Header Wallpaper

Satanas ve Baalzebul Babalarımız Aynı Varlık mı?

Daemonica3 min to read

Esenlikler.

Satanas Babamız ve Baalzebul Babamızın doğası hakkındaki görüşüm aşağıda paylaşacağım alıntıda olduğu gibiydi, uzun süredir bu görüş çoğunluk tarafından da kabul ediliyordu:

Baal Babamız ve Satanas Babamız bir madalyonun iki yüzüdür; Satanas Babamızın tek farkı Onun 'ilkel neden' olmasından kaynaklıdır, O her şeyin temelidir ve tüm gerçeklik Onun üzerine inşa edilmiş bir şehir gibidir. Bu 'şehri', gerçekliği ve Satanas Babamızın iradesini ise Baal Babamız yönlendirir, O hükümdardır; Satanas Babamız, yani 'Nihai Gerçek' tarafından görevlendirilmiş Kraldır.

Düşman metinlerinde Şeytan ve Baalzebul hakkında şunlar söylenir:

"The god of this age has blinded the minds of unbelieve... bla bla bla"
-2 Corinthians 4:4

Fakat Yüksek Rahibin son paylaşımları bir kaç kişide kafa karışıklığı yaratmış, kendisinin "Şeytan ve Baalzebul direkt olarak 'aynı' varlıktır" tarzı gönderileri beğenmesi de bu durumu pekiştiriyor. Aslında bu durum alegorik açıdan çok da mantıksız değil, zaten iki Tanrımız ayrı varlıklar olsa bile 'tek beden' gibi hareket ettiklerini biliyoruz; fakat en büyük kafa karışıklığı bu iki Tanrımız için de uzun süredir 'ayrı varlıklar' tanımı yapılıp kendileri için ayrı ritüellerimizin olması ve Standart Ritüel sırasında ikisini de ayrı olarak çağırmamızdan kaynaklanıyor olabilir.

Anladığım kadarıyla şuan kabul edilen durum Satanas ve Baalzebul Babalarımız aynı varlık, aynı Tanrı, aynı bilinç; sadece bir varlığın iki farklı yönü. Bu kadar kritik bir mesele sanırım Yüksek Rahibin yapacağı 'Ask Me Anything' etkinliğinde tamamen açıklanacak, fakat o gün gelene kadar kafamız karışık şekilde gezmektense bu tarz bir gönderi altında tartışmak daha faydalı olacaktır.

Sanıyorum ki Satanas Babamız direkt olarak Eterik Dünyayı temsil eden; Gerçek Tanrının dışsal yönüne verdiğimiz bir isim. Panenteist Tanrı anlayışındaki 'Evrenin Dışındaki Tanrı' gibi. Baalzebul ise Gerçek Tanrının bu evren içinde tezahür etmiş hali, bir nevi 'Avatar' denebilir sanırım. Hristiyanlardaki Tanrı(!)/İsa ikilisi gibi; biri dışsal olanı, diğeri fiziksel ve içsel olanı temsil ediyor fakat aynı özü paylaşıyorlar. Zihinde canlanması için şu tarz bir benzetme yapılabilir diye düşünüyorum:

#1

Bu konuyu anlamak için aura temizliği yaparken imgelenen Güneş üzerine düşünebilir. İmgelediğimiz soyut Güneş, Lord Satanas'tır, bu bilinç ve zihin ile ilgilidir. İmgelememizin bize gerçek bir Güneş gibi etki etmesi ise iradenin tezahüdür, bu da Lord Baalzebul'dur. Fakat her ikisi de formdan bağımsız düşünüldüğünde, saf Güneş'tir. Bu da 'Tanrı'nın kendisi olmaktadır.

#2

Bana bu sözler küfür etkisi bıraktı. Bu şekilde hissettim. Bence ikisi farklı varlıklar, farklı bedene ve ruha sahipler. Yaptıkları iş benzer ve iç içe geçmiş olabilir ama ikisine bir demek, giderek tek tanrıcılığa yaklaştırılıyor sanki. Hani Şeytan baba takipçilerine kendi gelirdi? Eğer ikisi aynıysa bu durumda Beelzebul babayı çağırdığımızda aslında Lord Şeytan'ı davet etmiş oluyoruz. Ve rahipler eskiden beri iki tanrıyla da konuşurken hiç mi fark etmedi aslında aynı olduklarını? Tüm bunlar bana saçma ve mantıksız geliyor.

#3

Bu konu bizim için de çok yeni ve bunun duygusal olarak getirdiği etkiler var, o yüzden bazı hususlardaki daha ileri açıklamalar için Yüksek Rahip Zevios Metathronos'nın vaazlarını ve bilgilendirmelerini beklememiz gerekiyor. Bugün onlardan birisi paylaşıldı ve taşlar, gittikçe daha da yerine oturuyor. Büyük bir dönüm noktasındayız ve her şey olması gerektiği gibi.

...

Burada "küfürlük" bir durum yok ve bu, "bence" denilebilecek bir durum değil. Hislerinizi ve geçtiğiniz durumu çok ama çok iyi anladığımdan emin olabilirsiniz ama gerçeklerle yüzleştirildiğimizde onların doğasını kabul edebilmeliyiz, gerçek olan şey zaten bunu yapmaktadır; bizi, konforumuzdan çıkarır ve bu sorularla dolu yerin ortasına koyar.

Şimdi sırf bunu öğrenmenin getireceği bu duygular yüzünden, bu gerçeği hiç bilmemeyi mi seçerdiniz? Zeus, Tanrıdır; Satya, Tanrıdır. Zeus, Satya'dır. Satya, Zeus'tur. İstediğiniz isimle seslenebilirsiniz ve varacağınız varlık aynıdır. Zeus'un temsil ettikleri vardır, Satya'nın temsil ettikleri vardır. Bu konsept, bize yabancı değildi ve böyle bir dinamiği başka Tanrılarla da daha önce yaşadık. Sadece bu sefer bunun özneleri dinin iki baş Tanrısı olduğu için, yarattığı etki farklı oldu.

Peki, bunca zaman neden böyle bir "ayrım" vardı? Bunun da belli başlı sebepleri vardır. Bu sebeplerden bazılarını biliyoruz ve kavrayabiliyoruz, bazılarını da bileceğiz ve kavrayacağız, ve tüm bunlara rağmen önümüzde uzun bir yol var. Bir topluluk olarak büyürken, aynı zamanda ruhaniyette de büyüyoruz ve "ötesini" öğrenmeye hak kazanıyoruz. Güçleniyoruz, bu yolla da düşmanın bağlamını etkisiz hâle getiriyoruz. Yani ilerledikçe gerçeği öğreniyoruz, gerçek oluyoruz, gerçekleşiyoruz. Bu gerçeğin restorasyonu ve bunun karşısında tüm kişisel hisler önemsiz kalır. Bazı zamanlar bu gerçek kolayca kalbe alınabilir, bazı zamanlar ise bu yutması zor bir pildir. Ama gerçek olan buysa, daha söze gerek var mıdır?

