Welcome to our New Forums!

Our forums have been upgraded and expanded!

Tapınaklar hakkında bir sorum

Xaji

Member
Joined
Oct 13, 2024
Messages
357
Merhaba, esenlikler

Konu başlığını kirletmemek adına yeni bir konu açmak istedim. Aydınlıkyol abinin sözleri ilgimi çekti. Benim bildiğim kadarıyla tapınaklara girmek, medeniyetlere göre değişiyordu. Bazı medeniyetlerde yalnızca rahipler girebilirken, bazılarında köleler bile girebiliyordu. Genellikle ise yabancılar giremezdi diye biliyorum. Bir yazıda da şunu okumuştum Zevs Tapınağı'na kadınlar giremezmiş. Bu doğru mu? Hadi eskiyi bir kenara bırakalım, yeni çağda nasıl bir tapınak inşa edilir ve kurallar nasıl olur? Herkes girebilir mi? Belki şimdilik bu soruyu sormak erken olabilir, ama düşüncenizi merak ettim.
 
Şimdi şöyle bir vaziyet var, işi akıl ve mantığa vurduğun zaman tapınak tapılan yer demek, bunu düşünen ve sorgulayan birine izah edemezsin eğip bukemezsin, sorgulamak demek hiç birşeyden korkmadan çekinmeden doğru neyse onu demektir, bir türk e bunu izah edemezsiniz, adı üstünde tapınağa gittiysen tapacaksın tamam ama ŞEYTAN baba tapınmayı yasakladı biliyorum, ŞEYTAN aşkına mantıklı bir cevap
 
Şimdi şöyle bir vaziyet var, işi akıl ve mantığa vurduğun zaman tapınak tapılan yer demek, bunu düşünen ve sorgulayan birine izah edemezsin eğip bukemezsin, sorgulamak demek hiç birşeyden korkmadan çekinmeden doğru neyse onu demektir, bir türk e bunu izah edemezsiniz, adı üstünde tapınağa gittiysen tapacaksın tamam ama ŞEYTAN baba tapınmayı yasakladı biliyorum, ŞEYTAN aşkına mantıklı bir cevap
Tapınma burada, Tanrıları takip etmek, onların öğretilerini uygulamak, onlara sevgi ve saygıyla yaklaşmak anlamına gelmektedir. Ancak zaman içinde bu kavram yozlaştırılmış, yanlış yorumlanmış ve kölelik gibi sunulmuştur. Tıpkı internette "Şeytan" kelimesini arattığınızda, O'nun kötülükle ilişkilendirildiğini ve Allah'ın bir meleği olarak anlatıldığını görmeniz gibi.

Tapınak, İngilizcedeki "Temple" kelimesinin bir çevirisidir. Burada aktardıklarım ise ayrıca, İngilizcedeki "Worshipping" yani tapınma eylemi için kullanılan kelimeye yöneliktir.

İngilizcedeki "Temple" kelimesi, Antik Roma'da bir rahip tarafından tanımlanan kutsal bir bölgeye atıfta bulunan "Templum" kelimesinden türemiştir

Siz, Şeytan’a köle olmayı savunurken:
Şeytana tapadabiliriz secdede edebiliriz, kulda olabiliriz zaten kul köleyiz

Ben, size Şeytan’ın böyle bir şey istemediğini hatırlatıyorum:
O, sizin başınızı eğip medet uman bir köle olmanızı değil, kendi kaderinizi şekillendiren güçlü bir birey olmanızı ister.

Buna rağmen, sanki biz köleliği ve benzeri şeyleri savunuyormuşuz gibi bir tavır sergiliyorsunuz. Düzgün bir şekilde soru sormaktan aciz misiniz? Burada sorularınıza her koşulda yanıt alıyorsunuz. Yine de bu tutumu sergiliyorsunuz. Ardından özür diliyor, ancak aynı davranışı tekrarlıyorsunuz.
 
