Header Wallpaper

Merak ettiğim 2 soru

Avatarsokrates01 min to read

Esenlikler,

1. İyilik ve kötülük hakkında ne düşünüyorsunuz şahsen bu iki kavram bana saçma geliyor neden varken iyi yada kötü olmaz diye düşünüyorum zevizm bu konu hakkında ne söylüyor ?

2. Özgür irade hakkında yine aynı şekilde insan düşünceleri biyoloji ve öğretilere dayanır kişilik bozukluklarına bakarsanız net bir şekilde görebilirsiniz iki farklı insan iki farklı hayat benzer anne baba ve çevreye sahip olursa benzer davranışlar gösterir özgür irade bir şakadan ibarettir kendi maneviyatımda materyalist ve nihilist bir kafa yapısında olduğum zaman bile kader kavramına inanmışımdır özgür irade hakkında ne düşünüyorsunuz ?

#20

O hâlde, lütfen birileri hakkında konuşmadan önce iki kez düşünün; zira bilinçli olarak olmasa bile, haksız yere bir kişinin itibarını zedeleyebilirsiniz.

Söz konusu olan, Müslümanlara ve Hristiyanlara karşı duyulan nefrettir. Ancak unutulmamalıdır ki bu kişiler kandırılmış ve bu aldatılmışlığın etkisiyle karşımızda yer almaktadır. Cahil, düşük seviyeli veya ahlaken "kötü" olarak sınıflandırılabilecek insanlardan nefret etmek doğaldır. Fakat yalnızca kandırıldığı için birinden nefret etmek yersiz ve gereksiz olacaktır.

Katılıyorum. Tekrardan kusura bakmayın.

#21

Bedenimizin, duygularımızın kölesi değil efendisi olursak onlar bizim kölelerimiz olacak ve dünya böylece değişime girecek kardeşim. Çocukluğumdan beri, büyüdüğüm süreçte dahil hep idealler, hep yasalar, kurallar ve bilimum çeşitli yargılar ile büyüdüm. Hayatta öyle bir özgür olalım ki, her istediğimizi istediğimiz zaman yapalım, istediğimiz zaman söyleyelim. Kendimizi yenemeden, düşmanı yenemeyeceğiz. Kötü birisi ol demiyorum tabi ki ama dünya üzerindeki bu idealler ve yasaları takip edenlerin hali ortada, aynı anda takip etmeyip kendi ideallerini yaratıp peşlerinde giden kişiler ise hem daha çok seviliyor, hem de daha çok saygı duyuluyor. Kimseden kimseye fayda yok, gerekirse kötü de olacaksın iyi de, önemli olan karar mekanizman ve başta dediğim gibi ne kadar bedeninin, duygularının kölesisin? Olay orada bitiyor. Bu anlattığım duruma en müsait ülke bizim ülkemiz olabilir bu arada, keza tamamen her istediğini yapan, empati bile kurmayan insanlar kazanırken ; hassas, naif, düzgün insanlar ise yalnız bırakılıyor, hatta umursanmıyor bile. Dediğim gibi bunları kötü biri ol diye demiyorum, sadece sorgula ve de ki seni gerçekten önemsemediklerini anladığında çiziğini at üzerlerin ve dalganı geç. Ve bol bol dua etmeyi unutma babamıza da, bizlere de tamam mı kardeşim, hadi kendine iyi bak. Aklına bir şey takılırsa sor forumda çekinme