Tüm bunlarla beraber bir kapıyı aralamış olduk, tabii aralanan bu kapı, aralanmak istenen bin bir farklı kapıyı doğurdu. Herkesin soruları var, herkesin öğrenmek istedikleri var ama her şey sırayla olacak, tam da olması gerektiği gibi gerçekleşecek ve her şey Tanrıların iradesinde olacak. Yükseleceğiz ve yükseldikçe, ne kadar ilerlediğimize de bizzat tanıklık edeceğiz.

Sözün özü, Zeus Lucifer Tanrı'dır ve bu böyledir!

BAALZEVULON AENAOS

#4

Zeus Lucifer Tanrıdır da diğerleri de Tanrıdır, yani Benim bildiğim Baş TANRI ŞEYTAN sonra Lord Baal Zebul Lord Azazel Leydi Astarte ve dıger Tanrı/çalar, Hepsi birer ayrı ayrı TANRI/ÇA DIR yani şöyle bir şeyi hatirlatiyor bana baba oğul kutsal olmayan ruh gibi teslis yanlış anlamayın aklıma geliyor lütfen açıklarsanız sevinirim, Kayre SATAN!

#5
Aydinlikyolsaid:post: 1124669

Zeus Lucifer Tanrıdır da diğerleri de Tanrıdır, yani Benim bildiğim Baş TANRI ŞEYTAN sonra Lord Baal Zebul Lord Azazel Leydi Astarte ve dıger Tanrı/çalar, Hepsi birer ayrı ayrı TANRI/ÇA DIR yani şöyle bir şeyi hatirlatiyor bana baba oğul kutsal olmayan ruh gibi teslis yanlış anlamayın aklıma geliyor lütfen açıklarsanız sevinirim, Kayre SATAN!

Dört Taç, Şeytan ve Beelzebul'un aynı varlık olduklarını göz önüne alırsak, "üçe iner" ve burada bir Üçleme (Trinity) oluşur. Shiva, Brahma, Vishnu gibi düşünebilirsiniz. Bu Üçleme, yani üç Tanrının bir araya gelerek bir temsil durumu oluşturması yaygın görülebilir ve düşmanın dinlerindeki bu konsept, bizden çalınmadır. Düşman her şeyi çalar, yozlaştırır veya bağlamından koparır. Zevizm'deki "Dört Taç"ın simgeledikleri vardır, Zeus/Lucifer-Azazel-Astarte "Üçleme"si ise daha ileri seviye bir konudur.

Belirttiğim gibi, Şeytan ve Beelzebul, aynı varlıktır. Bu ana varlığın farklı yönlerini temsil ederler. Yani burada "Zeus Lucifer Tanrı'dır" derken, onları kast ediyorum ve onları kast ederken de, aslında ana varlığı, Tanrı'yı kast ediyorum. Basit bir örnekle açıklamak gerekirse, iki farklı telefon numarası var. İki numaradan herhangi birini kullanabilirsiniz ve telefonu açacak kişi aynı olacaktır. Başka basit bir örnek vermek gerekirse, bir kişinin iki adı varsa, o kişiye o iki addan biriyle seslenebilirsiniz ama yine o kişiye seslenmiş olursunuz.

Bu konu biraz karışık gelebilir ve konuyu daha iyi anlamak için bazı şeyler sorabilirsiniz ama bu sorular eğer çok ileri seviye meseleler ise, bir cevap bulamayabilirsiniz. Mesela Du'at nasıl bir yer diye sorulduğunda, bunun için belli bir başlı bir cevap vardır. Cevap aşırı detaylı değildir, yani mesela orada tam olarak ne yenilir içilir veya bir şeyler yenilir içilir mi, orada mesela araba kullanılır mı ya da telefon aramaları mı yapılır yoksa telepatik iletişim mi kurulur vs. İnsan, anlamadığı şeyleri "insanlaştırarak" anlamaya çalışır. Mitoloji gibi şeyler de bu yüzden vardır.

Mesela ben size şu an Du'at ile Orion aynı yer, sadece adları farklı desem, bir sıkıntı olmaz. Şeytan ve Beelzebul aslında aynı varlık ama temsil ettikleri açısından ayrılar desem, kafanız karışır. O yüzden size iki telefon numarası ama aynı kişi örneğini verdim. İki telefonum varsa, biri beni istediği telefonumdan arayabilir ve telefonu yine ben açarım. Ama mesela bir telefonum iş içindir, diğer telefonum da karım ve çocuklarım, eş dost akraba içindir GİBİ. Böyle böyle konuyu önce bir zihne, yavaş ve zamana yayarak oturtmak gerekir. Ardından ilerleyerek, gelişerek ve büyüyerek; bu konuların, daha üst seviyelerine vâkıf olmaya hak kazanılabilir. O yüzden kendinizi hırpalamayın, Yüksek Rahip Zevios Metathronos'nın bu meselelerle ilgili vaazlarını okuyun. Bunları zaten anında çeviriyoruz ve sizlerle paylaşıyoruz, birden fazla kez okuyun, defaatle okuyun, üzerine düşünün, Tanrılara da seslenin ve anlayışın oluşması için yürüyün!

BAALZEVULON AENAOS

#6

Dört Taç, Şeytan ve Beelzebul'un aynı varlık olduklarını göz önüne alırsak, "üçe iner" ve burada bir Üçleme (Trinity) oluşur. Shiva, Brahma, Vishnu gibi düşünebilirsiniz. Bu Üçleme, yani üç Tanrının bir araya gelerek bir temsil durumu oluşturması yaygın görülebilir ve düşmanın dinlerindeki bu konsept, bizden çalınmadır. Düşman her şeyi çalar, yozlaştırır veya bağlamından koparır. Zevizm'deki "Dört Taç"ın simgeledikleri vardır, Zeus/Lucifer-Azazel-Astarte "Üçleme"si ise daha ileri seviye bir konudur.

Belirttiğim gibi, Şeytan ve Beelzebul, aynı varlıktır. Bu ana varlığın farklı yönlerini temsil ederler. Yani burada "Zeus Lucifer Tanrı'dır" derken, onları kast ediyorum ve onları kast ederken de, aslında ana varlığı, Tanrı'yı kast ediyorum. Basit bir örnekle açıklamak gerekirse, iki farklı telefon numarası var. İki numaradan herhangi birini kullanabilirsiniz ve telefonu açacak kişi aynı olacaktır. Başka basit bir örnek vermek gerekirse, bir kişinin iki adı varsa, o kişiye o iki addan biriyle seslenebilirsiniz ama yine o kişiye seslenmiş olursunuz.

Bu konu biraz karışık gelebilir ve konuyu daha iyi anlamak için bazı şeyler sorabilirsiniz ama bu sorular eğer çok ileri seviye meseleler ise, bir cevap bulamayabilirsiniz. Mesela Du'at nasıl bir yer diye sorulduğunda, bunun için belli bir başlı bir cevap vardır. Cevap aşırı detaylı değildir, yani mesela orada tam olarak ne yenilir içilir veya bir şeyler yenilir içilir mi, orada mesela araba kullanılır mı ya da telefon aramaları mı yapılır yoksa telepatik iletişim mi kurulur vs. İnsan, anlamadığı şeyleri "insanlaştırarak" anlamaya çalışır. Mitoloji gibi şeyler de bu yüzden vardır.