Tapınma burada, Tanrıları takip etmek, onların öğretilerini uygulamak, onlara sevgi ve saygıyla yaklaşmak anlamına gelmektedir. Ancak zaman içinde bu kavram yozlaştırılmış, yanlış yorumlanmış ve kölelik gibi sunulmuştur. Tıpkı internette "Şeytan" kelimesini arattığınızda, O'nun kötülükle ilişkilendirildiğini ve Allah'ın bir meleği olarak anlatıldığını görmeniz gibi.

Tapınak, İngilizcedeki "Temple" kelimesinin bir çevirisidir. Burada aktardıklarım ise ayrıca, İngilizcedeki "Worshipping" yani tapınma eylemi için kullanılan kelimeye yöneliktir.

İngilizcedeki "Temple" kelimesi, Antik Roma'da bir rahip tarafından tanımlanan kutsal bir bölgeye atıfta bulunan "Templum" kelimesinden türemiştir

Siz, Şeytan’a köle olmayı savunurken:


Ben, size Şeytan’ın böyle bir şey istemediğini hatırlatıyorum:


Buna rağmen, sanki biz köleliği ve benzeri şeyleri savunuyormuşuz gibi bir tavır sergiliyorsunuz. Düzgün bir şekilde soru sormaktan aciz misiniz? Burada sorularınıza her koşulda yanıt alıyorsunuz. Yine de bu tutumu sergiliyorsunuz. Ardından özür diliyor, ancak aynı davranışı tekrarlıyorsunuz.
Bu sefer özür dilenecek birşey yapmadım, tapınmak tapmak bunu Ss liği araştıran sorgulayan yeni birisine nasıl açıklayacaz, kötü birşey söylemedim saygısızlık ta etmedim ki, güzel adil insanlara değer veren Tanrı/çalara hakaret etmek, aptallığın daniskası olur, sadece Şeytan baba tapınmayı yasaklarken yeni araştıran biri demezmiki bu ne perhiz bu ne lahana turşusu, benim Sslikten anladığım şudur: tapınma yok hiç bir Tanrı/çaya, sonsuz güçte kadri mutlak bir Tanrı/ça yok En güçlü yaratıcımız baş Tanrımız insanlığı yaratan Satan/ Zeus ve diğer Tanrı ve Tanrı çalar Demonlar, insanlığın gelişimi ve iyiliği için yol gosteririler gerektiğinde yardım ederler, Şahsen benim anladığım bu şekilde , tdk baktığım zaman karşıma bunlar çıkıyor, kim olsa bu soruyu sormazmı? bunu anlamakta zorlanıyorum hayır özür dilenecek birşey yapmadım kendimden eminim Esenlikler Sonne bey
 
Bu sefer özür dilenecek birşey yapmadım, tapınmak tapmak bunu Ss liği araştıran sorgulayan yeni birisine nasıl açıklayacaz, kötü birşey söylemedim saygısızlık ta etmedim ki, güzel adil insanlara değer veren Tanrı/çalara hakaret etmek, aptallığın daniskası olur, sadece Şeytan baba tapınmayı yasaklarken yeni araştıran biri demezmiki bu ne perhiz bu ne lahana turşusu, benim Sslikten anladığım şudur: tapınma yok hiç bir Tanrı/çaya, sonsuz güçte kadri mutlak bir Tanrı/ça yok En güçlü yaratıcımız baş Tanrımız insanlığı yaratan Satan/ Zeus ve diğer Tanrı ve Tanrı çalar Demonlar, insanlığın gelişimi ve iyiliği için yol gosteririler gerektiğinde yardım ederler, Şahsen benim anladığım bu şekilde , tdk baktığım zaman karşıma bunlar çıkıyor, kim olsa bu soruyu sormazmı? bunu anlamakta zorlanıyorum hayır özür dilenecek birşey yapmadım kendimden eminim Esenlikler Sonne bey
İngilizcedeki "Temple" ve "Worship" kelimelerini Türkçeye "Tapınak" ve "Tapınmak" olarak çevirmek zorundayız, çünkü bu kelimelerin resmi Türkçe çevirileri bunlardır. Anlaşılabilirliğin sağlanmasının tek yolu da budur.

