Welcome to our New Forums!

Our forums have been upgraded and expanded!

Kitapçı Satanizm 1. Bölüm "Ayetler kitabı"

Mavi ay

Member
Joined
Sep 21, 2023
Messages
160
Location
Saturn
Bu PDF'lerde, hem tarihsel hem de bilimsel olarak hiçbir kanıtı yok. Hatta bilinenin aksine, bu PDF'ler Bülent Kısa'ya bile ait değil. Kimin tarafından yazıldığı hakkında hiçbir fikrimiz yok. Açıklama yerinde sadece "BULENT" yazıyor, o kadar. Bülent Kısa üzerinden yapılan tüm kanıtlar da yalan oluyor. Yazan kişi öldü mü, yaşıyor mu, bilmiyoruz. Belki oturmuş hayatsız bir anonim olarak çıkardığı kaosu izliyor.

Yazıyı daha iyi anlamanız için bu ekol hakkında bazı bilgiler vereceğim. İlk olarak, yazıda geçen "seçkin" kelimesi, bu ekole inanan insanların kendini tanımlama şekli ve bu absürt isme gönderme olarak yazıda bu insanlardan "seçkin" olarak bahsedeceğim. Diğer bir ifadeyse "efendi". Bu da kitapçıların şeytana taktığı isim ve bu ekolün bir adı yok. Yazan kişi satanizm'den bir haber olduğu için buna isim vermeye gerek duymamış. Hatta yazıda satanizm bile demiyor. Bu yazı, 3 bölümden oluşacak: Ayetler, Gerçekler ve İsa (Yani, 'seçkin'lerin inandığı ve şeytanın yazdırdığı sanılan saçma PDF'ler).


"Ayetler kitabı"

I.

1. Ben varım. Vardım. Ve varolmaya devam edeceğim. Sonsuza kadar ve
sonsuzdan öte var olacağım!


Bu ayetin aynısı bundan bin yıl önce kullanıldı. Kitabı celvede ayetin orijinal halini okumak için bakabilirsiniz. Kendi ırkını ve milletini salak yerine koyan bir insan, ayetin yapısını değiştirmeye bile gerek duymadan 2 kelime çıkarmış.

Bu ayetin aynısı bundan bin yıl önce kullanıldı. Kitabı celvede ayetin orijinal halini okumak için bakabilirsiniz. Kendi ırkını ve milletini salak yerine koyan bir insan, ayetin yapısını değiştirmeye bile gerek duymadan 2 kelime çıkarmış.

2.Üzmez beni, sevmeyenlerimin ve cahillerin taktıkları isimler. Aksine, tüm ihtişamımı koyar ortaya onlar. Benden ve adlarımdan gelir, bütün ilerletici ve asil ve başkaldırıcı duygular. Albız benim; Mara benim; Seth benim; Loki derler bana; Benim, Satan Olan ve Satanas; Satanus'um ben. İblis'im; Şeytan'ım ben, içinizde Kaynayarak Uyuyan.


Evet, çok ileri gidemedik. İkinci ayetteyiz. Şimdi belirtmeliyim ki, Albız şeytan değildir, Loki şeytan değildir, Seth şeytan değildir. Satanus sadece şeytanın Latince karşılığıdır. Bu bilgilere kolayca ulaşabilirsiniz. Örneğin, 'Ave Satanus amen!!' ifadesini sıkça duymuşsunuzdur. Satanus, şeytanın özel bir ismi değil, sadece Google Çeviri'de şeytanın Latinceye çevrilmiş hali olarak kullanılır. Hiçbir yerde özel bir isim olarak geçmez. Bu bilgiyi göz önünde bulundurarak ilerleyebilirsiniz.


20. Ben Işığım; Rengim; bütün renk tayfı benim; ama bana yakıştırıldı
Kara Olan. Karanlık Olan'ım ben ve siyah, işte bu yüzden.


Renk tayfından falan bahsediyor, sonra acıtasyon yapıyor. Ama siyah renk görünmez ışık tayfında bulunan ilk renktir. Ve en önemli renklerden biridir(Ve eterin rengidir ve şeytan kendini eterde zannediyor[ama bu yazıda değinmedik]. Ama bana hep siyah yakıştırıldı diyor.).

25. Ben, Haksızlık Edilen'im. Benim, hakkı yenmiş olan ve buna, gene
sizin için katlanan.


Burada şeytan, haksızlığa uğrayacak kadar aciz olduğunu söylüyor. Bir Tanrı, kendisine haksızlık edilebilecek bir varlık değildir; bu doğasına aykırıdır

II.


1. En başından beri bendim yanınızda olan. Sizi aydınlattım ve uyardım
dönem dönem. Bunun için de çeşitli araçlarım oldu. Zaman zaman da
kahinlerim geldi; şimdiki gibi, Dünya'ya yeni bir çağın başlayacağını
haber verecek olan.


Çeşitli zamanlarda size kâhin gönderdim diyor, ancak Satanizm'de arabuluculuk yoktur. Şeytan, bir pdf olmadan doğruya sevk eder. Sonra da en başından beri bendim, yanınızda olan diyor. Bir kaynak veya kanıt yine bulunmuyor. Zaman zaman canı sıkılıyor ve kâhin yolluyor, ancak bununla ilgili bir kaynakça vb... Hiçbir şey yok. Ayrıca, arabuluculuk olmadan bir etkisinin olmadığını da dile getirmiş. Bu imkânsız bir durum; bir Tanrı, en son ortaya çıkan bir arabulucuya ihtiyaç duyar mı? Bir bilgiyi doğrudan X kişilerine vermek yerine, Tanrı neden gelip Y kişisine verip onun X kişilerine aktarmasını beklesin ki? Tanrılar, ruhani olarak mükemmel varlıklardır ve ruhani etkileri çok güçlüdür; istedikleri her bir insana zaten kendilerini belli edebilirler (bu ruhani olarak hiç gelişmemiş insanlar için geçerli olmayabilir; bu tür kişilerle telepatik bir bağ kurulamaz, bkz: kitapçılar).

2. Ne zaman ihtiyacınız olduysa el uzattım size. Elimi uzatmam, bazen
içinize doğarak oldu; bazen size verdiğim isyan duygusu ile. Bazen de
kitaplarım oldu şimdiki gibi. Ama enderdir bu; az rastlanır.


Burada bu durumun az rastlanan bir şey olduğunu söylüyor.

3. Tek ve değişmez bir kitaba ihtiyacım olmadı benim hiç. Çağa göre
değişir, kitapların hükmü de. Ama bu, kitaplarımın eskimesinden değil,
sizin gelişmenizdendir. Bakın! Hiç size uyuyor mu, sahte dinin, yüzlerce
yıl önce gelmiş olan kitapları şimdi?


Burada, kendi ekurisi kitap yollayan YHWH ile karşılaştırdı. Kendini 'kötü tanrı' dediği düşünce formuyla kıyaslayan bir Tanrı. Ne kadar aciz.

4. Dünya'da, benim kitaplarım bazen oldu; bazen hiç olmadı; ama benim varlığım ve benden gelen mutluluk ve zevk, her zaman oldu. Sizi hiç bırakmadım. Benim kitaba ihtiyacım yok. Sizin tapınmanız da bana birşey sağlamayacağı gibi, bana güç de vermez. Ama bana tapmak, sizin zevkinizdir.