Aynı Tanrının farklı yönleri için farklı ritüeller olması biraz garip, fakat bu tuhaflıktan ziyade O Tanrının ne denli kapsamlı olduğuyla bağlantılı bir durum olarak görünmeli sanırım. Yaşadığımız duygusal yoğunluk bir kaç hafta içinde durağanlaşacaktır; fakat hepimizde bir tür şok etkisi oluştu diye düşünüyorum.

Kafama takılan şey şu; Satanas Babamız Koruyucu Demonumuz olamaz diye biliyorum, lakin geçmişte "Baalzebul benim Koruyucu Demonum" diyen ve şahsen 'samimi' olduğunu düşündüğüm kişiler vardı. Bu durumda onlar hakkında ne düşüneceğiz?

Bu arada mevcut durum, benim de içinde bulunduğum benzer bir durumu hatırlattı. Misal atıyorum (çok popüler bir isim olduğu için örnek vereceğim bu ismi) benim adım Mehmet Ali olsun; akademik ve profesyonel işlerde Mehmet adını kullanmak zorundayım, fakat yakınım olan kişiler bana Ali diyor. Şimdi ben Mehmet miyim Ali miyim? Aslında ikisi birden, Mehmet ve Ali birbirinden ayrı düşünülemez; ben Mehmet Aliyim. Baş Tanrımız da Satanas Lucifer, Baalzebul, Satya Zeus; Göksel Alemin Efendisi. İkisi birbirinden ayrı düşünülemez.

Bu tartışma bende de tuhaf bir etki bıraktı fakat durumu sindirince sanki evrende uzun süre ayrı tutulup birbirini çeken iki süper mıknatısın sonunda birbirine çarpıp birleşmesi gibi bir şey sezinledim. Bu gerçeği öğrenince Tanrımızın gücünü tam anlamıyla anladım gibi.

Geçmişte Lord Baalzebul'u davet etmedim, fakat Onun enerjisi olarak hissettiğim şey aşırı maskülen ve babacan bir enerjiydi. Buna karşın antik kültürlerde bu denli önem atfedilen bir varlığın yaydığı tek enerjinin bu olamayacağını da sezinliyordum. Üstelik Lord Baalzebul için çok fazla fiziksel tasvir de yoktu, kendisiyle ilgili bilgimiz çok kısıtlıydı ve onun tüm isimleri bir şekilde ünvan gibiydi. Baal Zebul, düşmanın ona taktiği bir isim olan Molokh ve buna benzer diğer şeyler.

Geçmişte bazı ilginç tartışmalar oldu, aslında bu Türk forumlarına özgüydü ve görünüşe göre yabancı forumlara sıçramamıştı. Mesela kimse "Zeus aslında Şeytan mı, Baalzebul mu yoksa Akaşa mı?" diye tartışmadı ama biz "Tengri aslında Şeytan mı, Baalzebul mu yoksa Akaşa mı?" diye tartıştık. Şimdi ortaya çıktı ki Gök Tanrı, Dyeus Pater ve Zeus bizzat Şeytanın kendisiymiş. Bu şekilde bizim Tengri tartışmamız da son buldu.

Bu arada Tanrımıza Zeus demek şart mı? Yoksa kültürümüze göre Zeus, Tengri, Thor, Odin, Perkunas yahut Perun olarak seslenebilir miyiz?

#7

Aynı Tanrının farklı yönleri için farklı ritüeller olması biraz garip, fakat bu tuhaflıktan ziyade O Tanrının ne denli kapsamlı olduğuyla bağlantılı bir durum olarak görünmeli sanırım.

Lucifer'in mührünün ve Zeus'un mührünün ifade ettiği farklı şeyler var. Ritüelleri de bu mantıkla inceleyebiliriz diye düşünüyorum. Demek ki bu iki açı o denli geniş ve kapsayıcı ki, hem mühür anlamında hem de ritüel babında kendi özel uygulamalarını gerektiriyor. Yoldaki şeritler gibi, bu şeritler, aynı yol içinse yan yanadır; ama eğer sağa dönüş varsa, sola dönüş varsa, farklı dönemeçler varsa, o zaman farklı bir yola girilmesi gerekir, direksiyonu farklı bir yöne çevirmek gerekir. Kuzeye gitmek için batıya yürüyemezsiniz.

Bir başka durum da, Şeytan'ın ritüelinin aslında "Şeytan'ın Gücü Ritüeli" olarak geçmemesi. Türkçeye zamanında böyle çevrilmiş ama asıl ismi "Power Ritual" olarak değil, "Absolution Ritual" olarak geçiyor. Buradaki "absolution" kelimesini Türkçeye nasıl geçirirsek tam olarak uygun olur, onu şu an bilemiyorum. Bazen çevirilerimiz üzerine gerçekten çok düşünüyoruz, kararsız kalıyoruz ya da tartışıyoruz. Ama belirttiğim gibi "Satan's Absolution Ritual" ile "Baalzebul's Power Ritual", başlıklarınca farklı; dolayısıyla bu da ayrı bir işlev yaratıyor.

Ayrı bir detay da, Alastor ritüelindeki ifade. Alastor'un güç ritüelinde resmen şu cümleyi görüyoruz: "Yüce Alastor, Zeus’un Sureti, En Güçlü Olan," Buradaki "suret" kelimesi, İngilizce "aspect", yani "açı" olarak da çevirebiliriz. Alastor, Zeus Alastor olarak; Zeus'un bir açısını ya da ritüel çevirimizdeki kelimeyle, O'nun bir suretini temsil ediyor. Dahası, Alastor aynı zamanda var olan bir Demon, yani hem bir suret ama Zeus'un başka bir adı da değil, bağımsız bir varlık.

Türkçe çeviriler daima güvenlidir ve emin olunca yayınlarız ama böyle yüksek seviyede ve kompleks düzeydeki konular için daima orijinal İngilizcesinin de okunmasını tavsiye ederim. İngilizcede okuduğumuz bir şeyin tam olarak ne olduğunu anlayabiliyoruz ama bazen Türkçeye geçirirken, anlamsal olarak bazı şeyleri zayıflatmak mecburiyetinde kalarak çeviriyi yapabiliyoruz; çünkü her iki dil, farklı bir yapıyla varlık gösteriyor. Burada gerçekten çok ciddi meseleler var ve zihnimizi tamamen buna vermemiz gerekiyor.

Tabii yukarıda belirttiğim gibi belli bir aşamadan sonra, bu tarz sorulara ne denilebileceği, en azından bizim için belirsizleşiyor ya da cevap vermek zorlaşıyor. Önceki bildiklerimiz ile bağlantı kurarak bir açıklama oluşturabiliyoruz ya da mantığımızı devreye alıyoruz ama söyleyeceğimiz ne denli gerçektir, bunu bilemiyoruz. Topluluğu yönlendirmek ve özellikle böyle zor sorularda yalnız bırakmamak için buradayız ama biz Yüksek Rahip seviyesinde değiliz, biz de bunu sizinle aynı süredir biliyoruz.