İngilizcedeki "Temple" kelimesi, Antik Roma'da bir rahip tarafından tanımlanan kutsal bir bölgeye atıfta bulunan "Templum" kelimesinden türetilmiştir.

"Worship" kelimesi ise Eski İngilizcedeki "Weorþscipe" sözcüğünden türetilmiştir ve “bir nesneye ya da tanrıya gösterilen saygı” anlamına gelmektedir. Etimolojik olarak da "değerlilik" -en basit hâliyle bir şeye değer vermek- olarak açıklanıyor.

İngilizcede kullanılan kelimelerin çevirisi, "Temple" için "Tapınak", "Worship" için ise "Tapınmak" olarak yapılmaktadır. Günümüzde bu kelimelerin hangi anlamda kullanıldığından bağımsız olarak, Türkçede var olan karşılıkları bunlardır.

Eğer birisi sizin gibi bu tür sorular sorarsa, şu anda burada yazdıklarımı okuyabilirler. Anlaşılmayacak bir konu bulunmamaktadır; dilin gelişimi gereği değişimlere ayak uydurmak gerekir.

Tutturmuşlar bir Zeusun tapınağı aşağı Zeusun tapınağı yukarı, biride çıkıp demiyorki tapınak adı üstünde tapinilacak yer mekan vs, okumuş insanlarsınız sürü psikolojisi değilmi bu yaptığınız? ŞEYTAN baba tapınmayı yasaklamadımı ? akşam akşam sinirlerim alt-üst oldu
Bu türden bir soru sormakta bir sorun yok, dilediğiniz her şeyi sorabilirsiniz. Ancak siz bunu normal bir şekilde yapmıyor, adeta hesap sorar ve isyan eder bir tavır sergiliyorsunuz. Aldığınız yanıt da doğal olarak buna karşılık oluyor.
 
Sonne abi, peki gelecek hakkında ne düşünüyorsunuz? Altın çağ geldiği zaman ayrımcılık olur mu?
Zeus tapınağına kadınların girmediği doğru mu? Bu, forum dışı edindiğim bir bilgi, o yüzden doğruluğu kesin değil. Genelde dünyada hangi toplumun eline güç geçiyorsa, o toplum dünyayı yönetiyor.

Eğer altın çağ gelirse, diğer dinlere nasıl bir bakış açısı ile bakıcaz? Kendi aramızda hepimiz eşit olacak mıyız?
"Sen şu kadar zevistsin, giremezsin, ben bu kadar zevistim, girebilirim" gibi şeyler olur mu tapınaklarda?
Böyle olursa, A ile B'ye bölünürüz; kendi aramızda, tıpkı diğer dinlerin mezhepleri gibi.
 
Bilmiyorum, insanlar ve topluluklar değişebilir. Bir zamanlar hepimiz kardeşken, gelecekte ayrımcılık olabilir çünkü eskiden böyleydi. Tapınaklara girmek kısıtlıydı. Aslında hepimiz Tanrılarımız tarafından eşitiz hiçbirimizin diğerinden alt veya üst ilişkisi yok, sadece hepimizin görevleri farklı. Atıyorum, bundan 500 yıl sonra ne tür Zevistler doğacak, bilmiyorum.
 
Bilmiyorum, insanlar ve topluluklar değişebilir. Bir zamanlar hepimiz kardeşken, gelecekte ayrımcılık olabilir çünkü eskiden böyleydi. Tapınaklara girmek kısıtlıydı. Aslında hepimiz Tanrılarımız tarafından eşitiz hiçbirimizin diğerinden alt veya üst ilişkisi yok, sadece hepimizin görevleri farklı. Atıyorum, bundan 500 yıl sonra ne tür Zevistler doğacak, bilmiyorum.
Altın çağın geleceği hakkında yazılar var demir çağından sonra, bu ne demek insanlar daha gelişmiş olacak bu tür konularla uğraşmak yerine, daha iyi bir yaşam alanı daha iyi bir toplum, böyle ayrımcılığın olacağını sanmıyorum, burası bir tapınak şu zamanda sanal olarak, bak ben girebiliyorum, bayanlarda var eşitiz ama burda Tanrı/çalar için tapınak için çalışan Yüksek rahipler rahibeler, Sonne bey Elite bey diğer Tanrı/çalar onları kutsasın diğer tapınak için çalışanlarda var, ahenk ve uyum için de çalışıyorlar, ben burda öğrenciyim Esenlikler
 