#22

Bedenimizin, duygularımızın kölesi değil efendisi olursak onlar bizim kölelerimiz olacak ve dünya böylece değişime girecek kardeşim. Çocukluğumdan beri, büyüdüğüm süreçte dahil hep idealler, hep yasalar, kurallar ve bilimum çeşitli yargılar ile büyüdüm. Hayatta öyle bir özgür olalım ki, her istediğimizi istediğimiz zaman yapalım, istediğimiz zaman söyleyelim. Kendimizi yenemeden, düşmanı yenemeyeceğiz. Kötü birisi ol demiyorum tabi ki ama dünya üzerindeki bu idealler ve yasaları takip edenlerin hali ortada, aynı anda takip etmeyip kendi ideallerini yaratıp peşlerinde giden kişiler ise hem daha çok seviliyor, hem de daha çok saygı duyuluyor. Kimseden kimseye fayda yok, gerekirse kötü de olacaksın iyi de, önemli olan karar mekanizman ve başta dediğim gibi ne kadar bedeninin, duygularının kölesisin? Olay orada bitiyor. Bu anlattığım duruma en müsait ülke bizim ülkemiz olabilir bu arada, keza tamamen her istediğini yapan, empati bile kurmayan insanlar kazanırken ; hassas, naif, düzgün insanlar ise yalnız bırakılıyor, hatta umursanmıyor bile. Dediğim gibi bunları kötü biri ol diye demiyorum, sadece sorgula ve de ki seni gerçekten önemsemediklerini anladığında çiziğini at üzerlerin ve dalganı geç. Ve bol bol dua etmeyi unutma babamıza da, bizlere de tamam mı kardeşim, hadi kendine iyi bak. Aklına bir şey takılırsa sor forumda çekinme

Bahsettiğim şey takribi olarak bu zaten. İnsan davranışları sebebe dayalıdır. Bu her şeyi içerir; başka insanlara karşı tutumundan yürüme hızına ne giydiğine kadar her şey. İnsan bu davranışların sebebini anladığında kaderine yön verebilir. Kimse bilerek kendine ve etrafındaki insanlara zarar vermeyecektir. Çünkü bu özüne aykırıdır. İnsanların görünmeyen bir dizi denklemleri ve belirli bir eşitliğe yani mantığa sığmayan duygu ve dürtüleri vardır. Kişi kendini kullanarak yine kendini anladığında ve davranışlarını oluşturan denklemlerini gördüğünde, etkisini kaybeder ve ne yapacağı konusunda karar alabilir. İnsan seçim yapamaz ancak karar alabilir. Sokratesinde dediği gibi kimse bilerek kötülük yapmaz. Buradaki problem insanın kendi hakkında cahil olmasıdır. Ayrıca duygu dolu yazınız için teşekkür ederim okurken çok hoşuma gitti.🙂 Esenlikler..

#23

1- Etik sana şunu sorar: Çevrenin en iyi şekle evrilmesine, kalkınmasına, güzelleşmesine katkı mı sunuyorsun, yoksa bunu baltalıyor ve sabote mi ediyorsun? Evrim dediğimiz şey, var etmek için yok eden bir şeydir. Evrende, olduğu yerde sayan ya da gerileyen hiçbir şey affedilmez ve doğal seçilim ile elenir. Bu şekilde türler yok olur; gezegenler, hatta galaksiler çöker; insanlar da yitip gider. İyi ve kötü kavramları, sadece biz insanların bu mekanizmanın işleyişlerine kendi düzlemimizde koyduğu birer isimdir. Daha geniş bir çapta her şey, var olmak ya da yok olmakla alakalıdır. Evren, safi zararlı olan hiçbir şeyi bağışlamaz ve bünyesinde barındırmaz. Bu tür varlık ve olguların türemesini önlemek için bizim olumlu addettiğimiz vicdan, çiftleşme dürtüsü, yaşamak için üretmek, korumak ve inşa etmek zorunda olmak gibi dengeleyici unsurlar evrimleştirilir ve bunlar, bizim tabirimizle ''kötülerin'' başına musallat edilip onların yine bizim tabirimizle ''iyilerin'' hükmettiği toplumda tutunamayarak yok olmalarını sağlar. İyi ve kötüden ziyade, neyi yapıp neyi yapmamamız gerektiğini bu ölçütlere göre belirleriz. Evreni tahrip edici davranışları doğasına yedirebilmiş olanlar, bu dengeleyici mekanizmalar tarafından elenirler.

2- Özgür irade, bence sandığımız kadar geniş çaplı ve kapsayıcı bir kavram değil. Kısaca, bir senaryo var; olaylar belli, giriş-gelişme-sonuç belli fakat replikler, jestler, mimikler, giyim ve sahnedeki konumlanmamız doğaçlama yapmamız için bize bırakılmış. Ama neticede senaryo, son ile bitiyor. Her şey, evrenin var olma ve yok olma döngüsünden ibaret ve bu döngüden çıkmak ya da bunu değiştirmek bizim irademizde değil.

