Her şey aslında yıllar önce başladı,
Esenlikler, bazı klişe tavsiyeler vardır. İntihara eğilimi olan, gün içinde yataktan kalkmaya mecali bile olmayan adama kalk spor yap düzelir tarzı tavsiyeler verirler. Bunlar tabii ki çoğu durumda işe yaramaz ama bilimsel olarak insana iyi geldiği de göz ardı edilemez. O bahsettiğin vücudunun yanma hissiyatını biliyorum. Nabzın 150 atmaya başlıyor ve sebebini bile bilmiyorsun. İnsan bazen kaygılandığı şeyin farkında bile olmadan bu tarz şeyler yaşayabiliyor. Eğer gerçekten psikolojik destek almaya ihtiyaç duyacak kadar dibe battıysan sana vereceğim tavsiye şu. Siktiriboktan devlet psikiyatrilerine gitme, sakinleştirici ve antidepresan verip yollayacaklar. Onun yerine bir psikoloğa gidip tanı konulmasını iste. Eğer dediğin gibi borderline, bipolar tarzı bir hastalığa sahipsen bunu bilmen gerek ama şunu da ekleyeyim ki, 1 doktor sana bipolarsın dedi diye bipolar olmuyorsun. Zamanla mecalin oldukça 6-7 tane psikoloğa gidip hepsini göz önünde bulundur ve eğer gerçekten borderline tarzı bir hastalığa sahipsen o zaman ilaç kullanmaya başlamalısın. Bu tarz yatıştırıcı ilaçlar, sana kol verip bacağını almaya benziyor. Gerçekten beynindeki hormonsal dengeyi sağlayabiliyorlar ama yan etkileriyle uğraşıyorsun. Ve gerçekten ağır yan etkiler bunlar. O yüzden, gerçekten ihtiyacın yoksa kullanmamalısın. Normal bir günde uyuyup 48 saat sonra uyandığımı bilirim.
Onun dışında eğer bir şehirde yaşıyorsan, arada bi kaçamak yapıp, yeşillik dolu doğal yerlerde vakit geçirmeni tavsiye ederim. Toz ve pislik dolu yerlerde yaşıyoruz. Vaktin var ise sabah 5.30da orada olursan güneşin doğuşunu izleyebilirsin, gerçekten kulağa çok klişe geliyor ama insan bu tarz doğal yerlerde kendi dertlerini unutuyor. Biranı alıp gece şarkını açıp yürüyüş yapabilirsin. Bunlar bana iyi gelen şeyler. Alkol kullanıyorsan abartma, bu tarz kötü hissettiğin durumlarda bir kaçamak yapayım diye içtiğin 2,3 bira bile bağımlılık derecesine kolayca çıkabiliyor. Uyku düzenin nasıl bilmiyorum ama akşam erken yatıp sabah erken uyanmak bir süre sonra gerçekten iyi hissetmene sebep olur (asla beceremesem de). Ve en önemlisi çok düşünmemek, "overthinker" bir insana çok düşünme diyemezsin ama ben gerçekten bunun insanın elinde olduğunu düşünüyorum. İnsan kendini rahatsız eden düşüncelerden kendini arındırabilir. Zevist ol veya olma, boşluk meditasyonu kafanı rahatlatmanda iyi gelebilir.
Ve felsefi olarak bakacak olur isek, şu an yaşadığın şeyleri hayatının bir döneminde zaten tecrübe etmen gerekiyordu. Fakat sanırım bu tecrübenin biraz fazla uzun sürmesinden şikayetçisin. Asla geçmiyor. Bu durumda kendine kaygılarından olabildiğince uzaklaşabileceğin bir ortam ayarlayıp, duygusal olarak olabildiğince düşük olduğun bir günde hayatın hakkında uzun uzun düşünmelisin. O zaman insan anlıyor , yaşadığın şeyler ne kadar kötü olsa bile bunları yaşaman gerektiğini. Bu düşünceyi hayatının bir parçası haline getirir isen, kötülüğe ve depresifliğe olan bakış açın değişecek ve kötü tecrübelerinle daha kolay başa çıkmaya başlayacaksın. Sadece duygularımız mantığımızdan daha baskın olduğu zamanlarda bunu anlayamıyoruz.
Bok gibi insanların arasında, bok gibi şehirlerde, asla istediğimiz hiç bir şeyi elde edemediğimiz ve bu yüzden her zaman elimizde olan ile yetinmek zorunda olduğumuz, hiç bir şeyden gerçekten keyif alamaya alamaya gerçek hazzın ne olduğunu unuttuğumuz bir dönemde yaşıyoruz. Yolda yürürken mutlu mutlu dolaşan 21 iq dangalak insanlara baktıkça, insan asıl olayın mutluluk veya mutsuzluk ile alakalı olmadığını anlıyor. Kendine bir yol çizip o yolda ilerlemelisin ve en azından "bir şeyler" yapmalısın. Sevdiğin şeyi yapmalısın. Eğer yok ise sevdiğin şeyi bulmalısın. Hiç bir şey ilgimi çekmiyor, hiç bir şey yapmak istemiyorum diyorsan, (ki bunu kendime bir çok defa söyledim) bu bir yalan. Sadece daha bulamadın. Yapmaktan keyif aldığın ve kendini verebileceğin bir şey olduğunu düşün. Yataktan kalkmak için elde tutulabilir bir sebebin olmuş olurdu. Bu fırsat sana kendi gelmeyecek, kalkıp kendin bulmalısın. Üniversite falan okuyup vakit kaybetmeni tavsiye etmiyorum. Bu homosapienlerin arasında var olmak bile içini daraltıyor olmalı. İnsan yapmak istediği şeyi yapmak için, hayatı boyunca işine yaramayacak konuları ezberleyip, aptal bir sistem ile hayatından 12 yıl vererek elde etmemeli zaten.