Sonne abi, peki gelecek hakkında ne düşünüyorsunuz? Altın çağ geldiği zaman ayrımcılık olur mu?
Zeus tapınağına kadınların girmediği doğru mu? Bu, forum dışı edindiğim bir bilgi, o yüzden doğruluğu kesin değil. Genelde dünyada hangi toplumun eline güç geçiyorsa, o toplum dünyayı yönetiyor.

Eğer altın çağ gelirse, diğer dinlere nasıl bir bakış açısı ile bakıcaz? Kendi aramızda hepimiz eşit olacak mıyız?
"Sen şu kadar zevistsin, giremezsin, ben bu kadar zevistim, girebilirim" gibi şeyler olur mu tapınaklarda?
Böyle olursa, A ile B'ye bölünürüz; kendi aramızda, tıpkı diğer dinlerin mezhepleri gibi.
Hangi Zeus Tapınağı'na? Hangi dönemde? Bir sürü antik tapınak var, bazılarının yönetiminde rahibeler bazılarında rahipler daha baskındı. Yönetici zümresi kadınlardan oluşan Delphi'deki Apollon Tapınağının rahibeleri zamanın en güçlü kadınlarıydı. Zeus tapınaklarında genel olarak erkek rahipler baştaydı ama kadın rahibe görülmemiş bir şey değil. Yerel tapınaklarda farklı uygulamalar vardı. Zeus, diğer şeylerin yanında, mükemmel erkekliğin ve babalığın temsiliydi. Hikayelerde Zeus'un tuttuğunun hamile kalması, eski Yunanların mükemmel erkek tanımının doğurganlığı güçlü erkek olması olarak anlaşılır modern anlatımda. Babalık etmek yüksek bir konum ve Zeus bunun en tepe noktası. Antik Yunanların Zeus Tapınağı'nın erkeklik ve erkek figürler ile vurgulanması şaşırtıcı bir şey değil.

Bizim kurucu Yüksek Rahibemizin bir kadın olduğunu unutup da anlamsız fikirlere kapılmayın. Bu tamamen insanlığa düşman tarikatlarının milenyumluk baskısı yüzünden konusu açılan bir şey. Ben sanmıyorum ki herhangi bir erkek Artemis veya Demeter Tapınağına ya da kadınların doğurganlığına odaklanan ritüellere girişi olmadığı için dertlensin ya da ben niye Delfi Rahibesi olamıyorum diye kahrolsun. Neden Zeus Tapınağı'nı soruyorsunuz da Hera Tapınağına erkeklerin girmesi yasak mıydı diye sormak aklınıza gelmiyor? Cinsiyetlerden biri tarihsel olarak baskı gördüğünden dolayı sadece biri zulüm olarak geliyor.

Diğer dinler ne? İbrani üçlüsü din değil ölüm tarikatı. İnsanlığın Tanrıları bütün insanlık için aynı. Din anlayışını İbrani tanımlamadan çıkarın.

