimsenin koruyucusu olmuyordu diye biliyordum??? O kadar karıştı ki aklım.

Birisi çok basitçe durumu açıklayabilir mi lütfen?

#28

Ağlayacağım yemin ederim. Bir gün de cahil kaldım ve HİÇBİR ŞEY anlamadım.

Bildiğim kadarıyla Lord Baalzebul ve Şeytan Baba kardeş gibi yakınlardı. Ayrıca Lord Baalzebul hem güç hem de yaş bakımından Şeytan Baba'ya yakın bir tanrıydı.

Şimdi anladığım kadarıyla Lord Baalzebul ile Şeytan Baba'nın aynı kişiler olduğunu söylüyorsunuz. O zaman koruyucusu Lord Baalzebul olanlar neydi? Şeytan Baba kimsenin koruyucusu olmuyordu diye biliyordum??? O kadar karıştı ki aklım.

Baalzebul ismine bakarsanız bir ünvan görürsünüz, "Göklerin Efendisi" gibi bir anlama geliyor.

Lord Şeytan ve Lord Baalzebul, direkt olarak aynı varlıktır. Baş Tanrımızın iki farklı yönü vardır; 'Şeytan' daha mistik ve 'dışsal' iken "Baalzebul' daha evrensel ve 'içsel' denebilir. Şeytan dediğimiz varlık tam olarak bir varlık değildir, 'nihai varlığın bir formu' denebilir. Ben bunu 'idea' dediğimiz şeye benzetiyorum, 'ağaç' dediğimizde hepimizin kafasında farklı şeyler oluşabilir fakat o şey en nihayetinde aynı kökü paylaşır. Şeytan da 'Kök Tanrıdır', 'Gök Tanrı'; o bu evrendeki en yüksek güçtür.

Lord Baalzebul ise, Şeytan Babamızın bize 'görünen yüzüdür'. Lord Şeytan, Akaşa'nın enkarnesidir ve evrenin 'doğru' yönünün form kazanmış halidir; Lord Baalzebul ise Lord Şeytanın enkarnesidir, bedenlenmiş halidir. En nihayetinde ikisi de aynı varlıktır.

Şeytan koruyucumuz olamaz, bu doğru; fakat Lord Baalzebul olabiliyormuş. Bu durumda Lord Baalzebul'un koruyuculuk ettiği kişiler bizzat Şeytanın kendisi tarafından korunup kollanıyor. Lakin sezgisel olarak Lord Baalzebul'un bir kaç istisna dışında yalnızca gelişmiş ruhlara koruyuculuk edebileceğini hissediyorum, yanlış düşünüyor da olabilirim; bunu ileride öğreneceğiz. Ne yazık ki biz de çok detaylı bilgilere sahip değiliz.

Bahsettiğim konuyu halen anlamadıysanız Hristiyanların Teslis inancına bakabilirsiniz; zaten Teslis dediğimiz şey Hristiyanların bizden çaldığı bir kavramdır. Onların sözde tanrısının üç yönü var; Bunak, Çürük Ruh ve Kanca Burun, hepsi aynı sözde tanrının özünden geliyor olsalar da görevleri farklı.

#29

Bahsettiğim konuyu halen anlamadıysanız Hristiyanların Teslis inancına bakabilirsiniz; zaten Teslis dediğimiz şey Hristiyanların bizden çaldığı bir kavramdır. Onların sözde tanrısının üç yönü var; Bunak, Çürük Ruh ve Kanca Burun, hepsi aynı sözde tanrının özünden geliyor olsalar da görevleri farklı.

Bunu daha sade dilde anlata bilirmisiniz lütfen ? Yani ŞEYTAN BABAMIZ en üstde olan , Lord Baal Zebul-da ŞEYTAN BABAMIZIN bedenlenmiş hali, aybı zamanda da değil özünde SATAN=Baal Zebul, doğrumu anladım ?

#30

1- Bunların açıklanması için öncelikle astralde nihai zaferin elde edilmesi, pek çok şeyin de tamamlanması gerekiyordu. Öncelikle Goetik bağlamdan girilmesinin nedeninin bu olduğunu görüyorum çünkü Düşman pisliğini daha iyi bir şekilde anladık ve anlattık. Fakat şimdi farklı bir çağa geçmemiz gerekiyor. Geçmişe bakın. Hangi mitoloji statik kalmış? Çağların gerekliliğine göre her şey (iyi olsa bile) özünü değiştirmeden ilerlemeli.

2- Bir nevi uzaklaşmayla alakalı olabilir. Paraşivanik boşluktan ileriye doğru adımlar atılıyor. Paraşivanik boşluk, her şeyin temeli olsa ve ışığın geldiği nokta olsa da, o temelin üstünde Koç (İlksel Neden) yükseliyor. Yani Paraşivanik Boşluk aslında neden değil. Işığın geldiği yer. Logos zincirinin dışında. Bakıldığında bunun gibi detaylar görülebilir. Yeni bir uzaklaşma söz konusu. Hermetizmde de Tanrının suretindeki Kardeş Tanrı anlatılır, bundan da insanın yaratıldığı gösterilir. İkinci Tanrıyı, İlk Tanrı yaratır. Fakat insan İkinci Tanrıdan gelir. Yani bir uzaklaşma söz konusu. Hemen hemen aynı olunsaydı bu yaşanamazdı ve bu nedenlerden ötürü bir noktada bağlantının uzaması (üveyleşmesi) gerekebilir.