Ama şimdi de kitaplara ihtiyaç yok, tapınmanıza da diyor, ama kitap yollayıp ona tapınmanızı söylüyor.

5. Kitaplarım, sizin ihiyacınız olduğu içindir. Benim tek bir kitabım
yoktur. Gerçek kitaplarımdan biri olan bu kitabımda ne gizli bir anlatım,
ne şifreli bir ifade ne de gizli semboller vardır. Ancak Bir iki tane istisna
olabilir.


Ne şifreli bir anlatım ne de sembol var diyor. Şimdi gelin, verdiğim tüm ayetleri okuyalım. İlk dikkat çeken şey, tabii ki tonla yazım ve noktalama hatası. Kitapta adı geçen şeytan, bunları özel bir nedenle koymadıysa, bu ayetlerde neden bu kadar yazım hatası bulunuyor? Bunun bir kanıtı yok; hatta araştırırsanız çok kolay bir şekilde devrik, hatalı ve yazım yanlışlarının yazının akılda kalıcılığını düşürdüğünü görebilirsiniz. Çünkü yazı, her noktada takılır ve akıcılığı düşer; bu yüzden akılda kalıcılığa pozitif bir etki yapmaz.

6. Kitaplarım, insanlar gerek duydukça, her kavmin kendi dilinde, öz
olarak ortaya çıktılar, çıkıyorlar ve çıkacaklardır. Çok uzun olmaları da
gerekmez. Çünkü kolaydır, anlayana ana fikrin anlatılması. Hiç bir
kavme, diğer kavimlerin, ancak aracılar vasıtasıyla anlayabileceği çok özel
dinler veya kitaplar vermedim; vermeyeceğim.


Gerek duydukça her kavme PDF yolladığından bahsediyor. Hadi düz hesap yapalım: Dünyada ilk zamanlardan beri binlerce kavim oluştu, kısa veya uzun süreli fark etmez, ve hepsinin 'ihtiyaç' duyduğu bir zaman oldu veya olmadı durumu gibi bir şey söz konusu olmaz. Mesela, yeni çağdayız falan, Şeytan neden bize PDF'ler yolluyor? Çünkü ihtiyacımız var mı? PDF'lerin ilk çıktığı 2005 sonrası zamanlara bakarsak, pek ihtiyaç yok gibi görünüyor. İbrahimiyetten bahsedecekseniz, 3 bin yılı aşkın süredir var; Şeytan 3 bin yıldır nerede? Neden hiç kitap yollamıyor da lanet ettiği İbrâhimiyet aklına 3 bin yıl sonra geliyor? Ayrıca, her çağ için bir tane kâhin lazım, ama hiçbiri ortada yok.

7. Bir dilde verdiğim kitap da, diğer bir dile anlamını kaybetmeden,
çevrilebilir. Beni anlamak için ne İbranice bilmeye gerek vardır; ne Arap'a
köpek olmak ve ne de Kilise'nin cahilliğine, akıl dışılığına.


Bu direk hatalıdır. Bir dil diğer dile kusursuz şekilde çevirilemez. Özellikle böyle yazım hatalarıyla dolu bir PDF.


8. Kitabım, başka dillere çevrilmek istenirse bunu yapabilir her bana
inanan; ama benden size geçirildiği ilk özgün dilindeki kopyası, her zaman
çevirisinin yanında olmalıdır. Onda yoktur önemli bir şifre, gizli anlatım
ve de sembol. Bu, özgünlüğünü korumak içindir. Çeviriden şüphe
edilirse, bilen birisinin, özgün kopyasını görebilmesi içindir. Ve
uyulmalıdır mutlaka buna. Ve Bölümlerimin, ne de Ayetlerimin sıralanışı değiştirilmemelidir.


Ayetlerin kusursuz farklı dillere çevirildiğini söyledi. Şimdiye şüphe ederseniz diyor.

Özgünlükten bahsediyor ve bunun korunması gerektiğini söylüyor. Ancak tekrar bir bakalım, ilk üstte kendine onlarca pagan tanrısının adını taktı ve şimdi 'kurban istemem' diyor. Ve bu PDF'lerdeki Şeytan, ne alegoriye ne de sembolizme değiniyor. Yani mitleri olduğu gibi kabul ediyor ve Şeytan kurban istemez diyor. Ama saydığı tanrıların adına binlerce şey kurban edilmiştir.

Sonra biraz daha bakarsak, LGBT haklarına olumlu düşünceleri var, eşcinselliği normal bir 'tercih' diyor. (Evet, bizim yıllardır doğuştan olduğunu savunduğumuz şeye tercih diyor...) Ama şimdi yine başa dönelim, başta kendine Seth benim dedi ve Seth bir Mısır pagan tanrısıdır. Yani Mısır paganizmiyle doğrudan bağlantılı ve tahmin edin ne var, Mısır paganizm homofobiktir. Ama Şeytan bunu destekliyor.

Biraz daha araştırırsanız inancın özgünlüğünün olmadığını anlarsınız. Tamamen neolaştırılmış durumda gibi bir şey. Zaten her çağ için yeni PDF'ler yollayan bir tanrının verdiği kaynak özgün olamaz.


9. Her çağda, açık ve gizli kahinlerim olmuştur. Onlar, insanlara sevinç
getirmek içindir. Ama açıkça ortada olan kahinlerim, kendisine güveni
olmayan aciz tanrının, cennet vaadlerine kananlar tarafından
katledilmişlerdir. Bu yüzden benim kahinlerim, karanlıkta kalmalıdırlar.
Özel görevle ortada olan ve de gerekince ortaya çıkacak olan bir, ikisi
hariç.


"Her çağda açık ve gizli kahinlerim olmuştur." diyor ama hiçbir kahin hakkında bilgi yok. Bu oldukça absürt, çünkü topu topu İbrâhimiyet 3 bin yıldır var, insanlık tarihinin yanında pirinç tanesi bile değil. Bu kahinler neyden saklanıyor? YHWH yok, bir şey yok, herkes pagan. Neyden korkuyorlar da bu kahinler ben kahinim diye duyurmuyor?


18. Ey seçkinlerim! Benim sevincimi yayın Dünya'ya. Beni tanıtın. Bana
hizmet edin. İbadetimin sevinci sarsın Dünya'yı; ama yobazlar ve cahiller
toplumunda, kendinizi açığa çıkartmayın. Sizi sürek avıyla avlamalarına imkan ve izin vermeyin. Karanlıkta yayın benim bilgimi ve gizlice.


O sırada seçkinleri gruplara seçkin alırken isim/soyisim, şehir, telefon numarası ve selfie istiyor.


19. Benim ibadetimi tanıyan ve sevincine eren, beni terkedemez asla; ama
acı veren dinlerin kuralları ve yapay ahlak kavramları, insanların, beni,
benim ibadetimi tanımalarını önlemek ister.


Bu yazı bana İbrahimi sistemlerdeki gibi kitapların ve tanrıların efsunlu birer obje olduğunu düşündürüyor. Zaten bunu birçok şeyde de görebilirsiniz. Bunun yanı sıra birçok ayette (ayetler kitabında bu örnekler çok daha fazla) kendini ve ona inanan ekolünü YHWH ve takipçilerine benzetiyor ve aynı Yahudiler gibi ayrı bir grupmuş gibi davranıp ekolüne bir şeyleri helal kılıyor, diğerlerine kılmıyor hatta kendine inanmayanları lanetleyip aşağılıyor.