Herkes kendi ata dinini kültürel olarak benimseyebilir. Yüzeyi biraz kazıyan zaten bilir Tanrıların aynı Tanrılar olduğunu. Mısır'da farklı, Çin'de farklı gelenek olması gelenekle ilgili. 8 milyar insanın inisiye olması ve aktif olarak bu yol için çalışması beklenmiyor. Antik dünyada da durum böyleydi, herkes spiritüellikle ilgilenmeyecek. Yüksek Rahip bir vaazında yeni ruhların etrafını emekleyerek keşfeden bebekler gibi dünyayı tecrübe etmesi gerektiğini ve bunun hayatlar sürebileceğini söylemişti. Okült ile uğraşanlar neyin ne olduğunu biliyor. Tanrılar aynı tanrılar. Zeus ve Baal aynı kişi. Neye bölüneceğiz? Bir Türk eski Türk Şamanları daha çok benimseyebilir, bir Kelt ise Druid rahipleri benimseyebilir, bu bölünmek mi? İnsanların kendi içlerinde gruplar ve tabakalar oluşturması normal ve beklenen bir şey (stratification). Hatta şöyle diyeyim, bu engellenmesi imkansız bir şey. Birbirimizi boğazına sarılmamız ise bambaşka bir konu. Biz yaşamı yüceltiyoruz, İbrani tarikatları gibi ölümü değil.

Niye kendi aramızda eşit olalım? İnsanlara kendini kanıtlama şansı ve hak edene hak ettiği verilmeli. Fırsatların ve temel hakların eşitliği tartışılır, yapılamasa da ulaşılmaya çalışan bir nokta bu. Kıbrıs Harekatı zamanında düşman eline düşüp konuşmadığı için işkence gören, otopsisini yapan doktorun ağlamaktan bir hal olduğu; gözü çıkarılmış, cinsel organı ezilmiş, kafasına ve vücuduna çivi çakılmış, matkapla delinmiş Yüzbaşı Cengiz Topel'le sen bir misin? Ben bir miyim? Konuşmadığı için cenazesi kalbi ve akciğerinin parçaları eksik bir şekilde teslim alınmış adama mı sır emanet edilir sana mı? Üstten bakmak için bunu demiyorum, herkes kendisi için sorsun. Ben de soruyorum. Bu adam da reenkarne oldu veya olacak. Ben sadakate olan yeteneği kanıtlanmış bu adamla eşit miyim? Bana mı görev emanet edilir, size mi, bu adama mı? Onun gibi insanlar herkesten daha fazlasını hak etmiyor mu?
 

Neden bu kadar sinirlendiniz ki? Ya da sakin yazdınız, bilmiyorum. Kadınların Zeus Tapınağı'na girip girmediğini bilmediğim için soruyorum zaten. Bir diğer konu, bölünme olayı inançlar arasında değil, toplumsal sınıf olarak söyledim. Çünkü Zevistler olarak herkesin topluma katkısı farklıdır. Bugün tarot hakkında bilgi almak için size soru sorarım; inanç hakkında bilgi almak için Sonne abiye veya diğer yönetici abilerime soru sorarım. Ya da bir gün hastaneye geldiğinizde siz benden yardım alırsınız. Şüphesiz ki, bu hayatta yaptıklarımızı ve iyiliklerimizi Tanrılar bilecek. Bir dahaki yaşamda daha alt bir sınıf olarak doğabiliriz ve sırf bu yüzden unvan ve yetkiye sahip insanlar bunu kötüye kullandığında gelişemeyiz bir toplum olarak ve kimse de geçmişte yaptıklarınızı bilmez. Yunan devletleri gibi bölünürüz ve düşman geldiğinde birleşmek için çok geç olur. Kimse kimseden üstün değil; ben demon değilim, siz de değilsiniz. Burada kimse Tanrı da değil. Birbirimize saygı ve sevgiyle yaklaşmamız gerektiğini söylüyorum. Ama altın çağda Tanrılar bizi gözetleyeceği için böyle sorunlar olmaz diye düşünüyorum.
 
Son yazdığımdan sonra yanlış bilgi vermemek için kontrol etmeye gittim. Tabii ki işkence iddiaları kabul edilmemiş. Özetle demek istediğim şey özellikle o olmasa bile inandıkları uğruna işkence gören insanlarla dönekler eşit mi olmalı?
 