3- Bunlar çok mistik konular. Şahsen Zeus Lucifer'in, evrenin dışında olsa da hâlâ evrenin bazı yasalarına tabi olması gerektiğini düşünüyorum. Kendisi değilse dahi, başkaları dahil olduğu için onlar adına bu yasaları kaldıramaz. Sadece düzen getirebilir. Ve bu düzeni de Zeus yönüyle yapıyor.

3. Maddede söylediğiniz "Evrenin dışında olma" kısmını pek anlayamadım. Hani evren sonsuzdu? Ayrıca bildiğim kadarıyla paralel evrenler vs. de bu yüzden yok. Peki bu durumda evrenin dışında nasıl çıkılabiliyor? Bu mümkünse zamanda yolculuğun da mümkün olması gerekmiyor mu? Kusura bakmayın son zamanlarda forumda yazılanlara yetişemiyorum ve açıkçası çok kafam karıştı.

#31

Esenlikler bende bir soru eklemek istiyorum.
Yüce Tanrımız Alastor'un güç ritüelindeki bir afirmasyonda
Zeus'un oğlu olduğundan bahsediliyor. Yani Yüce Lord Alastor Şeytan =Baalzebub babamızın oğlu mu ve Tanrıça Nemesis hakkında bir bilgimiz var mı?

[ email redacted ]

#32

3. Maddede söylediğiniz "Evrenin dışında olma" kısmını pek anlayamadım. Hani evren sonsuzdu? Ayrıca bildiğim kadarıyla paralel evrenler vs. de bu yüzden yok. Peki bu durumda evrenin dışında nasıl çıkılabiliyor? Bu mümkünse zamanda yolculuğun da mümkün olması gerekmiyor mu? Kusura bakmayın son zamanlarda forumda yazılanlara yetişemiyorum ve açıkçası çok kafam karıştı.

Aynı durumdayım. Evrenin dışında olma durumunu merak ediyorum.

#33

Şeytan dediğimiz varlık tam olarak bir varlık değildir, 'nihai varlığın bir formu' denebilir.

Lord Baalzebul ise, Şeytan Babamızın bize 'görünen yüzüdür'. Lord Şeytan, Akaşa'nın enkarnesidir ve evrenin 'doğru' yönünün form kazanmış halidir; Lord Baalzebul ise Lord Şeytanın enkarnesidir, bedenlenmiş halidir. En nihayetinde ikisi de aynı varlıktır.

Yani Şeytan bir varlık değil mi? Eğer tam olarak varlık değilse dünyaya gelip genlerini kullanarak bizim evrimimizi hızlandıran kişi kimdi?

Şeytan biyolojik bir canlı değil mi? Kozmik bir varlık falan mı? 500.000 yıla yakın bir yaşı olduğu da söyleniyordu, bir sürü çizimi de vardı. Hepsi yanlış mıydı?

Evren sonsuz deniyordu, sonsuzluğun dışına nasıl çıkabiliyor ki Şeytan? Evrenden öte bir varlık mı yani? Eğer öyleyse, Orion'da doğduğu söylenen Tanrı kim? Şeytan olamaz çünkü.

Hâlâ kafam son derece karışık ve bu durum hiç hoşuma gitmedi. Şeytan'ın bu tarz bir kozmik varlık olması düşüncesi nedense beni rahatsız etti. Ne olduğunu anlayamadığın bir varlığa karşı sevgi ve yakınlık hissetmek biraz zor. Müslümanların kafasındaki Allah'a benzer bir yapı oluştu şu anda.

(Birazcık saldırgan gözüküyor olabilirim. Yanlış anlamayın, dinimi her şeyden çok seviyorum fakat bu son bilgi değişikliği biraz beni sarstı ve iyice ne olup bittiğini anlamaya çalışıyorum. Kızmazsınız umarım.)

#34

Zeus’un Tapınağı’nda, insanlığın algı seviyesi nedeniyle birçok konu basite indirgenmiştir. Ancak Tanrılara dair yüksek gerçeğe inisiye olmak için bu yüzeysel yaklaşımlar yetersizdir. Çocukça bakış açılarıyla ilahi bilgelikler kavranamaz. Anlatılar, insanlığın anlayabileceği seviyeye indirgenmemeli; insanlık, bu anlatıları anlayabilecek seviyeye yükselmelidir.

Satanas, biyolojik bir varlıktır ve insanlığın yaratıcısıdır. O'nun 500 bin yaşında olduğu söylense de, burada kavranması gereken daha derin bir gerçek yatmaktadır. Tanrıların varoluşu, insanlığın üç boyutlu varoluşundan çok daha farklı bir düzlemdedir. Satanas, bir zamanlar ölümlü olarak var olmuş, ancak Magnum Opus’u tamamlayarak Tanrılığa ulaşmış ve bu süreçte sayısız engeli aşmıştır.

Elbette, bu anlatım da inisiyasyon sürecinde olanlar için basitleştirilmiştir; doğru olduğu kadar eksiktir. Satanas’ın yarattığı ve içinde var olduğu boyutların ne bir başlangıcı ne de bir sonu vardır. O, her daim var olmuş, var olmakta ve var olacaktır—ve bu döngü sonsuz kez gerçekleşmiştir. Satanas’ın öncesinde var olmadığı bir başlangıç yoktur.