#24

1- Etik sana şunu sorar: Çevrenin en iyi şekle evrilmesine, kalkınmasına, güzelleşmesine katkı mı sunuyorsun, yoksa bunu baltalıyor ve sabote mi ediyorsun? Evrim dediğimiz şey, var etmek için yok eden bir şeydir. Evrende, olduğu yerde sayan ya da gerileyen hiçbir şey affedilmez ve doğal seçilim ile elenir. Bu şekilde türler yok olur; gezegenler, hatta galaksiler çöker; insanlar da yitip gider. İyi ve kötü kavramları, sadece biz insanların bu mekanizmanın işleyişlerine kendi düzlemimizde koyduğu birer isimdir. Daha geniş bir çapta her şey, var olmak ya da yok olmakla alakalıdır. Evren, safi zararlı olan hiçbir şeyi bağışlamaz ve bünyesinde barındırmaz. Bu tür varlık ve olguların türemesini önlemek için bizim olumlu addettiğimiz vicdan, çiftleşme dürtüsü, yaşamak için üretmek, korumak ve inşa etmek zorunda olmak gibi dengeleyici unsurlar evrimleştirilir ve bunlar, bizim tabirimizle ''kötülerin'' başına musallat edilip onların yine bizim tabirimizle ''iyilerin'' hükmettiği toplumda tutunamayarak yok olmalarını sağlar. İyi ve kötüden ziyade, neyi yapıp neyi yapmamamız gerektiğini bu ölçütlere göre belirleriz. Evreni tahrip edici davranışları doğasına yedirebilmiş olanlar, bu dengeleyici mekanizmalar tarafından elenirler.

Etik, ahlak gibi kavramlarla nasıl kaos ve düzen kavramlarını bağdaştırdınız tam olarak anlamış değilim. Ancak yine günün sonunda etik, ahlak, iyi-kötü, doğru-yanlış, insan davranışları için uygun kavramlar değildir. Sonuç odaklı, benliği hiçe sayan ve aynı zamanda üstünde durduğunuz gibi sadece toplumun kendini idare etmesi için var olan kavramlar. Bir soru sormak istiyorum. Madem iyi ve kötü kavramı kaos ve düzen kavramlarının işleyiş mekanizması o hâlde örneğin zihinsel engelli bir insana yardım etmek ve merhamet etmek çok kötü birşey çünkü eğer merhamet edip varlığını sürdürmeye yardım ederseniz, normal şartlarda yok olması gereken bu kişi sizin yüzünüzden var olmaya devam ediyor. Merhamet kavramı bu bağlamda en kötü duygu olur. İnsan davranışları anlık gelişen olaylara tepki olduğunu size düşündüren nedir? Benlik insanın belirli olaylar, görüşler, düşünceleri özü olarak görmesinden gelir. Yine sahip olduğu düşüncelerde anlık tepki değil geçmişinin ve biyolojisinin bir izidir. Madem vicdan hakkında söylemde bulundunuz o hâlde psikopati gibi bir patalojiye sahip bir kişi için düşünceniz nedir? Ki bazen bu durum biyolojik değil psikolojik de gerçekleşebilir.

2- Özgür irade, bence sandığımız kadar geniş çaplı ve kapsayıcı bir kavram değil. Kısaca, bir senaryo var; olaylar belli, giriş-gelişme-sonuç belli fakat replikler, jestler, mimikler, giyim ve sahnedeki konumlanmamız doğaçlama yapmamız için bize bırakılmış. Ama neticede senaryo, son ile bitiyor. Her şey, evrenin var olma ve yok olma döngüsünden ibaret ve bu döngüden çıkmak ya da bunu değiştirmek bizim irademizde değil.