O yüzden yanıtlarımızı okurken, bunu da daima aklınızda bulundurun. Bu çok büyük bir değişim ve teürjinin zirvesi.

Kafama takılan şey şu; Satanas Babamız Koruyucu Demonumuz olamaz diye biliyorum, lakin geçmişte "Baalzebul benim Koruyucu Demonum" diyen ve şahsen 'samimi' olduğunu düşündüğüm kişiler vardı. Bu durumda onlar hakkında ne düşüneceğiz?

Evet, Baal birinin koruyucusu olabilir. Buradaki mesele şu, Zeus Lucifer ana varlığının sadece Beelzebul olarak isimlendirdiğimiz açısı mı kişinin koruyucusu olarak görev alır, özellikle de artık bu iki varlığın tek bir varlık olduğunu öğrendikten sonra, yoksa Satanas da kişinin koruyucusu olarak hareket eder mi, işte buna herhangi bir cevabım yok. Telefonu çaldırırsak "beni kişisel telefonumdan arama, iş telefonumu kullan" gibi bir yanıt alır mıyız (üstte verdiğim örnek), bunu düşünmek gerekiyor. Kişi zaten Zeus/Lucifer birleşimini bilmeden önce, Şeytan'a koruyucusu olarak davranamazdı, zira bu bilgiyi bilmiyordu. Koruyuculardan bahsederken de her Tanrı koruyucu olabilir, Şeytan hariç derdik. Bu soruya alacağımız cevaba göre, nasıl davranılması gerektiğini de öğrenmiş olacağız.

Bu şekilde bizim Tengri tartışmamız da son buldu.

Burada artık Şeytan mı, Beelzebul mu değil de; Zeus açısına mı daha yakın, Lucifer açısına mı daha yakın gibi bir soru sorabiliriz. Yani artık bizi ilgilendiren ya da ileri öğrenim için düşünmemizi gerektirecek tek şey bu olabilir. Zeus Lucifer bilgisinden sonra, Tanrıları gerçek kimlikleriyle eşleştirme çabalarının bir kısmı da otomatik olarak tamamlanmış oldu.

Bu arada Tanrımıza Zeus demek şart mı? Yoksa kültürümüze göre Zeus, Tengri, Thor, Odin, Perkunas yahut Perun olarak seslenebilir miyiz?

Bunda bir sakınca olacağını zannetmiyorum ama bunu sormanız gerekebilir. Her halükarda daha güvenli isimleri tercih etmenizi öneririm. Astarte demek var, Inanna demek var; bir de Astaroth demek var. Bu isimlerin hangisinin Astaroth gibi bir kategoriye girdiğini anlamak zor olabilir, garanti zannettiğimiz şeyler öyle olmayabilir.

Bilgi bize sunulabilir ve onu kavrayacak ruhani gücümüz yoksa sadece bizi deliliğe sürükler, bu yüzden seviyemize uygun hareket etmeliyiz.

Ne olursa olsun, sonunda bu denli bir gerçeği öğrenebilecek kadar ilerlediğimiz için çok mutluyum. Şeref ve güç ebediyen Zeus Lucifer'a atfolsun!

BAALZEVULON AENAOS

#8

Dört Taç, Şeytan ve Beelzebul'un aynı varlık olduklarını göz önüne alırsak, "üçe iner" ve burada bir Üçleme (Trinity) oluşur. Shiva, Brahma, Vishnu gibi düşünebilirsiniz. Bu Üçleme, yani üç Tanrının bir araya gelerek bir temsil durumu oluşturması yaygın görülebilir ve düşmanın dinlerindeki bu konsept, bizden çalınmadır. Düşman her şeyi çalar, yozlaştırır veya bağlamından koparır. Zevizm'deki "Dört Taç"ın simgeledikleri vardır, Zeus/Lucifer-Azazel-Astarte "Üçleme"si ise daha ileri seviye bir konudur.

Belirttiğim gibi, Şeytan ve Beelzebul, aynı varlıktır. Bu ana varlığın farklı yönlerini temsil ederler. Yani burada "Zeus Lucifer Tanrı'dır" derken, onları kast ediyorum ve onları kast ederken de, aslında ana varlığı, Tanrı'yı kast ediyorum. Basit bir örnekle açıklamak gerekirse, iki farklı telefon numarası var. İki numaradan herhangi birini kullanabilirsiniz ve telefonu açacak kişi aynı olacaktır. Başka basit bir örnek vermek gerekirse, bir kişinin iki adı varsa, o kişiye o iki addan biriyle seslenebilirsiniz ama yine o kişiye seslenmiş olursunuz.

Bu konu biraz karışık gelebilir ve konuyu daha iyi anlamak için bazı şeyler sorabilirsiniz ama bu sorular eğer çok ileri seviye meseleler ise, bir cevap bulamayabilirsiniz. Mesela Du'at nasıl bir yer diye sorulduğunda, bunun için belli bir başlı bir cevap vardır. Cevap aşırı detaylı değildir, yani mesela orada tam olarak ne yenilir içilir veya bir şeyler yenilir içilir mi, orada mesela araba kullanılır mı ya da telefon aramaları mı yapılır yoksa telepatik iletişim mi kurulur vs. İnsan, anlamadığı şeyleri "insanlaştırarak" anlamaya çalışır. Mitoloji gibi şeyler de bu yüzden vardır.

Günaydın, ozaman şu soru aklıma geliyor diğer Tanrılardamı hepsi Şeytanın farklı yönlerimidir ? o halde biz nasıl Tanrı olacaz? Hepimiz Şeytandamı birlik olacaz ? şu an kafam çok karışık

#9

Lucifer'in mührünün ve Zeus'un mührünün ifade ettiği farklı şeyler var. Ritüelleri de bu mantıkla inceleyebiliriz diye düşünüyorum. Demek ki bu iki açı o denli geniş ve kapsayıcı ki, hem mühür anlamında hem de ritüel babında kendi özel uygulamalarını gerektiriyor. Yoldaki şeritler gibi, bu şeritler, aynı yol içinse yan yanadır; ama eğer sağa dönüş varsa, sola dönüş varsa, farklı dönemeçler varsa, o zaman farklı bir yola girilmesi gerekir, direksiyonu farklı bir yöne çevirmek gerekir. Kuzeye gitmek için batıya yürüyemezsiniz.

Bir başka durum da, Şeytan'ın ritüelinin aslında "Şeytan'ın Gücü Ritüeli" olarak geçmemesi. Türkçeye zamanında böyle çevrilmiş ama asıl ismi "Power Ritual" olarak değil, "Absolution Ritual" olarak geçiyor. Buradaki "absolution" kelimesini Türkçeye nasıl geçirirsek tam olarak uygun olur, onu şu an bilemiyorum. Bazen çevirilerimiz üzerine gerçekten çok düşünüyoruz, kararsız kalıyoruz ya da tartışıyoruz. Ama belirttiğim gibi "Satan's Absolution Ritual" ile "Baalzebul's Power Ritual", başlıklarınca farklı; dolayısıyla bu da ayrı bir işlev yaratıyor.