"Ben vardım, şimdi de varım ve hiçbir zaman sonum gelmeyecek." - Satanas

İbrahimî safsatalardaki tanrının "hep var olma" durumu da buradan çalınmıştır. Her zaman olduğu gibi, bu saçmalıklar kendilerine ait hiçbir şeye sahip değildir; yalnızca Antik Dinlerin unsurlarını çalıp yozlaştırmışlardır.

Tanrılar, mükemmelliğin ve mutlak netliğin zirvesine ulaştıklarında saf "kuvvet" hâline gelir ve evrendeki enerjilerin doğrudan bir tezahürü olurlar. Satanas, Nihai Bilinci temsil eder; Baalzebul ise Tezahür Eden Nihai Bilinci simgeler. Ancak bunun yanı sıra, O da bir varlıktır—fakat sıradan bir varlık olarak düşünülemez. O, nihai varlığın bir formudur ve evrenin en gelişmiş, en kompleks varlığıdır. Böylesine yükselmiş bir varlığı ve O'nun doğasını tek bir anlama düzeyinde kavrayabileceğimizi sanmak, büyük bir yanılgıdır.

Sadece oturun, Satanas’a seslenin, O'na dua edin ve içinizi açın. O’nun varlığını hissedeceksiniz, her zaman tanıdığınız kişinin önünde olduğunuzu anlayacaksınız. Size aynı sevgi ve şefkatle yaklaşacak, varlığını en derinlerde hissedeceksiniz.

Platon, bu konular hakkında "Gizem ruhta kendisini göstermedikçe/cerayan etmedikçe sadece sözlerle etrafında dolanabilirim." der. Yani Gizemler, Logos ile açıklanamaz. Sadece belirli yönünü insan aklı için mantıklı hâle getirebiliriz fakat bu ruhta meydana gelmesi ve bilinçte belirmesi gereken bağsal değil, bireysel bir süreçtir.

Bu tür konuları anlayabilmek meditasyon yapmak esastır, çünkü bu sayede titreşim seviyemizi yükseltebilir, dolayısıyla algımızı seviyemizi yükseltebiliriz.. Bunların ruhumuzda tezahür etmesine izin vermeliyiz.

ρμ Τρισμέγιστε, Μέγιστε Μέγιστε Μέγιστε

#35

Yani Şeytan bir varlık değil mi? Eğer tam olarak varlık değilse dünyaya gelip genlerini kullanarak bizim evrimimizi hızlandıran kişi kimdi?

Şeytan biyolojik bir canlı değil mi? Kozmik bir varlık falan mı? 500.000 yıla yakın bir yaşı olduğu da söyleniyordu, bir sürü çizimi de vardı. Hepsi yanlış mıydı?

Evren sonsuz deniyordu, sonsuzluğun dışına nasıl çıkabiliyor ki Şeytan? Evrenden öte bir varlık mı yani? Eğer öyleyse, Orion'da doğduğu söylenen Tanrı kim? Şeytan olamaz çünkü.

Buna kızmak kimsenin haddi değil, kızacak birileri varsa onlar da Tanrılardır lakin Onlar bile böyle küçük şeylerde öfkeden köpürmezler; çocuk değil ki bunlar.

Şeytan vardır, değişen hiç bir şey yok; 'ne olduğu belirsiz' bir şeye tapınmıyoruz, çizimlerini görüp hakkında okuduğunuz diğer popüler bilgiler de aynı şekilde doğru bilgiler.

Şeytan ve Baalzebul'un durumunu şu şekilde açıklayabiliriz sanırım:

Akaşa'da kelimenin tam anlamıyla her şey bulunur, yaratılmamıştır fakat yaratılmaya hazır halde bekler ki büyü yapmak da bu bahsettiğim şeyle direkt alakalıdır. Mesela bir ünvan olarak Atatürk'ü ele alabiliriz; Atatürk kavramı Akaşa'da vardı, Mustafa Kemal doğduktan ve yaşadıktan sonra bizim bildiğimiz 'Atatürk' haline geldi. Benim anladığım kadarıyla Şeytan da bu şekilde, Baalzebul olarak doğuyor ve yaşıyor; ardından Tanrılığa erişip 'Şeytan' oluyor. Yani halihazırda var olan bir kavramı sahipleniyor diye düşünebiliriz. Burada kafanızı karıştırması gereken asıl mesele Şeytan'ın varlığı yahut diğer konular değil; Şeytan ile Baalzebul'un direkt olarak aynı varlık olmasıdır, açıkçası benim kafamı en çok bu karıştırmıştı. Fakat diğer şeylerde sorun yok, İbrahimi Tanrı ile Şeytan Babamız arasında dağlar kadar fark var; Şeytan Babamız halen 'biyolojik' bir varlık, fakat 'Şeytan' terimi Ona verilmiş bir ünvan olarak gözükebilir; keza 'Baalzebul' da bir ünvandır. 'Cumhurbaşkanı' 'Gazi' Mustafa Kemal Atatürk gibi düşünün.