21. Ben Bilgi'yim. Hem tenin zevki, hem aklın bilgisi yalnız bende ve
benim inancımdadır. Lanet olsun, bilgiyi yasaklayan dinlere! Lanet olsun,
imanı aklın önüne geçirenlere! Onlar, insanlığın kanserli uzuvlarıdırlar. Onlar engeller bilginin akışını. Onlar yok eder akılcı olanı. Onlar hapseder
insanı, kendi beyninin içine.


Burada bir 'tanrı' uzun bir lanet okuyor. Kendi içinde çelişen bir durum, bir tanrının lanet okumaya neden ihtiyacı olsun?

22. Bütün sayılar benimdir; ama beni hep tek tanrıyla kıyasladılar. Bu
yüzden benim sayım çift sayılardır. Bire karşı ikidir sayım. Ben, bir yerin
özel tanrısı değilim. Ben herkesin içindeyim; bu yüzden benim bu kitabım
ki, o, en güçlüsüdür ve benim kahinim ne doğudan çıktı, ne de batıdan.
Kahinim, İki kıtanın tam ortasında ve doğuyla batının arasında ve iki
denizin arasında olan ve iki parçayabölünmüş olan, kadim kentten çıktı ve
orada yazıldı kitabım ki, o, size özgürlüğünüzü getirecek.


Açık açık kâhin, kendi yazdığı PDF'de başkasının ağzından kendinin mesih olduğunu müjdeliyor. Kuran ve lanet ettiği Muhammed ile arasında ne fark var?

27. "Bize, Doğru Yol'u göster" der, her sahte dinin izleyicisi. Ama Doğru
Yol sizin içinizdedir. Neden birisi gütsün sizi? Güzel olan, kendinin
bulmasıdır kendin için doğru olanı. Bir tanrının emriyle ve bir din
adamının güdüsü ile, düşünmeden gitmek değil.


Doğru yol içimizdeyse, neden bize PDF yolluyor, neden buna ihtiyaç duysun?


31. Her devrin kuralı, o devir içindir. Ve her devrin ahlakı, o devir içindir.
Ey insanlar! Birbirinizle olan hukukunuza yönelik olan iş ve ticaret
kurallarını, siz kendiniz koyarsınız, zamanına ve yerine göre. Neden bunu,
bir tanrının düzenlemesine gerek duyasınız? İçinizden gelendir ve sizin
vicdanınızdır ve sizin aklınızdır ve sizin isteklerinizdir ve sizin gerçek
kimliklerinizdir, kuralları koyan. Köhne bir din kitabı değil. Ve benim bu
kitabım da, zamanı gelince köhneleşmiş olacaktır.


Aynı ilk ayet gibi, kitabı celvedeki ayeti alıp iki kelime çıkartıp bu ayete eklemiş. İnsanları salak yerine koymaya bayılıyor.


45. Bir zamanlar, kadim tanrılara yönelik ayin ve ibadetler vardı, sevinçle
kutlanan. Kilise kirletmedi mi, onların lirik ve ince vasıflarını? Daha
batıda ve kuzeyde, kilise ulaştığı anda oraya, mahvetmedi mi Balltane
ateşini, kutlamasını ve sevincini? Daha batıdaki büyük orman kıtasında,
kilise ulaştığı anda yok etmedi mi benim verdiğim güzellikleri ve benden
gelen sevinci?


İbadet var diyor, sonra yok diyor, ve sonunda tarih kitabını eline aldı ve antik tanrılarla ibadet olduğunu hatırladı. Ancak hala neolaştırmaya karşı olmasına rağmen inancını sürekli neolaştırıyor.

50. Vaadedilen sahte cennet veya ceza verilen uydurma cehennem de yok!
Ölümden sonrası hakkında hiçbirşey bilmedi insanlar, ancak istenen
uydurmalar hariç.


İnsanların ölüm sonrası hakkında hiçbir bilgiye sahip olmadığı yazıyor, ama kendi kitabında yazdığı gibi ölüm sonrasının reenkarnasyon olduğu belirtiliyor. Bu, 3 bin yıl öncesini geçemeyen 'dinlerden' önce biliniyordu. En popüleri olan Antik Mısır'a bakabilirsiniz.


55. Kurban istemez benim ibadetim; ki çok ender zamanlarda bir iki tanesi
müstesna. Sizin kurbanınız, kendinizi anlamaktır ve teninizi yaşamaktır ve
diğerlerinin ihtirasına da saygı göstermektir. Ama kurban vermeniz
gerekirse o müstesna zamanlarda, asla ve asla öldürmek için öldürmeyin!
Yiyemeyeceğiniz hayvanı öldürmeyin.


Bu ayeti size bırakmak istiyorum, fazlasıyla çelişkili. Hem istemiyor, hem istiyor. Kurandaki dinde zorlama yok yazmasıyla sonra zorlama var yazması aynı çelişki. Üstüne üstlük, 'yenilebilecek her şeyi kesebilirsiniz' diyor. Satanistler Türkiye'de kedi kesme, kanlarını içmekle meşhur. e belki bunlar 'İblis tapar' (İblis tapar diye bir şey yoktur, bunlar uydurma, yurtdışında bunun bir karşılığı bile yok) değil de Efendi'nin yolunda hayvan öldüren sosyopat narsistlerdir?

56. Benim ihtiyacım yok kurbanlarınıza, ama onun faydası sizedir. Et
olarak da, ruh olarak da. Ben, çöle gömülecek olan milyonlarca kurbanı
kesmenizi emreden ve de buna ihtiyaç duyan, Sahte Tanrı değilim! Kan
sarhoşluğu içinde ve tatmin edilmemiş şehvevi zevklerin tatmini ile
öldürülür o kurbanlar ve cennet umulur bunun için. Ne kadar riyakarca!


Kendini sürekli YHWH ile kıyaslıyor, şimdi ki gibi ve 'benim ihtiyacım yok, kendiniz için kesin' diyor. Bunun İslam'la hiçbir farkı yok, aynısı. Ve bunun bize ruhen fayda ettiğini söylüyor, ama aynı İslam'daki gibi hayvan kesilirken ortaya çıkan ölüm enerjisinin hiçbir varlığa katkısı yoktur.

57. Kadim inanç ve felsefelerde, kadının yeri vardı ve cinselliğin. Herkes
özgürce yaşardı cinselliğini. Yoktu ayıp ve günah. Kimse suçluluk
duygusunun pençesinde kıvrandırılmazdı. Erkek kadar hakkı vardı kadının
da. Bazı kavimlerde ve inançlarda, daha da üstündü kadın.


Kadim inançları kendisinin yolladığını söylüyor, ama şimdi de kadınla erkeğin bir olması gerektiğini söylüyor. Ama antik dönemlerde kadın ve erkeğin eşit olmadığını biliniyordu ve antik dinlerde böyleydi.


58. Ben derim ki, ey inananlarım ve ey benim seçkimlerim! Kadın da
birdir, erkek de. Neden ayırım yapılır iki cins arasında ki, aslında onlar tek
cinstir? Erkeğin nefsi neyse, kadınınki de odur. Erkek istek duyarsa,
kadın da duyar. Neden kadının cinselliği ve cinselliğini özgürce yaşaması
ve ifade etmesi günah, ahlak dışı, kural dışı ve kötü ve olmaması gereken
bir şey ve aslında, zaten olmayan bir şey olarak kabul edildi?