Evet dolabınız içindeki bir kıyafeti giymekte serbestsiniz ancak bir kıyafeti dolabınıza koymak hususunda ise maalesef aynı şekilde bir durum söz konusu değil. Bu kıyafetin rengi, kalıbı, üzerinde desen olup olmaması, ve hatta kumaşı hakkında bile. Vücudunuz hakkında olumlu düşünceniz yok ise bu kıyafet bol olacaktır.Biraz başarılı bir narsistseniz bu kıyafet takım elbise gibi bir şey olacaktır. Karamsar bir kişi iseniz bu kıyafet siyah olacaktır. İlgi çekmek istiyorsanız muhtemelen takı kullanacaksınızdır. Toplum baskıları yüzünden dekolteli bir kıyafet giyemeyebilirsiniz. Bu durumda : Evet, işte kendimize göre seçim yapıyoruz, diyebilirsiniz. Ancak kişiliğinizi oluşturan sebebler, düşünceler, öğretiler sizin kontrollünüzde değildir. Örneğin bal olmasaydı en tatlı yiyecek muhtemelen bir meyve olurdu. Bütün pespektifleri bilmeden kişilik var olandan bir özümseme yapmak iradeniz olduğu anlamına gelmez.

#25

Etik, ahlak gibi kavramlarla nasıl kaos ve düzen kavramlarını bağdaştırdınız tam olarak anlamış değilim. Ancak yine günün sonunda etik, ahlak, iyi-kötü, doğru-yanlış, insan davranışları için uygun kavramlar değildir. Sonuç odaklı, benliği hiçe sayan ve aynı zamanda üstünde durduğunuz gibi sadece toplumun kendini idare etmesi için var olan kavramlar. Bir soru sormak istiyorum. Madem iyi ve kötü kavramı kaos ve düzen kavramlarının işleyiş mekanizması o hâlde örneğin zihinsel engelli bir insana yardım etmek ve merhamet etmek çok kötü birşey çünkü eğer merhamet edip varlığını sürdürmeye yardım ederseniz, normal şartlarda yok olması gereken bu kişi sizin yüzünüzden var olmaya devam ediyor. Merhamet kavramı bu bağlamda en kötü duygu olur. İnsan davranışları anlık gelişen olaylara tepki olduğunu size düşündüren nedir? Benlik insanın belirli olaylar, görüşler, düşünceleri özü olarak görmesinden gelir. Yine sahip olduğu düşüncelerde anlık tepki değil geçmişinin ve biyolojisinin bir izidir. Madem vicdan hakkında söylemde bulundunuz o hâlde psikopati gibi bir patalojiye sahip bir kişi için düşünceniz nedir? Ki bazen bu durum biyolojik değil psikolojik de gerçekleşebilir.

Evet dolabınız içindeki bir kıyafeti giymekte serbestsiniz ancak bir kıyafeti dolabınıza koymak hususunda ise maalesef aynı şekilde bir durum söz konusu değil. Bu kıyafetin rengi, kalıbı, üzerinde desen olup olmaması, ve hatta kumaşı hakkında bile. Vücudunuz hakkında olumlu düşünceniz yok ise bu kıyafet bol olacaktır.Biraz başarılı bir narsistseniz bu kıyafet takım elbise gibi bir şey olacaktır. Karamsar bir kişi iseniz bu kıyafet siyah olacaktır. İlgi çekmek istiyorsanız muhtemelen takı kullanacaksınızdır. Toplum baskıları yüzünden dekolteli bir kıyafet giyemeyebilirsiniz. Bu durumda : Evet, işte kendimize göre seçim yapıyoruz, diyebilirsiniz. Ancak kişiliğinizi oluşturan sebebler, düşünceler, öğretiler sizin kontrollünüzde değildir. Örneğin bal olmasaydı en tatlı yiyecek muhtemelen bir meyve olurdu. Bütün pespektifleri bilmeden kişilik var olandan bir özümseme yapmak iradeniz olduğu anlamına gelmez.