#36

Buna kızmak kimsenin haddi değil, kızacak birileri varsa onlar da Tanrılardır lakin Onlar bile böyle küçük şeylerde öfkeden köpürmezler; çocuk değil ki bunlar.

Şeytan vardır, değişen hiç bir şey yok; 'ne olduğu belirsiz' bir şeye tapınmıyoruz, çizimlerini görüp hakkında okuduğunuz diğer popüler bilgiler de aynı şekilde doğru bilgiler.

Şeytan ve Baalzebul'un durumunu şu şekilde açıklayabiliriz sanırım:

Çok güzel açıklıyorsunuz her şeyi.

#37

Teşekkür ederim cevaplarınız için.

#38

Mesele yavaş yavaş teslis inancına evriliyor. Birkaç ay sonra cennetten kovulan bir erkek ve bir kadından geldiğimiz de açıklanabilir.

İşin ilginç tarafı, meselelerin ruhani olarak insan tarafından kavranmasının zor olduğu için başta farklı şu an farklı anlatılması değil. Çünkü şu meseleyi en başta olduğu anlatsalardı kimse anlamakta zorluk çekmezdi. Olay daha çok zaman geçtikçe anlatıların sürekli olarak değişmesi ve insanların bunları doğal olarak sindirememesi. Yazılanları şu an hızlı hızlı okudum; üyeler meselenin özünü idrak etmede sıkıntı yaşamıyor, yalan söylenmiş hissediyorlar. Bir de üstüne insanlar bunları sindirmekte sorun yaşadıklarında da “bunları insan aklımızla kavrayamayız” “bunlar ruhani olarak yükselmedikçe anlaşılamaz” gibi şeyler söylüyorlar. E demek ki arapça bilmeden arabın tanrısını anlamamakta da sorun yok? Ne diyelim, hakkımızda hayırlısı olsun

#39

Mesele yavaş yavaş teslis inancına evriliyor.

Böyle bir durum söz konusu değildir ve sadece bu cümleyle bile, bu konular üzerindeki anlayışınızın zayıf olduğunu gösteriyorsunuz. Anlayışımız zayıf olursa, anlamakta güçlük çekeriz ve bir şeyleri anlayamazsak da, o zaman yanlış sonuçlara gideriz ya da duygusal gerekçelerle yoldan çıkarız. Bu tehlikeli bir durumdur, o yüzden size bunu izah edelim ve çözelim.

Teslis inancı, bir kere Hristiyanlığa ait bir şey değildir. Teslis, temelde bizden çalınmış bir Üçlülük (Trinity) temsilidir. Eğer Zevizm üzerine bilginiz varsa, düşmanın pek çok konsepti bizden çaldığını, yozlaştırdığını ve paketleyip, tekrar bize satmaya çalıştığını bilirsiniz. Düşman binlerce yıldır bize ait olan bir şeyi çalıyor ve o kadar aciz ki, bunun için Yahudi orospudan doğma bir piçi kullanmak zorunda kalıyor ama burada Teslis inancına evrilen Zevizm oluyor, öyle mi?

Tanrıların diğer medeniyetlerdeki miraslarına bakıyorum, Anu-Enki-Enlil var. Bu bir Üçleme değil midir? Asya'ya doğru gidiyorum ve Shiva-Brahma-Vishnu görüyorum. Antik Yunan'a geliyorum ve Dias-Poseidon-Hades ile karşılaşıyorum. Hatta şu an imzasında bu Üçlemeye atıf vermiş birine, Üçlemenin neden düşmanın Teslis inancına "evrilmek" olmadığını anlatıyorum. Eğer imzasına bunu yazmış biri bile şu yukarıdaki temel anlayışa sahip değilse, o zaman burada daha ne demeliyim bilmiyorum.

Yüksek Rahip vaaz paylaşıyor, "Pantokrator" sıfatının "Her şeyi elinde tutan" anlamına geldiğini ve Zeus'a ait olduğunu söylüyor, biraz araştırma için aratıyorsunuz ve karşınıza Pantokrator İsa diye bir mozaik çıkıyor. Ama tabii ki, biz biraz daha "evrilirsek" Adam ve Havva'yı da dine katarız, öyle değil mi? Sonuçta bu işin hiç alegori tarafı yok, ya da bunu araştırmak herhangi bir şekilde işimize gelmiyor ama kıt bir bilgiyle Tanrıların iradesini alaya almak kolayımıza geliyor.

İşin ilginç tarafı, meselelerin ruhani olarak insan tarafından kavranmasının zor olduğu için başta farklı şu an farklı anlatılması değil. Çünkü şu meseleyi en başta olduğu anlatsalardı kimse anlamakta zorluk çekmezdi. Olay daha çok zaman geçtikçe anlatıların sürekli olarak değişmesi ve insanların bunları doğal olarak sindirememesi. Yazılanları şu an hızlı hızlı okudum; üyeler meselenin özünü idrak etmede sıkıntı yaşamıyor, yalan söylenmiş hissediyorlar.

Geldik, düşmanın bağlamıyla işe başladık ve hem bilgi kirliliğini ortadan kaldırdık hem de düşmanın ruhani güç sistemini kırdık. Şimdiyse düşmanın bağlamının ilkokul çocuğu seviyesi bir anlayış olduğunu kanıtlamış şekilde, Tanrılarımızın özüne yaklaştık ve ruhani anlayış olarak daha üst bir konuma yükseldik. Burada işin özeti bu şekilde.