Biyolojik olarak kadın ve erkek bir değildir.

59. Erkek, çok eş isterse, kadın da ister. Neden kadın, köle olarak duvarlar
arasında saklandı? Bir kadın, bir çok erkeği tatmin edebilirken, fakat bir
erkek, bir günde belli sayıda kadını tatmin edebilirken, kadınlar
haremlerde, onlarcası tek bir erkeğin kaprisine ve insafına köle edildiler?
Ve neden, alınıp satılan bir mal oldular?


Kadının köle olmasına karşı çıkıyor, ama kendisi kendinin pagan tanrısı olduğunu söylüyor. Çelişkiyi anlamayanlar için buradaki Şeytan alegori ya da sembolizme inanmıyor, ama birçok kendi emrettiği şeyi de reddediyor. Birçok pagan kültüründe olan köleleri bile reddetti. Mesela ben Seth demişti (hatta Seth'in bile cariyesi vardır). Seth, bir antik Mısır tanrısıdır ve antik Mısır kölelerle ünlüdür. Ve seth bu dönemde buna karşı bir duruş izlememiştir.


60. Ben, zevki yasaklamam ve insanın cinsel tercihini de. Zorla olanlar müstesna. Bunu hiç tasvip etmem. İsteyen, kendini istediği gibi yaşar. İster karşı cinsi beğenin, ister kendi cinsinizi. Bu, sizin meseleniz. Ben ancak
zevkinizi kutsar; istediğiniz gibi olmanızı tasvip ederim. Ama Sahte Tanrı ve O'nun çocukları olan, sahte din adamları "En büyük günah, eşcinsellik " derler.


Evet, doğru okudunuz, bildiğiniz gibi 'tercih' diyor. Ki bu hatalıdır. Eşcinsellik tercih değildir ve doğuştan gelir. Ek olarak, tercih olması imkansızdır. Psikolojik bir sorunu yoksa (ki eşcinsellik psikolojik bir sorun değildir), bir erkeğin başka bir erkeğe cinsel çekim hissetmesi doğal bir durumdur.

65. Ben ki, bunu önlerdim her zaman. Buna gücüm de vardır. Ama daha
iyi değil mi, insanın daha olgunlaştığı çağda, ona özgürlüğünü vermek için
kıvılcım çakmak? Artık her insan, kendi içinde olan öğretimi zaten
kendisi keşfediyor ve kendini tanımayı ve hür olmayı hakediyor!



Dünyada 5 milyon insan bile bu PDF'leri bilmiyor ve geçen 20 yıl içinde pek mesafe kat edemiyor. Şeytan, bu konuda çok başarısız bir politika izliyor gibi.

III. Bölüm

38. Lanet olsun! Lanet olsun! Lanet olsun! Lanet olsun, buna inanana ve
inandıranlara ve lanet olsun bu kural ve dinlere!


Evet, Şeytan neredeyse tüm insanlığa lanet okuyor.

55. Seçkinlerim açık olmalı birbirlerine ve eşlerine; ama bir seçkinimin eşi
benim yolumda değilse, O, aldatabilir eşini; yalan söyleyerek ve belli
etmeyerek. Ama kısıtlamamalı kendisini; eşi dışardakilerden diye.
Açmamalı içini; bunu hazmedemeyen dışardaki insana.


Burası iğrenç, evlilik karşılıklı güvene ve sevgiye dayalıdır. Neden bunun için insan eşine yalan söylesin ve aldatma yoluyla ilişkiyi bitirsin? Üstüne üstlük, inanmayanları yhwh gibi farklı bir sıfatla ayırmaya bile çalışıyor

58. Cinsel arzunun sınırı ve kuralı yoktur. Herkes istediğini isteyebilir; - en yakın akrabadan veya en uzak yabancıdan - ama asla zorla olamaz bu; ne de kandırarak, ve çok küçük yaşlardakini, ne olduğunu
anlamamasından istifade ederek

Bu ayet mide bulandırıcı ve iğrenç. İnsanın düşünce kusacağı ensest ilişkiyi normalleştirip, bunun normal olduğunu sanıyor kendini herhalde Tevratta zannediyor. Ensest ilişki biyolojiye ve ruhaniyette oldukça terstir ve ikisinde de zarar verir. Üstüne üstlük psikolojik olarak da iğrenç bir durumdur. Ve ayette pedofili de var, çok küçük olmadıkça herkes istediği kadar yaş farkı olan insanlarla ilişki kurabilir diyor.


71. Benim ibadetim vardır. Bana yönelik tapınmadır bu. Bana tapmak,
sizin sevinciniz ve yüceltmenizdir kendinizi. Benim tapınımımla, benden
güç alırsınız maddi ve manevi. Zor değildir benim tapınımım; hatta
alışılmış bir tanrıya tapınım gibi de değildir. Bir bilgi ve zevk toplantısıdır;
bir şölendir; şenliktir benim tapınımım!


Yine tapılmasını istiyor ve bize güç veriyormuş, ama bu tanrı daha kendine atılacak iftarları engelleyecek güce sahip değil.


75. Başkanların üzerindedir, Kara rahiplerim ve rahibelerim. Onlar
değişmezler ve görevleri hayat boyu sürer. Onlar, bana daha da yakındırlar; çünkü onlar eğitir toplumları ve benden aldıkları kudretle yardımcı olurlar insanlarıma. Doğru yolu gösterirler ve teşvik ederler.


"Doğru yol insanın içindedir, koyun gibi güdülmeyin," dedi. Şimdi ise, "Doğru yolu rahiplerimiz gösterir, sizi eğitir ve yol gösterir," diyor.


80. Dışardakilere gelince. Onlar sizindir. Eşit değillerdir benim gözümde.
Onlara istediğinizi yapabilirsiniz. Bir dışardaki ile evlenen veya birlikte
olan insanım, onu istediği gibi aldatabilir; hatta bunu yapmak zorundadır
bana hizmet olarak.


Kendini yhwh ve ekolünü de takipçileri zannediyor. Bu ayeti Tevrat yazan bir yazının altında görsem, Tevrattan bu ayet sanardım. İnsanlara eşit dedi, ama şimdi değilsiniz, siz daha üstesiniz diyor. Hayatta hiçbir şeyin parçası olamamış ergenleri içine çekebilmek için manipulatif bir dilde yazılmış iğrenç bir kitap. Satanist olmayanlara her şeyi yapın diyor, ister köle ister yemek masası ister dart hedefi("Onlara istediğinizi yapabilirsiniz." Bu ifade fazlasıyla önü açık bu ywhw'nin centillere hayvan demesiyle aynı durum Yahudi pislikleri insanları köle ve besili hayvan olarak görürler aynı durum bu pdflerde mevcut yani siz bir 'seçkinseniz' istediğiniz 'dışarıdan' olana her şeyi yapabilirsiniz çünku bunun önü açık.) Kendine inanmayanları insan yerine bile koymadan onları aldattın bu zorunluluk diyor.

IV
.

1. Ben ki, varım ve her zaman varoldum ve varolacağım ve benim
hükmüm altındadır her yaratık. Benim kudretim ve iradem altındadır her
şey ve her olay; ama her zaman kullanmak istemem kudretimi insanlar
üzerinde.