Ayrı bir detay da, Alastor ritüelindeki ifade. Alastor'un güç ritüelinde resmen şu cümleyi görüyoruz: "Yüce Alastor, Zeus’un Sureti, En Güçlü Olan," Buradaki "suret" kelimesi, İngilizce "aspect", yani "açı" olarak da çevirebiliriz. Alastor, Zeus Alastor olarak; Zeus'un bir açısını ya da ritüel çevirimizdeki kelimeyle, O'nun bir suretini temsil ediyor. Dahası, Alastor aynı zamanda var olan bir Demon, yani hem bir suret ama Zeus'un başka bir adı da değil, bağımsız bir varlık.

Verdiğiniz bilgiler için teşekkürler. Peki Satanas ve Baalzebul hâla kardeş olarak kabul ediliyor mu? Buradaki kardeşlik bir ananın iki oğlunu mu yoksa başka bir şeyi mi ifade ediyor?

#10
Aydinlikyolsaid:post: 1124736

Günaydın, ozaman şu soru aklıma geliyor diğer Tanrılardamı hepsi Şeytanın farklı yönlerimidir ? o halde biz nasıl Tanrı olacaz? Hepimiz Şeytandamı birlik olacaz ? şu an kafam çok karışık

Birçok Tanrı/ça'mız bizim üzerinde yürüdüğümüz dünyada doğdu ve gelişerek Tanrı/ça oldular. Şeytan/Baalzebul birliğinin detaylarını daha bilmiyoruz, alegorikte olabileceğini düşünüyorum.

nunc et in perpetuum.

#11
Aydinlikyolsaid:post: 1124736

Günaydın, ozaman şu soru aklıma geliyor diğer Tanrılardamı hepsi Şeytanın farklı yönlerimidir ? o halde biz nasıl Tanrı olacaz? Hepimiz Şeytandamı birlik olacaz ? şu an kafam çok karışık

Bu, Baş Tanrı'ya özgü bir meseledir; Azazel, Astarte gibi diğer Tanrılar teolojik bilgeliklere harmanlansalar da ayrı varlıklardır.

Verdiğiniz bilgiler için teşekkürler. Peki Satanas ve Baalzebul hâla kardeş olarak kabul ediliyor mu? Buradaki kardeşlik bir ananın iki oğlunu mu yoksa başka bir şeyi mi ifade ediyor?

Kardeş olmaları, evrenin enerji yönlerinin alegorik bir yansımasıdır.

Birçok Tanrı/ça'mız bizim üzerinde yürüdüğümüz dünyada doğdu ve gelişerek Tanrı/ça oldular. Şeytan/Baalzebul birliğinin detaylarını daha bilmiyoruz, alegorikte olabileceğini düşünüyorum.

Burada herhangi bir alegori veya spiritüel şifre bulunmamaktadır. Maelstorm Bey'in verdiği örnek doğrudur; iki farklı telefon numarası mevcuttur, ancak her ikisinin de arkasında aynı kişi bulunmaktadır.

ρμ Τρισμέγιστε, Μέγιστε Μέγιστε Μέγιστε

#12

Bu, Baş Tanrı'ya özgü bir meseledir; Azazel, Astarte gibi diğer Tanrılar teolojik bilgeliklere harmanlansalar da ayrı varlıklardır.

Kardeş olmaları, evrenin enerji yönlerinin alegorik bir yansımasıdır.

Burada herhangi bir alegori veya spiritüel şifre bulunmamaktadır. Maelstorm Bey'in verdiği örnek doğrudur; iki farklı telefon numarası mevcuttur, ancak her ikisinin de arkasında aynı kişi bulunmaktadır.

Bakalım zaman gösterecek, biranda kafamızda oturmuyor, Esenlikler Sonne bey kendinize iyi bakın

#13

...

Tüm yanıtlarınız için çok teşekkürler Maelstorm Bey, bahsettiğim anlık şokla gelen beyin sisi yavaş yavaş dağılıp yerini saf gerçekliğe bırakıyor.

Bunda bir sakınca olacağını zannetmiyorum ama bunu sormanız gerekebilir. Her halükarda daha güvenli isimleri tercih etmenizi öneririm. Astarte demek var, Inanna demek var; bir de Astaroth demek var. Bu isimlerin hangisinin Astaroth gibi bir kategoriye girdiğini anlamak zor olabilir, garanti zannettiğimiz şeyler öyle olmayabilir.

Bilgi bize sunulabilir ve onu kavrayacak ruhani gücümüz yoksa sadece bizi deliliğe sürükler, bu yüzden seviyemize uygun hareket etmeliyiz.

Ne olursa olsun, sonunda bu denli bir gerçeği öğrenebilecek kadar ilerlediğimiz için çok mutluyum. Şeref ve güç ebediyen Zeus Lucifer'a atfolsun!

Yüksek Rahip buna dolaylı bir cevap verdi, benim AMA sorum buydu fakat neredeyse cevaplandı diyebilirim. Yüksek Rahibin bu konuyla ilgili yanıtının bir kısmını şöyle çevirdim:

Zeus ismini şu nedenlerden ötürü seçtik:

1. Odin zayıf bir mitolojik uyarlamadır, bilgisi eksiktir. İskandinav halkları bir kaç şiir dışında neredeyse hiç bir şey bırakmamıştır ki bir kültür bunlar üzerine inşa edilemez.

2. Antik Yunan Tanrıları ve Onların gerçekliğinin tekrardan keşfedilmesi, 15.Yüzyıldan itibaren Avrupa'da uyanışa yol açmış ve Tanrılar adeta restore edilmiştir.

Yani Zeus'a Tengri demek 'sorun' olmaz sanıyorum fakat açık ara en gelişmiş medeniyet ve kültür Antik Yunanlar olduğu için öğretimimizi de bu kültür üzerinden alacağız. Elbette kendi kültürümüz olan Tengricilik ile ilgili araştırmalar da yapmamız lazım, Yüksek Rahibe Lydia da bu tarz bir tutum öneriyor; fakat Antik Yunan kültürünün neredeyse evrensel olması dolayısıyla onu öncelik yapmamız daha doğru olacaktır. Yüksek Rahip 'Odin' meselesiyle ilgili çok komik bir şey söylüyor; "Baltalar ve Teknelerle ilgili hiç bir şey duymak istemiyorum, gezegeni bunlar kurtarmayacak" diyor ki yerden göğe kadar haklı. Bu durumda Tengri meselesiyle ilgili tutumunun da "At, Kargı, Yay ve Ok; bunlar gezegeni kurtarmayacak" tarzında olacağına inanıyorum.

Ben de bu noktaya geldiğimiz için çok mutluyum, hatta kişisel bir bakış açısıyla bu durumu çok romantik buluyorum. Sanatla ilgilenen çoğu insan gibi benim de Antik Yunan ve Rönesans dönemine karşı sempatim var. Şuan içinde bulunduğumuz 'reform' dönemi ise adeta 'İkinci Rönesans' gibi hissettiriyor; geçmişte bu tarz bir dönemde bulunacak kadar uzun süre yaşamayı sayısız kez dilemiş birisi olarak bunun genç bir yaşımda gerçekleştiğini görmek çok huzur verici. Daha iyisi de bu dönemin gelmesinde iyisiyle kötüsüyle, azıyla çoğuyla benim de, sizin de emeğiniz var.