Şimdi sırf "bir şeyler değişmesin" diye, ruhaniyetin giriş seviyesinde mi kalalım? İnsanlar "sindiremeyecek" diye düşmana boyun mu eğelim? "Sindirilemeyen" şey ne, baş Tanrının özüne yaklaştırılıyorsun, bundan ala sevinç duyabileceğin başka bir şey olabilir mi? Kendine biraz süre ayırırsın, vaazları ve yeni bilgileri okursun, psikolojik ve zihinsel olarak bunlarla hizalanırsın, dilersen saygıyla Zeus'a dua edebilir ve bu konuda ondan rehberlik de isteyebilirsin; ardından, çok daha pirüpak bir şekilde dosdoğru yoluna devam edersin!

Eğer imzanıza koyduğunuz anlatının ruhaniyette neyi temsil ettiğini bile bilmiyorsanız, Zevizm direkt Üçlülük ile gelseydi çok daha büyük problem yaşardınız. Ayrıca problem yaşayan sadece siz olmazdınız zira aynı sizin gibi, "Yahu siz Teslis'i alıp, isim değiştirmişsiniz, bu ne iştir?" diye soran bir sürü kişi olurdu. Zaten düşmanın bağlamında oluşan "Zevizm, Hristiyanlığın 'anti'sidir" anlayışını (tam tersi, Hristiyanlık, "Zevizm" olarak damgalanan orijinal Pagan inançlarına olan bir tepkiydi ama düşman bağlamında bu tersine çevrildi) düzeltmek için bunca yıl harcamışken, bir de Teslis vb. meselelerle mi uğraşsaydık? Bu işin nereye varabileceğinin farkında mısınız?

Düşmanın bağlamında kalmaya devam ederseniz, daima düşman dinlere olan bir tepki olduğunuz varsayılır ve sürekli bu konuda soru cevaplamak zorunda kalırsınız. Peki biz şu an ne yaptık? Kendi Antik Yunan bağlamımıza geçtik ve şu an rahat bir şekilde söyleyebiliyorum ki, düşman hırsızdan başka bir şey değildir! Biri beni Teslis hakkında sorgulamak mı istiyor, umurumda değil, Yahudiler daha portakalda vitamin iken benim Tanrılarım bunlardı, benden ne hadle cevap bekliyorlar? Mantığı anladınız mı?

Bir de üstüne insanlar bunları sindirmekte sorun yaşadıklarında da “bunları insan aklımızla kavrayamayız” “bunlar ruhani olarak yükselmedikçe anlaşılamaz” gibi şeyler söylüyorlar.

Böyle bir şey söylenmiyor, söylenen kısımlarda da işin rengi daha farklı. Yukarıda verdiğim Orion/Du'at örneğini hatırlayın. Siz bu "iki" yerin, aslında tek bir yer olduğunu; sadece, isim farklılığı olduğunu biliyorsunuz. Bu yerde ne olduğuna dair de ufak bir fikriniz var, yani temel anlayış var. Tamamen cevapsız bir soru değil.

Bu noktadan sonra soracağınız ileri seviye bir sorunun oluşturacağı iki problem var. Birincisi, böyle bir sorunun, sorunun yapısı gereği ileri seviye olacak olmasıdır ve ileri seviye soruların cevaplarını, ancak ileri seviye iseniz bilebilirsiniz. İkincisi, size bu ileri seviye sorunun cevabı söylense dahi, bunu anlamayacaksınızdır. "Nasıl Tanrı olunur?" diye sorarsınız, deriz ki yükselir ve Magnum Opus'u gerçekleştirirsiniz. Bunun adımlarını da açıklarız ve temel bir anlayışımız da vardır ama o eylemi gerçekleştirmenin özünü, size kelimelerle veremeyiz.

Dilin sınırlarını zorlayarak o kelimelere sahip olabilseniz dahi anlayamazsınız. Görme eylemini istediğiniz kadar açıklayın, hiçbir şey o eylemi gerçekleştirerek yaşanılan öz deneyimi anlatamayacaktır. Şimdi bu basit örnekleri problem çektiğiniz ya da bahsettiğiniz durumlara uyarlayın ve ardından anlayacaksınız.

Sizi inanın çok iyi anlıyorum ama bu iş duygularla olmaz, zayıflıkla olmaz, anlayışsızlıkla olmaz. Bu iş için çok yukarıda olmalıyız, çok yükselmeliyiz, çok ilerlemeliyiz. Hâlen kalbi kırıkken Şeytan'a sığınmış yaralılar olarak davranamayız. Şeytan bize muazzam bir güç bahşetti ve bu güçle beraber dönüşüyoruz. Bu güç öyle bir şey ki, bize hayatın entropik kuvvetlerine karşı yıkılmadan ayakta durma şansını veriyor. O zaman ne yapacağız, entropik kuvvetlere boyun eğerek sızlanacak mıyız yoksa gerçeğin takipçileri mi olacağız?

Seçim sizin.