1-Ahlak etiğe tekmil verir. Ahlak kişiye zamana ve yere göre değişir ama etik değişmez. Etiğin kuralları bir insanı öldürdüğünde onun artık yaşamıyor olduğu kadar kesindir. Evet etik ve insaniyet bazı durumlarda bir insanı yaşatmak kadar ölmek zorunda olan birini en güvenli ve acısız şekilde son yolculuğuna uğurlayıp özgürleştirmeyi de gerektirir. Kişi öz farkındalıktan yoksun ise ve bu şekilde suç işliyorsa bu durum tolere edilebilir ve kişi toplumdan izole edildikten sonra yapılabiliyorsa rehabilite edilip dönüştürülmelidir. Fakat bilinçli suçlular mutlaka bahsini ettiğim eleme mekanizmaların hışmına uğrayacak ve yok olacaktır.

#26

1-Ahlak etiğe tekmil verir. Ahlak kişiye zamana ve yere göre değişir ama etik değişmez. Etiğin kuralları bir insanı öldürdüğünde onun artık yaşamıyor olduğu kadar kesindir. Evet etik ve insaniyet bazı durumlarda bir insanı yaşatmak kadar ölmek zorunda olan birini en güvenli ve acısız şekilde son yolculuğuna uğurlayıp özgürleştirmeyi de gerektirir. Kişi öz farkındalıktan yoksun ise ve bu şekilde suç işliyorsa bu durum tolere edilebilir ve kişi toplumdan izole edildikten sonra yapılabiliyorsa rehabilite edilip dönüştürülmelidir. Fakat bilinçli suçlular mutlaka bahsini ettiğim eleme mekanizmaların hışmına uğrayacak ve yok olacaktır.

Evrenin işleyişine bilinç kazandırmak, atomun şarkı söylemesi gibi bir durumdan ibarettir. Canlı hayatta kalmaya çalışır gibi bir perspektiften bakıyorsunuz ancak canlı hayattta kalmaya çalışmaz hayatta kalanlara bakıp bu bir yanılsamadır zira hayatta kalan örneklere bakıyorsunuz. Ayrıca insan doğası ve etik uyuşmaz. Neden inatla benlik ve duyguları görmezden geliyorsunuz anlamıyorum. Kavramların üzerinde olmak gibi bir düşünce Nietzsche'den kalma bir narsisizmden ibarettir. Etiğin evrensel olmasıyla alakalı da bir sorum olacak size. Diyelim ki Stephen Hawking öldürülmeli miydi? Peki 1000 yıl önce yaşasaydı? Evet '' O zaman zaten farklı bir kişi olucaktı. Şuan bildiğimiz kişi zamanın getirdiğidir.'' dediğinizde evrensellik ilkesi ne olacak? Bahsettiğim bal metaforu bu durumu anlatıyor zaten. İnsan doğasını reddedip bunu romantize etmek kurdun koyun için ot yemesi gibi bir durumdur. Kendi maneviyatımda ahlak virüs, etik ise siyanürdür. Ahlak toplum için işlerken etik bireyseldir. Suç mevzusunda nedeni psikoloji ve biyoloji (genel anlamda) olarak ayırmışsınız. Bu bahsettiğiniz ve hala anlamadığım eleme mekanizmasından ziyade güvercin-şahin durumudur.

#27

Çünkü insan bazı uç durumlar haricinde kendi psikolojik durumunu yönetebilecek kabiliyete sahip bir varlıktır diye düşünüyorum. Bunu kendi üzerimde de deneyimledim.

#28

Çünkü insan bazı uç durumlar haricinde kendi psikolojik durumunu yönetebilecek kabiliyete sahip bir varlıktır diye düşünüyorum. Bunu kendi üzerimde de deneyimledim.

Benliğin farkında olunduğunda dediğiniz çok doğru. İnsan elbette davranışı hakkında söz sahibi olabilir. Asıl soru ne kadar farkında olduğudur. Zihnin üstünlüğü burada başlar. Benlik de aslında birnevi bedenin parçasıdır. Bir diğer problemde kişilik bozuklukları, kendi adıma da 10 kişilik bozukluğunun 6'sına sahibim diyebilirim. Nefret ediyorum bu durumdan. Birçoğunu aşmış olsamda hala çaba sarf ediyorum. Maalesef insanların geneli bu konuda bilinç sahibi olmaktan çok uzak. Davranışlarının, inançlarının, düşüncelerinin, değerlerinin nedenini bilmiyorlar.