Bu restorasyon dönemi ve reform çağı aklıma İmparator Augustus'un şu sözünü getirdi:

“I found Rome a city of bricks and left it a city of marble.”

#14

Bu durumda Tengri meselesiyle ilgili tutumunun da "At, Kargı, Yay ve Ok; bunlar gezegeni kurtarmayacak" tarzında olacağına inanıyorum.

Gerçekten çok güzel bir yorumlama olmuş, tebessüm ederek okudum. Evet, gerçekten de öyle.

Ben de bu noktaya geldiğimiz için çok mutluyum, hatta kişisel bir bakış açısıyla bu durumu çok romantik buluyorum. Sanatla ilgilenen çoğu insan gibi benim de Antik Yunan ve Rönesans dönemine karşı sempatim var.

Bu insanlık için daima ilginç olmuştur, zira ne zaman yozlaşma seviyesine gelsek, hep Antik Yunan'a bir dönüş olmuştur. Antik Yunan'dan uzaklaşarak ilerleriz, bu ilerleme bizi yozlaştırır; ardından bu "sahte" ilerlemeyi kırmak ve gelişmek için Antik Yunan'a geri döneriz. Bir şeyler alırız, tekrar yürürüz ve yolumuzu yine şaşırırız. Ne yaparız? Geriye döneriz.

"Geriye" dönüyor olsak bile, bu tam aksine, bizi daima daha da ileri taşımıştır.

BAALZEVULON AENAOS

#15

Burada "küfürlük" bir durum yok ve bu, "bence" denilebilecek bir durum değil. Hislerinizi ve geçtiğiniz durumu çok ama çok iyi anladığımdan emin olabilirsiniz ama gerçeklerle yüzleştirildiğimizde onların doğasını kabul edebilmeliyiz, gerçek olan şey zaten bunu yapmaktadır; bizi, konforumuzdan çıkarır ve bu sorularla dolu yerin ortasına koyar.

Küfürlük bir durumun olmadığının farkındayım. Sadece tüm bunları bir anda duyunca (vaazları okumuyorum genelde gerçekten bir anda oldu) ben de o hissiyat oluştu ve beraberinde birçok duyguyu aynı zamanda hissedip birçok soru kafamda aynı hızda çaktı. Şimdi tüm yanıtları okudum ve daha sakinim. İki tanrının birliğini anlamaya başladım. Yine de hala sorularım var.

Şimdi sırf bunu öğrenmenin getireceği bu duygular yüzünden, bu gerçeği hiç bilmemeyi mi seçerdiniz? Zeus, Tanrıdır; Satya, Tanrıdır. Zeus, Satya'dır. Satya, Zeus'tur. İstediğiniz isimle seslenebilirsiniz ve varacağınız varlık aynıdır.

İnanın keşke hiç bilmeseydim görmeseydim, bu hiç olmasaydı diye geçirdim içimden. Çünkü beynimden vurulmuşa döndüm. Beni sarstı, kandırılmış hissettim.

Peki, bunca zaman neden böyle bir "ayrım" vardı? Bunun da belli başlı sebepleri vardır. Bu sebeplerden bazılarını biliyoruz

Ben bilmiyorum. Sorun sadece aynı varlık olmaları da değil. Son yıllarda JoS çok değişti. Kafamdaki soruları sıralarsam hem ben rahatlamış olacağım hem de sizin okumanız daha kolaylaşmış olur böylece.

1 Yüksek rahibe Pythia bunu bilmiyor muydu ve gideli çok olmadı gitmeden önce kendisi söyleyemez miydi?

2 Başta üvey kardeş olarak tanıtıldı ve sümerde de enlil ve enki üvey kardeş olarak geçiyor. Sümer de Tanrılar bizzat gelmesine rağmen. Kardeş olayı alegorik diyelim peki buradaki "üvey" detayının anlamı ne?

3 Şeytan babanın son yıllarda akaşa ile birleştirildiğini görüyorum.

Hatta burada akaşanın bile üzerinde gibi gözüküyor. Evrenin bile ötesinde. Tabii bu görseli Daemonica kardeşimiz kendi yaptı yüksek rahip onaylı değildir muhtemelen. Yalnız buna benzer bir durum varsa sorularım katlanarak artıyor. Çünkü bu durumda ateistlerin islama yaptığı eleştirinin benzerini yapabiliriz. Birçok müslümanı inancından çıkaran sonsuz güçteki mutlak varlığın evrenin de ki kötülüğün ve düşmanın varlığı sorusu. Kötülük problemi olarakta geçiyor.

Eskiden Müslümanların kafalarını karıştırıp çıldırtırdım. Şimdiyse çıldırmak üzere olan benim. Şeytan sonsuz güçteyse, eskiden zevizm de sadece birkaç şeyde imkansız vardır deniliyordu. Çünkü sonsuz güçteki allah her şeyi yapabilir diyorlar. O ne istenirse odurculuk. Eğer Zeus her istediğine gücü yetiyorsa, zamanda yolculuklar, var oluşu ve temel kavramları (fiziksel kanunlar dahil) değiştirebilme, reptilleri var oluştan silme veya doğrudan şimdi yok edebilme (sayıları çok fazla diye yok edilemiyor deniniyordu eskiden) bunlar gibi. Ben yoruldum artık yetişemiyorum. Bu yalana girmiyor mu? Tanrılar hani bize yalan söylemezdi, kandırmazlardı? Bazı durumlarda "bizlerin" iyiliği için tanrılar bu tarz "ufak" kandırmacalar yapabilir mi diyorsunuz? Bu kaç oldu peki? Tanrılara da yalancı diyerek hakaret etmek istemiyorum ama gerçekten aklıma bundan başka ve daha kibar olan bir kelime gelmiyor.