Bilmiyorum, insanlar ve topluluklar değişebilir. Bir zamanlar hepimiz kardeşken, gelecekte ayrımcılık olabilir çünkü eskiden böyleydi. Tapınaklara girmek kısıtlıydı. Aslında hepimiz Tanrılarımız tarafından eşitiz hiçbirimizin diğerinden alt veya üst ilişkisi yok, sadece hepimizin görevleri farklı. Atıyorum, bundan 500 yıl sonra ne tür Zevistler doğacak, bilmiyorum.
Böyle bir durum bulunmamakta, Hepimiz Tanrılarımızın gözünde eşit olsaydık komünist "işçi karıncalardan" başka bir şey olmazdık. Hepimiz değerliyiz bu bir gerçek, ancak "eşit" değiliz.

Nasıl Tanrıların kendi aralarında düzenli bir hiyerarşi ve kast sistemi bulunuyorsa, bu biz İnsanlar ve bizim altımızdaki ve üstümüzdeki tüm varlıklar için geçerlidir.

Çok çalışan biri ile tembel biri asla eşit olamaz. Bilge biri ile cahil biri asla bir tutulamaz, bu doğaya aykırıdır.

Tapınaklar için de aynı durum geçerlidir. bahsettiğiniz gibi herkes her tapınağa kafasına göre giremez. Hatta bu sistem (doğal düzen) ToZ içerisinde de bulunmaktadır. Örnek olarak Hall of Osiris (Eski ismi ile JoS Donors platformu) herkesin elini kolunu sallayarak girebileceği bir yer değildir. ToZ için çalışmadan, topluluk ve Tanrılar için yeterli adanmışlığı, emeği ve fedakarlıkları göstermeden oraya giremezsiniz.

Girmeyi başarmış olsanız bile içeride yine bir seviye / kademe sistemi bulunmaktadır. 1. Kademe, 2. Kademe, 3. Kademe, 4. Kademe ve ilerisi... Bu kademeler kişilerin seviyelerine göre farklılık gösterirler. Burada herkes "eşit" değildir.

Anlayacağınız, eşitlik bir Yahudi yalanı. Eşitlik diye bir şey yok. Eşitlik doğaya aykırıdır.

İki kaşınız bile aynı değilken iki bambaşka İnsanın eşit olmasını nasıl bekleyebilirsiniz ki? Ha, bu sizin veya kimsenin değersiz olduğunuz anlamına gelmez. Bana sorarsanız gökteki yıldızlardan bile daha değerlisiniz, ancak yıldızlar bile eşit değillerdir:

ghows-TX-a8ea08ae-207d-209e-e053-0100007fa21c-d2ed070d-jpeg.webp
 
Teşekkür ederim hepinizin cevapları için, ancak benim anlatmak istediğim bu değil, daha farklı bir şey. Bunu örneklerle açıklayacağım, son kez herkesin daha iyi anlaması için.

Zevist bir polis düşünelim. Kendisi komiser, karakolda yetkili ve bir suçlu olduğunda tutuklama yetkisi, hatta emir verme yetkisi vardır diğer polislere.

Bir de Zevist bir doktor var. Kendisi her türlü ilaç yetkisine sahip ve sivil yaşamında bir hastayı iyileştirebilir; ancak birini tutuklayamaz. Aynı şekilde, polis olan kişi de birini iyileştiremez. Her birinin ayrı yetki alanları ve sorumlulukları var, ama aynı zamanda her biri farklı bir şekilde hizmet ediyor.

Tabii ki, herkes eşit olamaz. Bir tapınakta bile kutsal bölüm ve yazılar içeren bir oda olduğunda, oraya sadece en yetkili kişi girmelidir; aksi takdirde kaos olabilir, hatta hırsızlık bile yaşanabilir.

Benim demek istediğim şu: Kimse kimseye üstten bakmamalı, saygılı olmalı. Birisi çöpçülük yapıyor diye onu dışlamamalıyız. O adam işini yapmasa, sokaklar çöp ve kokudan geçilmez. Belki de ben çok toz pembe biriyimdir, ondan da olabilir. :D Sadece herkes o zamanlarda özgür olsun, hakları olsun ve rahat bir şekilde Tanrılara hürmet göstersin. Tek isteğim bu: Herkesin birbirini küçük gördüğü ve ayrımcılığın olduğu bir hayat istemiyorum. Zaten bunu başarmak için çalışmıyor muyuz? Toplumu daha iyi bir hale getirmek için.
 