Kitabı celvenin 1. Bölümünün 1. Ayetinin bir kısmını alıp bir kaç kelmeyi değiştirip koymuş.

8. Ben varım ve insanlara anlatıldığının aksine, hiçbir tanrının hükmü
altında olmadığım gibi, işlerime de hiçbir tanrı karışamaz. Sizin üzerinizde
de bir hükmü yoktur Arab'ın ve Kilise'nin ve Yahudi'nin tanrılarının; siz
ona boyun eğmediğiniz ve onu çağırmadığınız sürece.

Bu da kitabı celveden çalıntı, hatta aynı üstekiyle aynı bölüm aynı ayet.

13. Bana tapın ve biat edin bana ve ikrar edin bana bağlılığınızı.
Törenlerle gelin benim dinime. Benim dinim, kör bir imanla tapınmak
değildir ve ben de kölelerin tanrısı değilim. Bu yüzden kendi insanlarıma
"Kullarım" demem ben ve bu yüzden takipçilerime "Seçkinlerim" derim
veya "Müridlerim."


"bana tapın, biat edin" Diyor. Kendini İbrahimi bir tanrı sanıp YHWH olmak istiyor.

22. Bendedir, yeniden doğmanın bilimi ve gücü. İstediğimi, istediğim
şekilde yeniden gönderirim dünyaya. Bunlardan bazıları özel görevlerle
gelirler çok başka alemlerden insan suretinde; ama bilmezler kendilerini
dünyada iken. Beklerler ömürleri boyunca görevin zamanını ve hazırlarlar
kendilerini kutsal göreve zeka ve akıl olarak, kendileri farkında olmadan.
Bazıları da ödül olarak gelirler; tekrar yaşamaya tenin zevkini doyasıya,
tekrar tekrar ve ibadet etmeye bana.


Evet, burada tamamen reenkarnasyon yasasını aşıyor. "İstediğimi, istediğim şekilde yeniden gönderirim dünyaya" açık açık sizi solucan da ederim diyor. Ne yazık ki insan ruhu, bir solucan veya kendi türü dışında bir şeye giremez. Çünkü ruh yapısı farklıdır. Solucan ile insanın ruhu çok farklıdır, kendi ırkımız dışında bir insanın bedenine bile reenkarne olamayız. Evet, tür yerine ırk diyorum, çünkü bu durum ırk içinde geçerli olabilir; bir zenci bir beyaza reenkarne olamaz, bu çok olasılık dışıdır ve dışarıdan güçlü bir ruhun müdahalesi gerekebilir (Bkz; Anton LaVeyan. Ruhu centil ama bir Yahudiye enkarne oldu.).

V.

1. Bana yapılan hizmetler, sizin sevaplarınızdır benim nezdimde. Yapabileceğiniz hizmetler sayısızdır aklınızla onayladıkça; ama önemli hizmetlerimi size bildiriyorum ki, her zaman rahmetim üzerinizde olsun.

Lanet ettiği Allah'ın kelime jargonunu kullanıp ona ait kelimeleri kendi kitabında kullanıyor.

6. Tatlılıkla yaklaşın eşlerinize ve ikna edin onu; uyararak şüphelerini
kötülük tanrısına. Cezbedin onu cinsel özgürlükle ve teşvik edin. Ama
saygınızı da eksik etmeyin ondan. Her gayretinize rağmen eşiniz
dönmezse yoluma, onu terkedin ve birlikte olun yolumda olanla; ama
bunu da yapamaz veya yapmak istemezseniz, siz de reddedin beni ona karşı ve aldatın onu her açıdan. Bu da, bana hizmetinizdir ve sevabınızdır sizin açınızdan.


Sevdiğiniz kişi inançlı biriyse bırakın gitsin, her açıdan aldatın diyor. Eşitliği ekolüne kadar şimdi yine her açıdan onu aldatın dedi. Biraz kafası karışıyor. Yine durmuyor ve 'bana hizmetinizdir ve sevabınızdır' diyor. Hizmeti geçtim, sevap diyor, İbrâhimiyet'e ait olan sevabı kullanıyor.

7. Sonraki önemli hizmetlerinizden biri de, müridimin, bana bağlanmadan
önce hangi sahte dinde görünmüşse, onun kurallarını ve yasaklarını
çiğnemesidir teker teker. Her gün, en az birini ufak veya büyük. Kadın
seçkinlerimin tahrik etmeleri dışarıdaki erkekleri ve onların kafalarını
karıştırmaları özel din günlerinde.


Bunu gerçekten yapmış ve yapacak olanlara akıl, fikir diliyorum.

16. Eski törenlerimin hepsi de geçerlidir. Kendi sayınıza göre
yapabilirsiniz istediğinizi. Bana yapılan bir törenin şekli ve akışı önemli
değildir gözümde. Önemli olan, sizdeki istek yoğunlaşmasıdır ve vecddir
ve zevktir ve şehvettir. Bu yüzden, az çok benzer şekilde, bu duyguları
tahrik edecek gibidir bütün törenlerim.


"Eski törenlerimin hepsi de geçerlidir.” Bu ifade, alegori ve sembolizmi kabul etmeyen biri için çok önü açık. Sadece antik Yunan törenlere göz gezdirirseniz, Yunanistan'da binlerce insanın bu törenlerde kurban edildiğini görebilirsiniz.

19. Eski törenlerimde en çok kullanılan dil olan Latince de, törenlerimin
ve yüceltilmemin sembolü olmuştur. Ama eski törenleri aynen
uygulasanız bile olabilir; kendi dilinizde. Bence bunun bir sakıncası da
yoktur.


Evet, yine bir hata bulunuyor. Antik dönemlerde, herkes kendi törenlerinde kendi dilini kullanıyordu. En çok kullanılan dil, Latince veya başka bir dil değildi. Latince, kutsal bir dil değildi ve Satanizm veya Paganizm ile özel bir bağlantısı yoktu. Satanizm için önemli veya kutsal kabul edilebilecek bir dil arıyorsanız, Sanskritçe gibi bir dil tercih edebilirsiniz.


22. Ve törenlerinizde, istersem kullanırım rahibin ve kahinin bedenini bir
taşıyıcı olarak, enerjimle kutsamak için sizi. Bundan bir zarar gelmediği
gibi ona, aksine kutsanır ve yenilenir anında.


Şeytan insanların içine girebildiğini söylüyor.

54. Her sembol benimdir ve her hayvan benimdir. Severim bütün
hayvanları çünkü onlar kirletilemezler kötü tanrı tarafından. Kurban
istemem ibadetinizde; ama bazı özel zaman ve durumlar da olabilir bunun
için. O zaman, asla ama asla yiyemeyeceğiniz veya yenmesi alışılmış
olmayan bir hayvanı kurban etmeyin bana! Ziyan da etmeyin etini.


Bu özel durumlar ne? Neye göre edeceğiz? Üstte, kurban etmemiz için özel bir durumdan bahsetmedi. Şimdi bahsediyor ve alışılmışın dışında hayvanlar kesmeyin diyor. Çin, Kuzey Kore, Filipinler, Tayland, Laos, Vietnam ve Kamboçya'da köpek ve kedi eti yemek eski bir gelenek. Yani alışılmışın dışında hayvanlar değil, yiyen var ve eski bir gelenek. Şimdi bu iblistaparlar, (kitapçıların kedi kesmekle suçladığı bir kesim ama gerçekte 'iblistapar' diye birşey yok.) belki 'efendi'nin seçkinleri?