4 Evrenin içinde doğan ve doğal yollarla gelişen bir varlık nasıl olurda gücü evreni aşar boyuta gelebilir veya geldi mi? Bu güç beraberin de birçok soruyu getiriyor. Bir kere yaşadığımız her şeyden az ya da çok sorumlu olur. Kötülük problemine geri dönelim. Bebeklerin genetiği bozuk olarak mutasyonlu doğmasına ve birkaç gün sonra acıyla ölmesine gerek yok. Hiroşimaya atom bombası atılmasına gerek yoktu. Savaşlara bile gerek yoktu otoritesini kullanıp düzen yaratabilirdi. Diğer bir deyişle güneşi küçültüp cebine koyabilirdi. Tanrılar sonsuz güce sahip değil ve düşmanın istilasına uğradık bunu tanrıların da yardımıyla aşmak biz insanlığın görevi sözü daha mantıklıydı. Monteizm dinlerin mantıksızlığı esasen mutlak güce dayanıyor. Ardından da kader-irade-kötülük çerçevesinde tartışılıyor. Şimdi aynı tartışmayı biz yapıcaz. İyiliğin anlaşılması için kötülük gerekli diyebilirsiniz belki ama bu kadar kötülüğe gerek yok. Çünkü kötülük kötüdür ve bunu anlamak için az miktarda kötülük bile yeterli. İnanın kötülüğün ne kadar dehşet bir şey olduğundan çoğu insanın haberi dahi yok. Bahsettiğim genetiği bozuk ölümler, engelli bireyler, çoğu insanın haberinin olmadığı hatta hiçbir insanın haberi olmadığı yaşanan felaketler (ve bu sadece insanlar için de geçerli değil tüm canlılar için. Bunun için sağlam bir belgesel izlemeniz yeterli. Sadece canlıların hayatta kalması için birbirini yemesinden bahsetmiyorum. Çok daha beter ve gereksiz olan kötülüklerden bahsediyorum) bunları bildiğinizde iyiliğin önemini anlamayı bırakın hayattan soğursunuz. Psikolojik olarak etkilenirsiniz hatta travmalar bile yaratabilir. Peki nedir bunun sonucu? Yapılması gereken? Hiç veya en az miktarda kötülük. Antik yunanistan/iskandinav ülkeleri-orta çağ/ortadoğu ülkeleri ikisini karşılaştırın bakalım. İkisinde de yaşam ve kötülük var değil mi? Ancak birinde kötülüğün azlığı sebebiyle yaşam kaliteliyken öbüründe kötülüğün çokluğu sonucu yaşam bir işkenceye dönüşüyor. Buradaki asıl mevzu da şu: bunlar olmayabilirdi. 10 bin yıl önce hiç o darbeyi yemeyebilirdik. Artık birinin bir kötülük yapacağı kehanetini almak onun yapmasını beklemek ve öyle cezayı uygun görmek etik dışı olmuş oluyor. Çünkü yapacağını kesin olarak bilebilir. Her şeyi kesin olarak bilebilir ve yapabilir.

Dört Taç, Şeytan ve Beelzebul'un aynı varlık olduklarını göz önüne alırsak, "üçe iner" ve burada bir Üçleme (Trinity) oluşur. Shiva, Brahma, Vishnu gibi düşünebilirsiniz. Bu Üçleme, yani üç Tanrının bir araya gelerek bir temsil durumu oluşturması yaygın görülebilir ve düşmanın dinlerindeki bu konsept, bizden çalınmadır.

Bu durumda düşman ikisinin aynı olduğunu önceden biliyordu.

#16

Hatta burada akaşanın bile üzerinde gibi gözüküyor. Evrenin bile ötesinde. Tabii bu görseli Daemonica kardeşimiz kendi yaptı yüksek rahip onaylı değildir muhtemelen. Yalnız buna benzer bir durum varsa sorularım katlanarak artıyor. Çünkü bu durumda ateistlerin islama yaptığı eleştirinin benzerini yapabiliriz. Birçok müslümanı inancından çıkaran sonsuz güçteki mutlak varlığın evrenin de ki kötülüğün ve düşmanın varlığı sorusu. Kötülük problemi olarakta geçiyor.

Babamızın Satya yönü bir tür 'idealdir'. Bir nevi saflığı ve sonsuz gücü temsil eder; fakat Babamızın Zeus yönü her ne kadar 'saf' olsa da o denli 'saf' değildir. Bunu herhangi bir hakaret anlamında söylemiyorum; mesela bir çocuğa şeker vermek 'iyidir', fakat o çocuğun elindeki şekeri çalmış başka bir çocuğu pataklayıp şekeri asıl sahibine vermek nedir? iyidir fakat biraz 'kötülük' de taşır; kötülükten ziyade adillik diyebilirim. Zeus da adalet için hırsız çocuğu pataklayıp mağdur çocuğa hak ettiği ve sahibi olduğu şekeri vermekten çekinmez.

Kötülük Problemi Tek Tanrıcı inançları çürütmek için güzeldir fakat biz bu problemdeki nihai sonuçlardan bazılarını zaten kabul etmiyoruz. Zeus çok güçlüdür ama bu 'sonsuz güç' değildir; Zeus merhametlidir ama bu 'sonsuz merhamet' değildir. Günümüzdeki dünyaya müdahale edilmemesinin sebebi ise böylesine karanlık bir yerde parlayıp Tanrıların gözüne girmemizin daha kolay olması, ayrıca 'zor zamanlar güçlü insanlar yaratır'; biz demir külçesiysek bu zorlu zamanda çekiç darbeleri yiyerek kılıca dönüşeceğiz.

İnanç anlamında değişikliğe uğramadık, halen aynı şeye inanıyoruz. Zeus Babamız 'Akaşa' değildir fakat onun üstünde 'neredeyse' tam hakimiyet sahibidir. Neredeyse diyorum çünkü Akaşa sonsuzdur ve farklı varlıklar da onu kontrol edebilir. Eğer Zeus Babamız onun üzerine tam hakimiyet sahibi olsaydı diğer tüm varlıkları da kontrol ettirebilirdi, ki bu pek mantıklı değil; o zaman hiç birimizin iradesi olmaz ve Zeus Babamız bir tür 'yalnız kuklacı' karakterine dönüşürdü. Oysa farklı Tanrılarımız da var, Astarte Annemiz de Akaşa üzerine 'neredeyse' tam hakimiyet sahibi; Apollo Babamız da aynı şekilde. Onlar mermer kullanarak güzel heykeller yaparlar, fakat mermerin 'kendisi' olamazlar. Mermeri çok iyi anlayıp onu en iyi şekilde kullanabilirler.

#17

Küfürlük bir durumun olmadığının farkındayım. Sadece tüm bunları bir anda duyunca (vaazları okumuyorum genelde gerçekten bir anda oldu) ben de o hissiyat oluştu ve beraberinde birçok duyguyu aynı zamanda hissedip birçok soru kafamda aynı hızda çaktı. Şimdi tüm yanıtları okudum ve daha sakinim. İki tanrının birliğini anlamaya başladım. Yine de hala sorularım var.

İnanın keşke hiç bilmeseydim görmeseydim, bu hiç olmasaydı diye geçirdim içimden. Çünkü beynimden vurulmuşa döndüm. Beni sarstı, kandırılmış hissettim.

Ben bilmiyorum. Sorun sadece aynı varlık olmaları da değil. Son yıllarda JoS çok değişti. Kafamdaki soruları sıralarsam hem ben rahatlamış olacağım hem de sizin okumanız daha kolaylaşmış olur böylece.

1- Bunların açıklanması için öncelikle astralde nihai zaferin elde edilmesi, pek çok şeyin de tamamlanması gerekiyordu. Öncelikle Goetik bağlamdan girilmesinin nedeninin bu olduğunu görüyorum çünkü Düşman pisliğini daha iyi bir şekilde anladık ve anlattık. Fakat şimdi farklı bir çağa geçmemiz gerekiyor. Geçmişe bakın. Hangi mitoloji statik kalmış? Çağların gerekliliğine göre her şey (iyi olsa bile) özünü değiştirmeden ilerlemeli.