Neden bu kadar sinirlendiniz ki? Ya da sakin yazdınız, bilmiyorum. Kadınların Zeus Tapınağı'na girip girmediğini bilmediğim için soruyorum zaten. Bir diğer konu, bölünme olayı inançlar arasında değil, toplumsal sınıf olarak söyledim. Çünkü Zevistler olarak herkesin topluma katkısı farklıdır. Bugün tarot hakkında bilgi almak için size soru sorarım; inanç hakkında bilgi almak için Sonne abiye veya diğer yönetici abilerime soru sorarım. Ya da bir gün hastaneye geldiğinizde siz benden yardım alırsınız. Şüphesiz ki, bu hayatta yaptıklarımızı ve iyiliklerimizi Tanrılar bilecek. Bir dahaki yaşamda daha alt bir sınıf olarak doğabiliriz ve sırf bu yüzden unvan ve yetkiye sahip insanlar bunu kötüye kullandığında gelişemeyiz bir toplum olarak ve kimse de geçmişte yaptıklarınızı bilmez. Yunan devletleri gibi bölünürüz ve düşman geldiğinde birleşmek için çok geç olur. Kimse kimseden üstün değil; ben demon değilim, siz de değilsiniz. Burada kimse Tanrı da değil. Birbirimize saygı ve sevgiyle yaklaşmamız gerektiğini söylüyorum. Ama altın çağda Tanrılar bizi gözetleyeceği için böyle sorunlar olmaz diye düşünüyorum.
Sinirlenmedim. Retro Merkür'den olabilir. Memleketin halinden de olabilir.

Toplumsal iş bölümünün olmayışı ve indike ettikleri çok geniş bir konu. Görevleri emanet edememek. Sabah işçi haklarını, öğlen kadın haklarını, akşam ağaçlar kesilmesin nöbetini devralmak zorunda kalırsınız. Afette de sandık başında da siz durmak zorunda kalırsınız. Bir işi birine emanet edip arkana yaslanamazsın. Doktorlar bebekleri öldürüyor davasından tut çocukları gönül rahatlığıyla okula bırakamamaya kadar. Toplumsal iş bölümünün olmayışı derin sorunların göstergesi. En başta da çift kutupluluğun ve diktatörlüğün. Mantıken bunların olmayışı, yani sizin kast ettiğiniz topluluk, kutuplaştırılmamış bir topluluk oluyor. Güven toplumu oluyor. Eşitlikle alakalı değil.

''Kimse kimseden üstün değil.'' Bu yanlış. Kim üstün kim değil onun yargılamasını ben yapmam. İnsanlar eşit doğmuyor ve çabaları da eşit değil. Fırsat sağlamak açısından eşit olunmaya çalışılıyor. Herkesin aynı üni sınavına girmesi buna bir teşebbüstür, yine de olmaz. 17 yaşında zorla evlendirilmeye çalışanla özel hocalar tutulmuş öğrencileri aynı sınava soksanız da eşit olmaz. Şartlar arasındaki uçurum azaltılmaya çalışılıyor. Fırsat eşitliği buna denir. Buna rağmen bazı insanlar çalışkanlık, cesaret ve onur gibi erdemlerde sınıfta kalacak yine eşit olmayacak. İnsanlar eşit değil. Fırsatlar olabildiğince eşit olsa iyi olur.
 
Teşekkür ederim hepinizin cevapları için, ancak benim anlatmak istediğim bu değil, daha farklı bir şey. Bunu örneklerle açıklayacağım, son kez herkesin daha iyi anlaması için.

Zevist bir polis düşünelim. Kendisi komiser, karakolda yetkili ve bir suçlu olduğunda tutuklama yetkisi, hatta emir verme yetkisi vardır diğer polislere.