55. Dünyanın değişik yerlerinde, benim yolumu bulmak isteyenler zaman
zaman kanlı törenler yaparlar. İnsan da öldürülür benim adıma. Ama ben
istemem aslında bunu. Ben, ölümün ve dehşetin tanrısı değilim ve sadece
kötülüğün tanrısı ister insan kurbanını. Eski törenler ve usuller hükmünü
kaybetmiştir artık. Her şey çağa uymalıdır daima.


"16. Eski törenlerimin hepsi de geçerlidir. Kendi sayınıza göre
yapabilirsiniz istediğinizi. Bana yapılan bir törenin şekli ve akışı önemli
değildir gözümde. Önemli olan, sizdeki istek yoğunlaşmasıdır ve vecddir
ve zevktir ve şehvettir. Bu yüzden, az çok benzer şekilde, bu duyguları
tahrik edecek gibidir bütün törenlerim." Burada, 'Eski törenlerimin hepsi de geçerlidir.' diyor. Ama üstteki ayette, 'Eski törenler ve usuller hükmünü kaybetmiştir artık. Her şey çağa uymalıdır daima.' diyor. Kendisiyle birçok yerde çelişiyor. Hem hayvan kurbanı istiyor, hem istemiyor.

Bu bölüm cinsellikle dolu. Bu yüzden pek bir şey yazmıyorum. Gidip kendiniz nasıl çıplak ritüel yapılacağına dair ayetleri okuyabilirsiniz.
 
Esenlikler,

Elinize sağlık, ancak pagan toplumları hakkında günümüzde söylenen şeyler, pek fazla gerçekliği yansıtmıyor. Örnek vermek gerekirse, Orta Amerika medeniyetlerinde bile kurban verme durumu, çok sonralardan, "bir tanrı ile etkileşim" ile meydana gelmiştir ki bu "tanrının" ismi, YHWH'ye çok benzerdir. Bundan önce, çeşitli medeniyetler böyle işlere imza atmaya çalıştıklarında, civar medeniyetler tarafından yeryüzünden silinmişlerdi.

Antik Yunanistan'da da keza durum böyledir. Ne pedofili vardır, ne insan kurbanı. Örnek vermek gerekirse, Sparta'daki sözde "bebek iskeletleri" incelendiğinde, pek de bebek olmadıkları ve izbandut gibi adamlar olduğu ortaya çıktı ve "suçlular" oldukları düşünüldü.

Yine aynı şekilde, günümüzde tarikatlarda ve bazı kültürlerde küçük erkek çocuklarına tecavüz edilmesi durumu, Antik Yunan'a kadar iftiralarla uzatılsa da, buradaki durum aslen çocuğun alınıp Hermetik ritüellere inisiye edilmesidir. Yani günümüzdeki manastırlardaki eğitimler ya da bir askeri okulun erken yaştan başlayarak eğitmesi gibidir.

Kadınların durumuna gelirsek, Yunan ve Roma medeniyetlerinde, bildiğim kadarıyla kadınlar, babalarının gözetimindeydiler ancak sosyal yaşamdan tamamen silindikleriyle ilgili bir bilgi yok. Örneğin, kadın bilim adamları ve filozoflar, Antik Yunan halkında görülebilir. Yine aynı şekilde rahibeler de vardı.

Almanlar hakkında da eşcinselleri öldürdükleri ya da kadınlarını aşağıladıkları gibi iddialar dolaşsa da, diplerindeki kuzenleri olan İskandinavlardan bildiğimiz üzere, kadınlar da erkekler gibi kılıç kuşanabiliyordu. Almanlarda da farklı bir kültür olacağını düşünmüyorum. Belki kadınlarını savaşa götürmeyi uygun bulmamış olabilirler -ki bu da gayet doğaldır- ancak yine de özel bir aşağılama gibi bir durumun söz konusu olacağını sanmıyorum. Kahin kadınlara yönelik özel bir saygı bile mevcuttu.

Mısır Mitolojisinde, Tanrı Seth'in tam olarak "eşcinselliğe karşı" nasıl bir tavır takındığını bilmesem de, mitolojilerin ve bütün cinsel aktivitelerin alegorik olduğunu unutmamak gerekir. Bir erkeğin bir erkekle ya da kadının kadınla yatması, aynı türden iki enerjinin bağlanmasıyla ilişkilidir. Mitolojilerdeki tanrılar da, burada bir enerjiyi sembolize ettiğinden (ki bu durumda karşıt enerjilerin birleşmesi olabilir) belki aynı türden enerjilerin birleşmesine karşı çıkan bir güç rolünü üstlenmiş olabilir.

Antik dünyadaki alegoriler hafife alınsa da, aslen çok uzun süre bunlar devam etmiştir. İslam'da bile izlerine rastlanabilir. Hiçbir bozulma olmadığını söylemek doğru olmayacaktır ancak iddiaların abartılı olduğu da aşikârdır.

Boşuna "şair aşağı, şair yukarı" denilmiyor hiçbir kültürde. İki kardeşin bağlarını güçlendirmesi bile metaforik bir evlilikle anlatılıyordu. Roma'da bile, gerçekten yaşadığı varsayılan Romulus ve Remus kardeşler, "Kurt/Sirius" tarafından büyütüldüler.

Bu alegorik anlatım, çok uzun yıllar boyu sürdü. Sırf bu yüzden, bazı Gnostikler de İsa mitini "keşfedilecek başka bir alegori" sandılar. Halkın cahil olmayan kesimi bunun zaten farkındaydılar. Rahipler de bunun farkındaydılar.

Bu bozulmalar, dediğim gibi, Yahudilerin sızması ya da "Oy vey, goy, Tanrılara kurban lazımmış" demesiyle yaşanıyor. Platon'un, Aristoteles'in döneminde bile böyle saçmalıklar bulunmuyordu.

İyi akşamlar.
 
Bright Truth said:
Esenlikler,

Elinize sağlık, ancak pagan toplumları hakkında günümüzde söylenen şeyler, pek fazla gerçekliği yansıtmıyor. Örnek vermek gerekirse, Orta Amerika medeniyetlerinde bile kurban verme durumu, çok sonralardan, "bir tanrı ile etkileşim" ile meydana gelmiştir ki bu "tanrının" ismi, YHWH'ye çok benzerdir. Bundan önce, çeşitli medeniyetler böyle işlere imza atmaya çalıştıklarında, civar medeniyetler tarafından yeryüzünden silinmişlerdi.

Antik Yunanistan'da da keza durum böyledir. Ne pedofili vardır, ne insan kurbanı. Örnek vermek gerekirse, Sparta'daki sözde "bebek iskeletleri" incelendiğinde, pek de bebek olmadıkları ve izbandut gibi adamlar olduğu ortaya çıktı ve "suçlular" oldukları düşünüldü.

Yine aynı şekilde, günümüzde tarikatlarda ve bazı kültürlerde küçük erkek çocuklarına tecavüz edilmesi durumu, Antik Yunan'a kadar iftiralarla uzatılsa da, buradaki durum aslen çocuğun alınıp Hermetik ritüellere inisiye edilmesidir. Yani günümüzdeki manastırlardaki eğitimler ya da bir askeri okulun erken yaştan başlayarak eğitmesi gibidir.

