Tanrı’ya ve Tanrılara yaklaşırken, insan doğamız gereği, bilinçsizce de olsa onları insani bir bakış açısıyla değerlendirme ve insanlaştırma eğiliminde olabiliriz. Ancak Tanrı ve Tanrılar, bu anlayışın ötesindedir. Pek çok şey, ilk bakışta göründüğü gibi değildir.
Evren, kutupluluklardan ve çeşitli enerjilerden oluşur. Bunların en temelinde ise eril ve dişil enerjiler bulunur. Bu enerjiler, biyolojik cinsiyetin çok ötesinde kavramlardır ve her insanda hem eril hem de dişil enerji mevcuttur. Bununla birlikte, erkekler ve kadınlar, cinsiyetleri doğrultusunda bu enerjilerden birine daha yatkın olabilirler.
Thoth’un eril olması, bir Tanrı olarak maskülenliğin zirvesini temsil etmesi ve bu enerjiyi taşımasıyla ilgilidir. Aynı şekilde, eşi Seshat da feminenliğin zirvesini temsil eder. Seshat, Thoth’un diğer yarısıdır; birbirlerini tamamlamaları da eş olmalarının temelinde yatar. Bunun dışında, Tanrılar biyolojik varlıklar değillerdir.
Tanrı söz konusu olduğunda ise mesele biraz farklılaşır. Zira Tanrı her şeyin kaynağıdır ve herkesten, her şeyden ötedir. Tanrı suprarasyoneldir; dolayısıyla bu noktada açıklamaların çok daha derin bir boyuta taşınması gerekir.
Tanrı’nın en derin doğasını açıklamak için Hint felsefesinde de ele alınan Nirguna Brahman kavramından söz edebiliriz. Nirguna Brahman, algılanabilecek ve tanımlanabilecek bütün formların ötesindeki kaynak hâlidir. Herhangi bir niteliğe sahip değildir ve bu nedenle Hint düşüncesinde “Niteliksiz Mutlak” olarak tanımlanır.
Bunun ardından gelen kavram ise Saguna Brahman’dır. Bu, Tanrı’nın nitelik kazanmış hâlidir. Başka bir ifadeyle, Tanrı’nın kendisini düşünmesi ve algılanabilir bir hâle gelmesiyle başlayan tezahür sürecini ifade eder. Bu aşamada Tanrı maskülen olarak ele alınır.
Tanrı’nın maskülen olarak ifade edilmesinin temel nedeni, eril enerjiyle olan ilişkisidir. Eril enerji; bir şeyleri başlatmayı, harekete geçirmeyi, otoriteyi sağlamayı ve benzeri ilkeleri temsil eder. Bu nedenle Tanrı, eril olarak ifade edilir ve öncelikle maskülen sıfatlarla anılır. Bununla birlikte, Tanrı’nın en derin doğasının bütün bu kavramları aştığını biliyoruz. Nitekim bu husus, antik metinlerde de sıklıkla vurgulanır.
Orfik dizeler, Porphyrios tarafından Eusebios’un İncil'e Hazırlık (Praeparatio Evangelica), 3.9. bölümünde aktarılmıştır (MS 4. yüzyıl):
"Zeus ilktir, Zeus sondur, şimşeğin efendisidir Zeus; Zeus baştır, Zeus merkezdir, her şey Zeus’tandır. Zeus erkektir, Zeus lekesiz bakiredir; Zeus yeryüzünün ve yıldızlı göğün sarsılmaz temelidir. Zeus hükümdardır, her şeyin tek ve ilk sebebi yalnızca Zeus’tur."
Bunun dışında, Tanrı’ya hitap ederken O’na daha uygun isimler tercih edilebilir. “Şeytan” ismi, yalnızca negatif bir çağrışım oluşturmak ve O’nu bu şekilde lekelemek amacıyla kullanılır. Zeus gibi bir isim mevcutken bu ismi kullanmak, ancak saygısızlık olarak değerlendirilebilir.
Şahsen ben, Tanrı’ya yalnızca “Baba” diye hitap etmeyi de severim; zira O, her şeyin Babasıdır. Bu noktada tercih elbette size aittir. Ancak lütfen söylediklerimi de göz önünde bulundurun.
Ὦ Ἑρμῆ Τρισμέγιστε, Μέγιστε Μέγιστε Μέγιστε