Bir de Zevist bir doktor var. Kendisi her türlü ilaç yetkisine sahip ve sivil yaşamında bir hastayı iyileştirebilir; ancak birini tutuklayamaz. Aynı şekilde, polis olan kişi de birini iyileştiremez. Her birinin ayrı yetki alanları ve sorumlulukları var, ama aynı zamanda her biri farklı bir şekilde hizmet ediyor.

Tabii ki, herkes eşit olamaz. Bir tapınakta bile kutsal bölüm ve yazılar içeren bir oda olduğunda, oraya sadece en yetkili kişi girmelidir; aksi takdirde kaos olabilir, hatta hırsızlık bile yaşanabilir.

Benim demek istediğim şu: Kimse kimseye üstten bakmamalı, saygılı olmalı. Birisi çöpçülük yapıyor diye onu dışlamamalıyız. O adam işini yapmasa, sokaklar çöp ve kokudan geçilmez. Belki de ben çok toz pembe biriyimdir, ondan da olabilir. :D Sadece herkes o zamanlarda özgür olsun, hakları olsun ve rahat bir şekilde Tanrılara hürmet göstersin. Tek isteğim bu: Herkesin birbirini küçük gördüğü ve ayrımcılığın olduğu bir hayat istemiyorum. Zaten bunu başarmak için çalışmıyor muyuz? Toplumu daha iyi bir hale getirmek için.
Yapmaya çalıştığınız şeyin adı meritokratik hubris eleştirisi. Meritokrasinin (liyakatin) bazı eleştirileri vardır. Bunlardan biri bu. Hubris kibir demek. Yunan mitolojisinde sık sık görülen, Tanrıların cezalandırdığı kibir hubris olarak çevrilir, pride ya da arrogance olark değil. Garsonu aşağılayan doktor. Özellikle de kendisi hayata kötü bir başlangıç yapmış ve bir yerlere gelebilmiş insanlarda görülür. Ben yaptım, o yapamadı, demek ki ben daha iyiyim kibri. Başarıya dayalı, oraya çalışarak gelmiş insanların sahip olduğu kibir. Bu ilginç bir konsept. Araştırmak isterseniz terim bu.
 
Yapmaya çalıştığınız şeyin adı meritokratik hubris eleştirisi. Meritokrasinin (liyakatin) bazı eleştirileri vardır. Bunlardan biri bu. Hubris kibir demek. Yunan mitolojisinde sık sık görülen, Tanrıların cezalandırdığı kibir hubris olarak çevrilir, pride ya da arrogance olark değil. Garsonu aşağılayan doktor. Özellikle de kendisi hayata kötü bir başlangıç yapmış ve bir yerlere gelebilmiş insanlarda görülür. Ben yaptım, o yapamadı, demek ki ben daha iyiyim kibri. Başarıya dayalı, oraya çalışarak gelmiş insanların sahip olduğu kibir. Bu ilginç bir konse
Hanımefendi ona bizim oralarda sonradan görme derler, o doctor sonradan görme öyle bir doktor, altın cağda barınamaz şimdi bile öylelerini pek sevmezler, toplumdan ister istemez dışlanır, herkes haddini bilecek, diyelim beni tapınakta dövdüler demekki bir hata yaptımda oldu, onun için haddimi bilirim ben bilmediğim konulara karışmam, ben şimdi her akşam ŞEYTAN ın gücü ritueli yapıyorum birde ŞEYTANIN ilahisini okuyorum birde meditasyon yapıyorum, güneş karesi yapmaya kalktım yanlış titrettim 14 nisanda gene başlıyacam, gücüm bunlara yetiyor onun için tabiki herkes eşit değil, kimisi 12 yaşında adanıyor kimisi benim gibi geç adanıyor, o çocuğun ezberiyle benim ezberim birmi ? ben o kadar hayatın sillesini yemişim yamulmuşum zarzor ruhaniyette ilerlemeye çalışıyorum Tanrı/çalar imkanı olanla olmayanı bilmiyormu ? adalet önünde herkes eşit Esenlikler
 

Al Jilwah: Chapter IV

"It is my desire that all my followers unite in a bond of unity, lest those who are without prevail against them." - Shaitan

Back
Top