Kadınların durumuna gelirsek, Yunan ve Roma medeniyetlerinde, bildiğim kadarıyla kadınlar, babalarının gözetimindeydiler ancak sosyal yaşamdan tamamen silindikleriyle ilgili bir bilgi yok. Örneğin, kadın bilim adamları ve filozoflar, Antik Yunan halkında görülebilir. Yine aynı şekilde rahibeler de vardı.

Almanlar hakkında da eşcinselleri öldürdükleri ya da kadınlarını aşağıladıkları gibi iddialar dolaşsa da, diplerindeki kuzenleri olan İskandinavlardan bildiğimiz üzere, kadınlar da erkekler gibi kılıç kuşanabiliyordu. Almanlarda da farklı bir kültür olacağını düşünmüyorum. Belki kadınlarını savaşa götürmeyi uygun bulmamış olabilirler -ki bu da gayet doğaldır- ancak yine de özel bir aşağılama gibi bir durumun söz konusu olacağını sanmıyorum. Kahin kadınlara yönelik özel bir saygı bile mevcuttu.

Mısır Mitolojisinde, Tanrı Seth'in tam olarak "eşcinselliğe karşı" nasıl bir tavır takındığını bilmesem de, mitolojilerin ve bütün cinsel aktivitelerin alegorik olduğunu unutmamak gerekir. Bir erkeğin bir erkekle ya da kadının kadınla yatması, aynı türden iki enerjinin bağlanmasıyla ilişkilidir. Mitolojilerdeki tanrılar da, burada bir enerjiyi sembolize ettiğinden (ki bu durumda karşıt enerjilerin birleşmesi olabilir) belki aynı türden enerjilerin birleşmesine karşı çıkan bir güç rolünü üstlenmiş olabilir.

Antik dünyadaki alegoriler hafife alınsa da, aslen çok uzun süre bunlar devam etmiştir. İslam'da bile izlerine rastlanabilir. Hiçbir bozulma olmadığını söylemek doğru olmayacaktır ancak iddiaların abartılı olduğu da aşikârdır.

Boşuna "şair aşağı, şair yukarı" denilmiyor hiçbir kültürde. İki kardeşin bağlarını güçlendirmesi bile metaforik bir evlilikle anlatılıyordu. Roma'da bile, gerçekten yaşadığı varsayılan Romulus ve Remus kardeşler, "Kurt/Sirius" tarafından büyütüldüler.

Bu alegorik anlatım, çok uzun yıllar boyu sürdü. Sırf bu yüzden, bazı Gnostikler de İsa mitini "keşfedilecek başka bir alegori" sandılar. Halkın cahil olmayan kesimi bunun zaten farkındaydılar. Rahipler de bunun farkındaydılar.

Bu bozulmalar, dediğim gibi, Yahudilerin sızması ya da "Oy vey, goy, Tanrılara kurban lazımmış" demesiyle yaşanıyor. Platon'un, Aristoteles'in döneminde bile böyle saçmalıklar bulunmuyordu.

İyi akşamlar.

Esenlikler, bunu biliyorum. Yazı kitapçılara göre yazıldığı için böyle. Zaten bir kaç yerde de bunun böyle olmadığını yazdığımı hatırlıyorum. Bunların alegori olduğunu farkındayım, ama kitapçılar bunu alegori olarak kabul etmediği için bu şekilde yazdım. İyi akşamalar.
 
Mavi ay said:

bbb.png


Hakaret ediyormuş gibi olmasın ama bu yazı nedir be kardeşim? bildiğin yazmak için yazmışsın. ıkınmışsın resmen.
 
Hayabusa666 said:

Yazılarınıza bakıyorum ve neden bu kadar negatif ve beğenmez tavır ortaya koyduğunuzu merak ediyorum.

Beğenmek beğenmemek falan değil de, çok üstten bakan bir tavrı var arkadaşın.

Mavi ay said:
Ne saçmalıyorsunuz?


Mavi ay said:
25. Ben, Haksızlık Edilen'im. Benim, hakkı yenmiş olan ve buna, gene
sizin için katlanan.


Burada şeytan, haksızlığa uğrayacak kadar aciz olduğunu söylüyor. Bir Tanrı, kendisine haksızlık edilebilecek bir varlık değildir; bu doğasına aykırıdır

Burdan bu anlam çıkmaz kardeşim. Aklındaki tanrı tasavvufuru İslamdan ibaret.

Mavi ay said:
4. Dünya'da, benim kitaplarım bazen oldu; bazen hiç olmadı; ama benim varlığım ve benden gelen mutluluk ve zevk, her zaman oldu. Sizi hiç bırakmadım. Benim kitaba ihtiyacım yok. Sizin tapınmanız da bana birşey sağlamayacağı gibi, bana güç de vermez. Ama bana tapmak, sizin zevkinizdir.

Ama şimdi de kitaplara ihtiyaç yok, tapınmanıza da diyor, ama kitap yollayıp ona tapınmanızı söylüyor.

bunun aynısını JoS içinde söyleyebilirsin. boş argüman.

Mavi ay said:
7. Bir dilde verdiğim kitap da, diğer bir dile anlamını kaybetmeden,
çevrilebilir. Beni anlamak için ne İbranice bilmeye gerek vardır; ne Arap'a
köpek olmak ve ne de Kilise'nin cahilliğine, akıl dışılığına.

Bu direk hatalıdır. Bir dil diğer dile kusursuz şekilde çevirilemez. Özellikle böyle yazım hatalarıyla dolu bir PDF.

meal, tefsir boşuna mı var kardeşim?


Mavi ay said:
8. Kitabım, başka dillere çevrilmek istenirse bunu yapabilir her bana
inanan; ama benden size geçirildiği ilk özgün dilindeki kopyası, her zaman
çevirisinin yanında olmalıdır. Onda yoktur önemli bir şifre, gizli anlatım
ve de sembol. Bu, özgünlüğünü korumak içindir. Çeviriden şüphe
edilirse, bilen birisinin, özgün kopyasını görebilmesi içindir. Ve
uyulmalıdır mutlaka buna. Ve Bölümlerimin, ne de Ayetlerimin sıralanışı değiştirilmemelidir.

Ayetlerin kusursuz farklı dillere çevirildiğini söyledi. Şimdiye şüphe ederseniz diyor.

Özgünlükten bahsediyor ve bunun korunması gerektiğini söylüyor. Ancak tekrar bir bakalım, ilk üstte kendine onlarca pagan tanrısının adını taktı ve şimdi 'kurban istemem' diyor. Ve bu PDF'lerdeki Şeytan, ne alegoriye ne de sembolizme değiniyor. Yani mitleri olduğu gibi kabul ediyor ve Şeytan kurban istemez diyor. Ama saydığı tanrıların adına binlerce şey kurban edilmiştir.

Sonra biraz daha bakarsak, LGBT haklarına olumlu düşünceleri var, eşcinselliği normal bir 'tercih' diyor. (Evet, bizim yıllardır doğuştan olduğunu savunduğumuz şeye tercih diyor...) Ama şimdi yine başa dönelim, başta kendine Seth benim dedi ve Seth bir Mısır pagan tanrısıdır. Yani Mısır paganizmiyle doğrudan bağlantılı ve tahmin edin ne var, Mısır paganizm homofobiktir. Ama Şeytan bunu destekliyor.