BAALZEVULON AENAOS

#40

Böyle bir durum söz konusu değildir ve sadece bu cümleyle bile, bu konular üzerindeki anlayışınızın zayıf olduğunu gösteriyorsunuz. Anlayışımız zayıf olursa, anlamakta güçlük çekeriz ve bir şeyleri anlayamazsak da, o zaman yanlış sonuçlara gideriz ya da duygusal gerekçelerle yoldan çıkarız. Bu tehlikeli bir durumdur, o yüzden size bunu izah edelim ve çözelim.

Teslis inancı, bir kere Hristiyanlığa ait bir şey değildir. Teslis, temelde bizden çalınmış bir Üçlülük (Trinity) temsilidir. Eğer Zevizm üzerine bilginiz varsa, düşmanın pek çok konsepti bizden çaldığını, yozlaştırdığını ve paketleyip, tekrar bize satmaya çalıştığını bilirsiniz. Düşman binlerce yıldır bize ait olan bir şeyi çalıyor ve o kadar aciz ki, bunun için Yahudi orospudan doğma bir piçi kullanmak zorunda kalıyor ama burada Teslis inancına evrilen Zevizm oluyor, öyle mi?

Tanrıların diğer medeniyetlerdeki miraslarına bakıyorum, Anu-Enki-Enlil var. Bu bir Üçleme değil midir? Asya'ya doğru gidiyorum ve Shiva-Brahma-Vishnu görüyorum. Antik Yunan'a geliyorum ve Dias-Poseidon-Hades ile karşılaşıyorum. Hatta şu an imzasında bu Üçlemeye atıf vermiş birine, Üçlemenin neden düşmanın Teslis inancına "evrilmek" olmadığını anlatıyorum. Eğer imzasına bunu yazmış biri bile şu yukarıdaki temel anlayışa sahip değilse, o zaman burada daha ne demeliyim bilmiyorum.

Kardeşim mesele bir kişinin ruhani idrak seviyesi değil, insanlar bunu karıştırıyor sürekli. Bu meseleyle ilgili üyelerin yorumlarını tek tek okudum. Bir insanevladı dahi “Şeytan ile Baalzebul nasıl aynı varlıklar olabilirler, aklım almıyor…” tarzı bir durumda değil zaten. Mesele herkes tarafından kolayca ruhani olarak sindiriliyor, idrak ediliyor, kavranıyor orasına ne dersen de.

İşi herkesçe zorlaştıran şey anlatıların ilkokul, ortaokul, lise, üniversite seviyelerinde olması değil, anlatıların sürekli olarak değişmesi. Mesela cidden Satya=Şeytan=Lucifer=Zeus eşitliğinin çok böyle spiritüel bir ilerleme gerektirdiğini düşünüyor musun? Bunun hepinizin aklınıza yatması için yıllar süren bir ruhani talim mi gerektiriyor?

Bundan yıllar önce yahudilerin kökeni ile ilgili anlatılar başkaydı, sonra o da değişti şu an başka bir şey oldu. Onda da millet şok geçirdi sonra yine tanrıların işine akıl sır ermez, bunun için yüksek bir idrak seviyesinde olmamız gerekiyor dendi ve üzerinden geçildi. Şu an Şeytan/Zeus ile de aynısı oluyor. Yine yıllar önce hain bir başrahip vardı (rahibe de olabilir) onun yazılarında bir tanesinde Şeytan’ın Zeus olduğunu söylemişti, bizzat okumuştum. E ne oldu kadın haklı mı çıktı şimdi? Hain haliyle ruhaniyette bizden daha mı ileri seviyedeydi?

Hala alegoriden, edebi kavramlardan, belagattan bahsediyorsunuz arkadaşlar. Çift isimli insanlardan bahsediyorsunuz yok Ahmet olarak da çağırsan aynı kişi yok Mehmet de. Yok İstanbul yok Constantinopolis. Yok New York yok New Amsterdam.

Güzel kardeşlerim, tekrarlıyorum, mesele bu değil.

Hepinizi seviyorum.

#41

İşi herkesçe zorlaştıran şey anlatıların ilkokul, ortaokul, lise, üniversite seviyelerinde olması değil, anlatıların sürekli olarak değişmesi. Mesela cidden Satya=Şeytan=Lucifer=Zeus eşitliğinin çok böyle spiritüel bir ilerleme gerektirdiğini düşünüyor musun? Bunun hepinizin aklınıza yatması için yıllar süren bir ruhani talim mi gerektiriyor?

Topluluğun ruhani seviyesi yükseldikçe, mevcut bilgi birikiminin de bizimle birlikte seviye atlamasını istemiyor musunuz? Sonsuza kadar Şeytan ile Beelzebul'un göklerde şarap içtiğini mi düşünelim, Tanrıların özlerinin restorasyonuna dair herhangi bir heyecan hissetmiyor musunuz? Sizde bu duyguların yaşanmaması beni açıkçası düşündürüyor.

Zeus-Lucifer birleşimi, önceki yıllardaki seviyemize kıyasla ileri seviye bir ruhani konudur ve evet, topluluğun gelişimini gerektirir. 20 yıl önce zemin kattan işe başladıysak, yavaş yavaş basamakları çıka çıka birinci kata ulaştık. Hayat böyle ilerler, hele ki bizim gibi düşmana boyun eğdiği için yok olma eşiğini kıl payı atlatmış bir tür için, işler hayli hayli böyle ilerler. Ayrıca bunu anlamanın ruhani ilerleme gerektirmediğini düşünmenizi ilginç buldum, daha 1-2 mesaj önce size Teslis'in neden çalıntı bir konsept olduğunu açıkladım, belki hatırlarsınız.