2- Bir nevi uzaklaşmayla alakalı olabilir. Paraşivanik boşluktan ileriye doğru adımlar atılıyor. Paraşivanik boşluk, her şeyin temeli olsa ve ışığın geldiği nokta olsa da, o temelin üstünde Koç (İlksel Neden) yükseliyor. Yani Paraşivanik Boşluk aslında neden değil. Işığın geldiği yer. Logos zincirinin dışında. Bakıldığında bunun gibi detaylar görülebilir. Yeni bir uzaklaşma söz konusu. Hermetizmde de Tanrının suretindeki Kardeş Tanrı anlatılır, bundan da insanın yaratıldığı gösterilir. İkinci Tanrıyı, İlk Tanrı yaratır. Fakat insan İkinci Tanrıdan gelir. Yani bir uzaklaşma söz konusu. Hemen hemen aynı olunsaydı bu yaşanamazdı ve bu nedenlerden ötürü bir noktada bağlantının uzaması (üveyleşmesi) gerekebilir.

3- Bunlar çok mistik konular. Şahsen Zeus Lucifer'in, evrenin dışında olsa da hâlâ evrenin bazı yasalarına tabi olması gerektiğini düşünüyorum. Kendisi değilse dahi, başkaları dahil olduğu için onlar adına bu yasaları kaldıramaz. Sadece düzen getirebilir. Ve bu düzeni de Zeus yönüyle yapıyor.

Kısacası en başta anlattığım kademesellik, uzamayla ilişkili olduğunu düşünüyorum. Evreni yok edip her şeyi baştan yaratma fırsatı olsa bile bu sadece bize zarar getirir. Tabii ki teorik ve mistik konular üzerinden normalde açıklanamayacak şekilde "mantıksal" konuşuyorum.

Platon, bu konular hakkında "Gizem ruhta kendisini göstermedikçe/cerayan etmedikçe sadece sözlerle etrafında dolanabilirim." der. Yani Gizemler, Logos ile açıklanamaz. Sadece belirli yönünü insan aklı için mantıklı hâle getirebiliriz fakat bu ruhta meydana gelmesi ve bilinçte belirmesi gereken bağsal değil, bireysel bir süreçtir.

4- Bu saydığınız problemler evrendeki kaosla ilgili. Evrenin Tek Tanrısı olsa bile, evrende tek bir insan yok. En başta bu durumu açıkladım. Ayrıca bu gücün nasıl çalıştığını bilmiyoruz. Vasıtacılık ve bir sürü tartışma noktası var. Örneğin ben size bir atom bombası verebilirim, fakat sadece belirli günlerde çalışabilir. Bunun gibi düşünebilirsiniz. Ya da çalıştırmak için prosedürler gereklidir.

Χαῖρε Ζεῦ!

#18

hepimiz aynı bilincin bir parçası değiliz değil mi

#19

mesela bir çocuğa şeker vermek 'iyidir', fakat o çocuğun elindeki şekeri çalmış başka bir çocuğu pataklayıp şekeri asıl sahibine vermek nedir? iyidir fakat biraz 'kötülük' de taşır; kötülükten ziyade adillik diyebilirim. Zeus da adalet için hırsız çocuğu pataklayıp mağdur çocuğa hak ettiği ve sahibi olduğu şekeri vermekten çekinmez.

Neden çocuğu uyarıp tembihlemiyor?

Zeus Babamız 'Akaşa' değildir fakat onun üstünde 'neredeyse' tam hakimiyet sahibidir. Neredeyse diyorum çünkü Akaşa sonsuzdur ve farklı varlıklar da onu kontrol edebilir. Eğer Zeus Babamız onun üzerine tam hakimiyet sahibi olsaydı diğer tüm varlıkları da kontrol ettirebilirdi, ki bu pek mantıklı değil; o zaman hiç birimizin iradesi olmaz ve Zeus Babamız bir tür 'yalnız kuklacı' karakterine dönüşürdü.

Evet benzer bir kuklacı mantığını ben de düşündüm.

Oysa farklı Tanrılarımız da var, Astarte Annemiz de Akaşa üzerine 'neredeyse' tam hakimiyet sahibi; Apollo Babamız da aynı şekilde. Onlar mermer kullanarak güzel heykeller yaparlar, fakat mermerin 'kendisi' olamazlar. Mermeri çok iyi anlayıp onu en iyi şekilde kullanabilirler.

Yine farklı Tanrılarımızın akaşa üzerindeki hakimiyetinden söz ediyoruz. Reptiller ve griler hakim değil mi hiç? Tüm kontrol bizim tarafımızdan sağlanıyorsa eğer, en çokta Satya baba tarafından sağlanıyorsa, biraz da olsa Thanos'a benzemiyor mu sizce de? Dengeyi korumak uğruna zalimliklere izin vermek?

Paraşivanik boşluktan ileriye doğru adımlar atılıyor. Paraşivanik boşluk, her şeyin temeli olsa ve ışığın geldiği nokta olsa da, o temelin üstünde Koç (İlksel Neden) yükseliyor. Yani Paraşivanik Boşluk aslında neden değil. Işığın geldiği yer. Logos zincirinin dışında.

Paraşivanik kelimesini google ve Al'da arattım ama sonuç bulamadım. Açıklamanızı anladım akaşadan bahsediyor olmalısınız. Eter tanrıları yarattı ve tanrılarda eterden yararlanıp bütünleşti. Ama biri kaynak ve asıl neden öbürü de bilinçli irade olduğundan ikisine "bir" demek tam doğru olmayacağından "üvey" kelimesi kullanıldı. Doğru mu? Paraşivanik de yabancı kaynaklarda Parashivanik, Para-shivanik shivayla ilişkili. Akaşa demek yerine bunu neden kullandınız? Paraşivanik boşluk ne anlam ifade ediyor?

Bunlar çok mistik konular. Şahsen Zeus Lucifer'in, evrenin dışında olsa da hâlâ evrenin bazı yasalarına tabi olması gerektiğini düşünüyorum. Kendisi değilse dahi, başkaları dahil olduğu için onlar adına bu yasaları kaldıramaz. Sadece düzen getirebilir. Ve bu düzeni de Zeus yönüyle yapıyor.

Eğer gerçekten sınırsız güce sahipse sorunsuz şekilde yapabilir. Ama yaptığı zaman Daemonica Bey'inde dediği gibi akaşa üzerinde diğer kontrol sahibi olanların özgür hakkına girip onları kuklalaştırabilir. Bir noktada tek tanrı olur. Veya bunlarında önüne geçebilir belki. Bu konular gerçekten mistik ve kafa karıştırıcı. Ve "evrenin dışında olsa da" derken neyden bahsediyorsunuz? Yine bir şeyleri kaçırdım galiba...

Bu saydığınız problemler evrendeki kaosla ilgili. Evrenin Tek Tanrısı olsa

Satya baba kaosu önlemeye mi çalışıyor yoksa kaosa düzen getirmeye mi çalışıyor? Buna verilecek cevap birçok sorunun da cevabı olur.