Biraz daha araştırırsanız inancın özgünlüğünün olmadığını anlarsınız. Tamamen neolaştırılmış durumda gibi bir şey. Zaten her çağ için yeni PDF'ler yollayan bir tanrının verdiği kaynak özgün olamaz.

Şeytan Allah değil


Mavi ay said:
31. Her devrin kuralı, o devir içindir. Ve her devrin ahlakı, o devir içindir.
Ey insanlar! Birbirinizle olan hukukunuza yönelik olan iş ve ticaret
kurallarını, siz kendiniz koyarsınız, zamanına ve yerine göre. Neden bunu,
bir tanrının düzenlemesine gerek duyasınız? İçinizden gelendir ve sizin
vicdanınızdır ve sizin aklınızdır ve sizin isteklerinizdir ve sizin gerçek
kimliklerinizdir, kuralları koyan. Köhne bir din kitabı değil. Ve benim bu
kitabım da, zamanı gelince köhneleşmiş olacaktır.

Aynı ilk ayet gibi, kitabı celvedeki ayeti alıp iki kelime çıkartıp bu ayete eklemiş. İnsanları salak yerine koymaya bayılıyor.

3 kitapçılar kitabı celve'yi Elohim mi yazdı diyor ne bu alıntı düşmanlığın. tanrı kendi sözünü tekrarlayamaz mı?


neyse kardeşim daha çok varda yazmaya üşendim.

iyi geceler, öptüm
 
dannunzio said:
Hayabusa666 said:

Yazılarınıza bakıyorum ve neden bu kadar negatif ve beğenmez tavır ortaya koyduğunuzu merak ediyorum.

Beğenmek beğenmemek falan değil de, çok üstten bakan bir tavrı var arkadaşın.

Mavi ay said:
Ne saçmalıyorsunuz?


Mavi ay said:
25. Ben, Haksızlık Edilen'im. Benim, hakkı yenmiş olan ve buna, gene
sizin için katlanan.


Burada şeytan, haksızlığa uğrayacak kadar aciz olduğunu söylüyor. Bir Tanrı, kendisine haksızlık edilebilecek bir varlık değildir; bu doğasına aykırıdır

Burdan bu anlam çıkmaz kardeşim. Aklındaki tanrı tasavvufuru İslamdan ibaret.

Mavi ay said:
4. Dünya'da, benim kitaplarım bazen oldu; bazen hiç olmadı; ama benim varlığım ve benden gelen mutluluk ve zevk, her zaman oldu. Sizi hiç bırakmadım. Benim kitaba ihtiyacım yok. Sizin tapınmanız da bana birşey sağlamayacağı gibi, bana güç de vermez. Ama bana tapmak, sizin zevkinizdir.

Ama şimdi de kitaplara ihtiyaç yok, tapınmanıza da diyor, ama kitap yollayıp ona tapınmanızı söylüyor.

bunun aynısını JoS içinde söyleyebilirsin. boş argüman.

Mavi ay said:
7. Bir dilde verdiğim kitap da, diğer bir dile anlamını kaybetmeden,
çevrilebilir. Beni anlamak için ne İbranice bilmeye gerek vardır; ne Arap'a
köpek olmak ve ne de Kilise'nin cahilliğine, akıl dışılığına.

Bu direk hatalıdır. Bir dil diğer dile kusursuz şekilde çevirilemez. Özellikle böyle yazım hatalarıyla dolu bir PDF.

meal, tefsir boşuna mı var kardeşim?


Mavi ay said:
8. Kitabım, başka dillere çevrilmek istenirse bunu yapabilir her bana
inanan; ama benden size geçirildiği ilk özgün dilindeki kopyası, her zaman
çevirisinin yanında olmalıdır. Onda yoktur önemli bir şifre, gizli anlatım
ve de sembol. Bu, özgünlüğünü korumak içindir. Çeviriden şüphe
edilirse, bilen birisinin, özgün kopyasını görebilmesi içindir. Ve
uyulmalıdır mutlaka buna. Ve Bölümlerimin, ne de Ayetlerimin sıralanışı değiştirilmemelidir.

Ayetlerin kusursuz farklı dillere çevirildiğini söyledi. Şimdiye şüphe ederseniz diyor.

Özgünlükten bahsediyor ve bunun korunması gerektiğini söylüyor. Ancak tekrar bir bakalım, ilk üstte kendine onlarca pagan tanrısının adını taktı ve şimdi 'kurban istemem' diyor. Ve bu PDF'lerdeki Şeytan, ne alegoriye ne de sembolizme değiniyor. Yani mitleri olduğu gibi kabul ediyor ve Şeytan kurban istemez diyor. Ama saydığı tanrıların adına binlerce şey kurban edilmiştir.

Sonra biraz daha bakarsak, LGBT haklarına olumlu düşünceleri var, eşcinselliği normal bir 'tercih' diyor. (Evet, bizim yıllardır doğuştan olduğunu savunduğumuz şeye tercih diyor...) Ama şimdi yine başa dönelim, başta kendine Seth benim dedi ve Seth bir Mısır pagan tanrısıdır. Yani Mısır paganizmiyle doğrudan bağlantılı ve tahmin edin ne var, Mısır paganizm homofobiktir. Ama Şeytan bunu destekliyor.

Biraz daha araştırırsanız inancın özgünlüğünün olmadığını anlarsınız. Tamamen neolaştırılmış durumda gibi bir şey. Zaten her çağ için yeni PDF'ler yollayan bir tanrının verdiği kaynak özgün olamaz.

Şeytan Allah değil


Mavi ay said:
31. Her devrin kuralı, o devir içindir. Ve her devrin ahlakı, o devir içindir.
Ey insanlar! Birbirinizle olan hukukunuza yönelik olan iş ve ticaret
kurallarını, siz kendiniz koyarsınız, zamanına ve yerine göre. Neden bunu,
bir tanrının düzenlemesine gerek duyasınız? İçinizden gelendir ve sizin
vicdanınızdır ve sizin aklınızdır ve sizin isteklerinizdir ve sizin gerçek
kimliklerinizdir, kuralları koyan. Köhne bir din kitabı değil. Ve benim bu
kitabım da, zamanı gelince köhneleşmiş olacaktır.

Aynı ilk ayet gibi, kitabı celvedeki ayeti alıp iki kelime çıkartıp bu ayete eklemiş. İnsanları salak yerine koymaya bayılıyor.

3 kitapçılar kitabı celve'yi Elohim mi yazdı diyor ne bu alıntı düşmanlığın. tanrı kendi sözünü tekrarlayamaz mı?


neyse kardeşim daha çok varda yazmaya üşendim.

iyi geceler, öptüm

Esenlikler, umarım şaka yapıyorsunuz.
 
Bu süslenmiş tuvalet kağıtlarının bu kadar önemsenmesine gerek yok. Forum trolleri dahi okumak için daha ilgi çekici.
 
Spine said:
Bu süslenmiş tuvalet kağıtlarının bu kadar önemsenmesine gerek yok. Forum trolleri dahi okumak için daha ilgi çekici.

Yazılar sizin için yazılmıyor zaten, Spine Bey. Forumlara giren bir kitapçı görüp okusun diye yazıyorum.
 

Al Jilwah: Chapter IV

"It is my desire that all my followers unite in a bond of unity, lest those who are without prevail against them." - Satan

Back
Top