Son olarak belirteyim, anlatıların "sürekli olarak" değişmesi gibi bir durum söz konusu değil, zira bu keyfi bir mesele değil. Yani Yüksek Rahip bir sabah kalkıp, ben ToZ'da bir şeyleri değiştireyim demez. Topluluğumuzun en güçlü üyesi ne kadar ilerlediyse ve toplumu ne kadar yüceltebildiyse, biz de ancak o kadar ileride olabiliriz. Ayrıca biz ruhani kültürümüzün büyük bir bölümünden ayrı düştüğümüz için, Antik Yunan insanlarının normal kabul ettiği şeyleri daha yeni anlayabiliyoruz zira bizim baştan inşa etmemiz gerekiyor.

Bundan yıllar önce yahudilerin kökeni ile ilgili anlatılar başkaydı, sonra o da değişti şu an başka bir şey oldu. Onda da millet şok geçirdi sonra yine tanrıların işine akıl sır ermez, bunun için yüksek bir idrak seviyesinde olmamız gerekiyor dendi ve üzerinden geçildi.

Bahsettiğiniz muhtemelen 2023 yılındaki Yahudilerin Demistifikasyonu vaazları. Birincisi, üyeler tarafında herhangi bir "şok geçirme" durumu söz konusu değildi ve "şok geçiren" üyeler olsa dahi, bunlar ruhani olarak gelişmiş olanlar değildi. Zeus-Lucifer meselesinde de böyle oldu. Tanrıların kendisiyle bizzat ilişkisi olan insanlar kısa sürede duruma adapte oldu ve anlayış olarak üst bir seviyeye çıktılar. Oysa ki bakıyorsunuz, 10 günlük hesaplar ortalığı karıştırmaya çalışıyor. ToZ'a dair herhangi bir anlayış değişimi gerektiğinde, bunlar vaazlarla zaten açıklanıyor. Yani sadece vaazları okuyup, bunun üzerine düşünmek ve sorunuz varsa sormak bile durumu "idrak" etmeniz için yeterli. Burada yazdığınız her şey abes ve kötü niyetli.

İkincisi, vaazların çevirisinde yine sorular sormuşsunuz ve Yüksek Rahip için, sanki kendisi sıkışınca bir yerlerden hikaye sıkmış gibi anlatmışsınız. Bu vaazlar üzerinden neredeyse iki yıl geçti ve iki yıl sonra, bakın neredesiniz? Anlayış olarak aynı noktadasınız ve hâlen Zevist maskesi takarak topluluğu deşmeye çalışıyorsunuz. Mesajlarınız bilişsel çelişki dolu.

Yani birbirlerine zıt fikirler aynı anda var olmaya çalışıyor, doğal olarak da ciddiye alınabilecek bir şey oluşmuyor.

E ne oldu kadın haklı mı çıktı şimdi? Hain haliyle ruhaniyette bizden daha mı ileri seviyedeydi?

Elbette haklı çıkmadı. Düşman sizin dostunuz değildir, böyle bir sözde "bilgiyi" size vermezler.

Sorduğunuz soruyla alakalı Yüksek Rahip Zevios Metathronos'nın aşağıdaki mesajını okuyabilirsiniz.

Güzel kardeşlerim, tekrarlıyorum, mesele bu değil.

Burada mesele, birkaç yıldır burada olmanıza rağmen; çelişkili fikirlerle, topluluğu deşmeye çalışmanız. Burada size verdiğim yanıtları tamamen "size" yönelik yazmıyorum ama mesajınızı okuyup, kafası karışacak insanlara yanıt olması için yazıyorum. 10 günlük hesapların troll mesajlarını "hızlı hızlı" okumak yerine, Yüksek Rahip'in vaazlarını okumanızı öneririm.

Bu hususta yetersiz bilgiyle deşmeye çalışmanızdan mütevellit, daha öte bir sorunuz olmadığı sürece konuyu sizin için kapatıyorum.

BAALZEVULON AENAOS

#42

Kardeşim mesele bir kişinin ruhani idrak seviyesi değil, insanlar bunu karıştırıyor sürekli. Bu meseleyle ilgili üyelerin yorumlarını tek tek okudum. Bir insanevladı dahi “Şeytan ile Baalzebul nasıl aynı varlıklar olabilirler, aklım almıyor…” tarzı bir durumda değil zaten. Mesele herkes tarafından kolayca ruhani olarak sindiriliyor, idrak ediliyor, kavranıyor orasına ne dersen de.

İşi herkesçe zorlaştıran şey anlatıların ilkokul, ortaokul, lise, üniversite seviyelerinde olması değil, anlatıların sürekli olarak değişmesi. Mesela cidden Satya=Şeytan=Lucifer=Zeus eşitliğinin çok böyle spiritüel bir ilerleme gerektirdiğini düşünüyor musun? Bunun hepinizin aklınıza yatması için yıllar süren bir ruhani talim mi gerektiriyor?