#29

Kötülüğü yok etmek istiyorsak kötü addedilen kişilerden ziyade kötülüğün kendisiyle savaş vermemiz gerekiyor. Kavramların üzerine çıkmak gibi doğamızı hiçe sayan bir uygulamadansa doğamızla beraber hareket etmek daha mantıklı olur. Düşmanımız belli düşmanın etkisinde olanı yok etmek düşmana değil yine bize zarar veriyor. Eğer kötülüğe zarar vermek istiyorsak kaynağıyla yani cehaletle savaşmamız gerekiyor. Ne kadar mümkün tabi bilemiyorum.

“Erdem insanın kendini tanımasıdır.”
~Sokrates~

#30

Kötü insanları yok etmesi gereken biz değiliz. Bunun için doğal seleksiyon yeter.

#31

Kötü insanların yok olması, kötülüğün yok olması anlamına gelmiyor. Doğal seleksiyonun cahilleri ve patalojik vakaları yok edeceğini düşünüyorsanız insanın olmadığı bir dünyadan bahsediyorsunuz demektir.

#32

Bence başlığı açan üye haklı gibi duruyor direkt bazı konularda. Tamam belki fazla determinist oluyor ama öyle. Mesela dolaptaki kıyafet örneğini vermiş. Dolabınızdaki en çok sevdiğiniz kıyafetin renginin o olmasının nedeni küçük yaşta o renk ile yaşadığınız ancak hatırlamadığınız bir şey olabilir. Ama bence bunları irdelemek gereksiz. Çünkü şahsım için söylüyorum bunu düşündükçe kaderci oluyorum. Özgür irademi düşünüp geri benimseyince her şey çok daha güzel.

1- Etik sana şunu sorar: Çevrenin en iyi şekle evrilmesine, kalkınmasına, güzelleşmesine katkı mı sunuyorsun, yoksa bunu baltalıyor ve sabote mi ediyorsun? Evrim dediğimiz şey, var etmek için yok eden bir şeydir. Evrende, olduğu yerde sayan ya da gerileyen hiçbir şey affedilmez ve doğal seçilim ile elenir. Bu şekilde türler yok olur; gezegenler, hatta galaksiler çöker; insanlar da yitip gider. İyi ve kötü kavramları, sadece biz insanların bu mekanizmanın işleyişlerine kendi düzlemimizde koyduğu birer isimdir. Daha geniş bir çapta her şey, var olmak ya da yok olmakla alakalıdır. Evren, safi zararlı olan hiçbir şeyi bağışlamaz ve bünyesinde barındırmaz. Bu tür varlık ve olguların türemesini önlemek için bizim olumlu addettiğimiz vicdan, çiftleşme dürtüsü, yaşamak için üretmek, korumak ve inşa etmek zorunda olmak gibi dengeleyici unsurlar evrimleştirilir ve bunlar, bizim tabirimizle ''kötülerin'' başına musallat edilip onların yine bizim tabirimizle ''iyilerin'' hükmettiği toplumda tutunamayarak yok olmalarını sağlar. İyi ve kötüden ziyade, neyi yapıp neyi yapmamamız gerektiğini bu ölçütlere göre belirleriz. Evreni tahrip edici davranışları doğasına yedirebilmiş olanlar, bu dengeleyici mekanizmalar tarafından elenirler.

2- Özgür irade, bence sandığımız kadar geniş çaplı ve kapsayıcı bir kavram değil. Kısaca, bir senaryo var; olaylar belli, giriş-gelişme-sonuç belli fakat replikler, jestler, mimikler, giyim ve sahnedeki konumlanmamız doğaçlama yapmamız için bize bırakılmış. Ama neticede senaryo, son ile bitiyor. Her şey, evrenin var olma ve yok olma döngüsünden ibaret ve bu döngüden çıkmak ya da bunu değiştirmek bizim irademizde değil.

Etik dediğimiz şeyi direkt toplumsal ahlak olarak ele alırsak sınıfta kalıyor bazı dedikleriniz. Toplum neyi benimserse etik de yöne evrilir. Bugün bir toplum bir şeyi etik olarak ele alırlen geçmişte tolere edilmeyen cinste ele alabilir.