Ve son olarak, bu gerçekten çok saçma gelebilir ama siktir et. Siktir etmek senin elinde, belki o panik anında değil ama genel olarak senin elinde. Sadece buna inanmalısın. Kendine siktir ediyorum de, beni şu an mutsuz eden ve düşüren ne varsa siktir ediyorum de, ve ne yapmak istiyorsan onu yap. Her şeyi siktir et ve yürü. Hayat yürümekten ibaret.
Beni gerçekten anlamış birisine benziyorsun. Bu samimi konuşman umudumu biraz da olsa yükseltti. En azından anlaşıldığımı hissettim. Düşüncelerin benimkilere çok benziyor. Şimdi biraz olsun daha farklı bakabiliyorum.
Ben gerçekten de klişe tavsiyelerden, mutlu mutlu gezen insanları görrmekten, psikiyatriye gidip aynı ilaçlarla dönmekten sıkıldım. Gerçekten inanması güç saçmalıklarla dolu bir dünyada yaşıyoruz. Teknoloji gelişiyor insanlar aptallaşıyor, robotlaşıyor. Kimsenin kimseden bir farkı yok, dünyanın her yeri ot gibi yaşayan insan kaynıyor. Öyle bir yer ki her 40 saniyede 1 kişi kendini öldürüyor. Şehirlerin ışıkları arttıkça insanların ışığı azalıyor. Ya, gerçekten şaka gibi gelmese ciddiye alıcam ve intiharın i sinden bahsetmicem ama şaka gibi hayat. Uyu uyan, amaç ara. Yapabileceğim her şeyi zaten yapmışım gibi geliyor. Şurada bir avuç kişi toplanmış bir şeyler başarmaya çalışıyoruz. Hepimiz kendi hayatlarımızda delirmemek için direniyoruz. Bu iç karartıcı şehirlerde donuk donuk bakan insanların arasında delirmemek elde değil. Bu nasıl bir gezegen, hayatı sevdiren hiçbir şey yok.
Dışarı çık dolaş hava al diyenler falan. Şu şekilde mutlu olan var mı? Evet kardeşim bak geçti her şey şu an. İyi geliyor olabilir ama sihirli bir aktivite değil.
Yine de, insanın gidecek hedefi olmasa da yürüdüğü bir yolu olmalı.
Bir rüya görmüştüm. Tüm gezegen komple restore ediliyordu. Camiler yerlerinde yoktu. Her yeri kaplayan o zehirli sis kaybolmuştu ve bir çeşit ıssızlığa bürünmüştü sanki her yer. O bunaltıcılıktan eser kalmamıştı. Rüyanın hissi bana yaşadığımı hissettirmişti. Başka bir rüyam da başka bir gezegendeydi. Tek yapılması gerekenin eğlenmek olduğu adeta mükemmel insanların yaşadığı bir yerdi. Bana yaşadığımı hissettiren, hissine odaklandığımda bana umut veren başka bir rüya. Bir de hayata bakıyorum, o kadar boş ve boğucu ki. Hayatın amacı kendini ve çevreni geliştirmek ama sadece kendini geliştirdikçe ve çevre aynı kalınca acı çekmek kaçınılmaz.
Evet eğitim sistemi de korkunç. 12 yıl direkt çöp. Ezberlediklerin gidince geriye yine boş kafalılık kalıyor. O kadar çok eleştirilebilecek şey var ki. Şu dünyada düzgün şey az.
Borderline konusuna değinmeniz hoşuma gitti, bende olduğuna neredeyse emin olduğum durum. Beynimi çıkarıp atasım geliyor. İnternette aynı durumdan muzdarip birçok insanın yaşadıklarına ve çektiği acılara şahit oldum. Özellikle o kronik boşluk hissi çekilmiyor. Gerçekten çok kötü bir şey. Görmek istemeyeceğin bir şey görünce derin yüzülmüş gibi acı çekiyorsun. Mutluluk hissi yabancı ve boş gelmeye başlıyor. Duygu ve düşüncelerin seni baştan aşağı sarsıp kölesi yapıyor. Sessizlik yerine beyninde bitmeyen bir savaş hakim oluyor. En azından insanların deneyimleri böyleydi ve benimki de pek farklı değil. Yan etkilere sahip ilaçlar ise hiç iç açıcı gelmiyor.
Gerçekçiliğimi koruyabilip insanların çoğunun gerçekten aptal olduğunu hatırlayınca intihar cringe geliyor. Ama sonra içinde bulunduğum bok çukuruna bakıyorum ve gidip gelmeler başlıyor.
Ah keşke siktir et diyebilsem. Yine de o kadar güzel söyledin ki.
Şu birkaç günlük yoğun acı sürecinde bakış açım hızlıca level atladı. Ayrıca Tanrıların ışığı olmadan bu dünyanın karanlığında kaybolacağımı anladım. Düşüncelerimin çok da önemli olmadığını da anladım. Galiba her ne olursa olsun kendine eziyet etmeye değmiyor. "Her şeyi boş vermek" kötü bir şey gibi geldi hep ama anladım ki birisi kendini seviyorsa kendisi dışındaki çoğu şeyi boş vermeli. Ben düşüncelerimden daha değerliyim. Büyütüp altında ezilmeye değmez. Düşünceler gider ben kalırım sonuçta.
Gerçekten çokça içimi döktüm burada. Sizinle mailleşmek isterim bu arada.