Bundan yıllar önce yahudilerin kökeni ile ilgili anlatılar başkaydı, sonra o da değişti şu an başka bir şey oldu. Onda da millet şok geçirdi sonra yine tanrıların işine akıl sır ermez, bunun için yüksek bir idrak seviyesinde olmamız gerekiyor dendi ve üzerinden geçildi. Şu an Şeytan/Zeus ile de aynısı oluyor. Yine yıllar önce hain bir başrahip vardı (rahibe de olabilir) onun yazılarında bir tanesinde Şeytan’ın Zeus olduğunu söylemişti, bizzat okumuştum. E ne oldu kadın haklı mı çıktı şimdi? Hain haliyle ruhaniyette bizden daha mı ileri seviyedeydi?

Bu konu yeni olduğu için hepimizin kafası allak bullak desek yanlış olmaz, sorduğunuz sorular yanlış anlaşılabilir ve alakasız gördüğünüz cevaplar verilebilir; insanlık hali olarak görün, duygusal açıdan bizler de sizden çok farklı durumda değiliz.

Bahsettiğiniz güncellemeler öyle keyfi gelen şeyler değil, olamaz; hiç bir dinin özel günleri 'rastgele' tarihlerde gerçekleşmez. Mesela düşman ibadeti olan Cuma Namazı dahi her zaman Güneş Saatinde gerçekleştirilir. Ramazan ise her zaman Yeni Ay ile başlar. Bu durum çağlardan beri tekrarlanır, Antik Çağlarda da özel günler genellikle gökyüzüne göre belirleniyordu. Bahsettiğiniz güncellemeler de özel günlerde, biz belli başlı şeyleri aştıktan sonra bize açıklanıyor. Mesela Satanas Babamız ile Baalzebul Babamızın aynı varlık olması ne zaman açıklandı? Aslan burcunda Dolunay olduğu vakit. Son Ritual takvimi 29 Ocak'ta sonlanacaktı, yani Kova burcunda Yeni Ay varken; fakat Yay burcunda Küçülen Ay varken bitti. Bu tarz şeyler kolektif olarak ilerlesek bile hemen açıklanamaz, hemen açıklansa gerçekten 'rastgele' zamanlarda açıklanıyor olurdu fakat burada gerçek bir dinden bahsediyoruz; kimse kafasına göre iş yapmıyor. Mesela Tanrıların Güç Ritüelleri var; Yüksek Rahip bunları hemen hazırlayıp yayınlayamaz mı? elbette yapabilir, fakat hem Tanrıların istekleri hem de maksimum etki için belli tarihler seçiliyor.

Diğer konu için yine Atatürk ile ilgili bir örnek vereceğim. Savaş sırasında Atatürk bol bol kitap okuyordu, fakat insanlar okula gitmektense savaşa gidiyordu ve kitap okumaları pek mümkün değildi. Atatürk bir gün çıkıp askerlerine geometri anlatmaya başlasa bu yararlı mı olurdu? ne işlerine yarardı? hiç bir işlerine yaramazdı. Yüksek Rahip seviye olarak bizden yukarıda olduğu için daha fazla bilgiye sahip, fakat sahip olduğu bilgileri bize bir anda sunsa verdiğim geometri örneğindeki askerlere dönecektik. Kaldı ki biz de bir savaştan yeni çıktık. Yüksek Rahip elbette bunu erkenden açıklayabilirdi, fakat ne işimize yarardı? "Ulan bak şu işe; Şeytan ile Baalzebul aynıymış, şimdi biz Onun temsil ettiği kavram için mi savaşıyoruz yoksa Onun kişiliği için mi? Nihai Bilinç için mi yoksa Tezahür Eden hali için mi?" diye tartışıp Ritual yapmayı mı aksatacaktık?

Ek olarak bunların açıklanmasıyla ilgili şöyle bir durum da var, evet biz topluluk olarak ilerleyebiliriz fakat en nihayetinde bunları Yüksek Rahip açıklıyor; o da bu konuları her zaman bilmiyordu, o da halen bir insan ve halen yeni şeyler keşfedip öğreniyor. Mesela birisi size çizim yapmayı öğretebilir, aylar sonra da kendisi heykel yapmayı öğrenir ve size bunu da öğretebilir; bu kişi size heykel yapmayı öğretmeye çalışınca "Demek ki heykel yapmak diye bir mevzu varmış, neden daha önce anlatmadın ki? çizim yaparken iki boyutlu düşünüyordum, şimdi üç boyutlu düşünüyorum; şok geçirdim ve artık hiç bir şey eskisi gibi olmayacak..." tarzı şeyler mi söyleyeceksiniz? Bunun ne kadar... abes kaçacağını görüyor musunuz? Üstelik Yüksek Rahibin de kişisel bir hayatı var, bildiğim kadarıyla birinci sınıfa giden küçük bir oğlu dahi var; bu kadar meşgul bir aile babasına "Keşke bilgilere daha erken erişseydin, keşke daha erken öğretseydin bize; sen nasıl Yüksek Rahipsin, tüm bilgileri kütle halinde bize sunmayacaksan ne diye duruyorsun?" tarzında yaklaşmak cidden ayıp, sizin böyle yaptığınızı söylemiyorum fakat forumlarda bu kafa yapısında bir kaç insan gördüm; bu yaptığım genelleme de onlar için geçerli.