Zeus’un Krallığı yükseliyor!

#33

Kötü insanların yok olması, kötülüğün yok olması anlamına gelmiyor. Doğal seleksiyonun cahilleri ve patalojik vakaları yok edeceğini düşünüyorsanız insanın olmadığı bir dünyadan bahsediyorsunuz demektir.

Kesinlikle doğru. Başlıkta psikopatiden bahsedilmişken ben de bahsetmek istiyorum. Düşük zekalı bir psikopat muhtemelen gidip tetikçilik falan yapacaktır. Ancak ileri zeka bir psikopat gidip üst mercilere tırmanacaktır. Aslında iş dünyası olsun başka yer olsun güç sahibi olan insanlara bakıldığında anlaşılıyor.

Zeus’un Krallığı yükseliyor!

#34

Doğal seleksiyon ile ilgili söylediklerim yanlış anlaşılmış. Doğal seleksiyonun doğanın işine gelmeyen şeyleri öldürmek suretiyle yok etmesinden bahsetmiyorum. Bu mekanizmanın daha çok doğanın türleri yine parçalara ve yollara ayırmasıyla ve zaman içinde ayrılan türlerin bir kısmının doğanın menfaatine bir yola girerek diğer kısmının da kötülükte ve çirkinlikte ısrar edip iyilerin ve ilerleticilerin yön verdiği geleceğe uyum sağlayamayıp yok olmasından ibaret olduğunu anlatmak istiyorum.

#35

Doğal seleksiyon ile ilgili söylediklerim yanlış anlaşılmış. Doğal seleksiyonun doğanın işine gelmeyen şeyleri öldürmek suretiyle yok etmesinden bahsetmiyorum. Bu mekanizmanın daha çok doğanın türleri yine parçalara ve yollara ayırmasıyla ve zaman içinde ayrılan türlerin bir kısmının doğanın menfaatine bir yola girerek diğer kısmının da kötülükte ve çirkinlikte ısrar edip iyilerin ve ilerleticilerin yön verdiği geleceğe uyum sağlayamayıp yok olmasından ibaret olduğunu anlatmak istiyorum.

Kötü-iyi kavramını hatalı tanımlıdığınızı savunuyorum bende şaka mısınız? Doğal seleksiyon sonucunda uyumlu olan hayatta kalır. Bahsettiğim işleyişe bilinç kazandırmak bu işte. Kaosun varlığı gereği bu da yetmez.

#36

Bence başlığı açan üye haklı gibi duruyor direkt bazı konularda. Tamam belki fazla determinist oluyor ama öyle. Mesela dolaptaki kıyafet örneğini vermiş. Dolabınızdaki en çok sevdiğiniz kıyafetin renginin o olmasının nedeni küçük yaşta o renk ile yaşadığınız ancak hatırlamadığınız bir şey olabilir. Ama bence bunları irdelemek gereksiz. Çünkü şahsım için söylüyorum bunu düşündükçe kaderci oluyorum. Özgür irademi düşünüp geri benimseyince her şey çok daha güzel.

Determinizmi kullanmamın sebebi perspektif sunmak. Determinizmi savunan bir kişiye de aynı şekilde farklı perspektif sunardım. Diyelim ki bir kâhin olsaydı ve size gelecekte yaptığınız bir olayı anlatsaydı. Gelecekte var olan duruma yönelik bir bakış açısıyla hareket ediceksinizdir artık. Kâhin verdiği kehânetin sebebiyle kehânetini ayarlıyacaktır. Madem her olay sebep-sonuç zinciri ise gelecekte olanda bilinebilir. Bu durumda gelecekteki sonucu değiştirmek için çaba sarf ederseniz sonuç, sebep olur. Nedensellik ilkesi bu durumda çöker çünkü bir olayın sebebi aynı zamanda sonucu olamaz. Özgür irade, hakikat gibi bir kavram irade felsefesi dersiniz bilinç felsefesine geçersiniz, determinizm fizik derken konumunuz inançtan öteye gitmez.