Sonne abi, peki gelecek hakkında ne düşünüyorsunuz? Altın çağ geldiği zaman ayrımcılık olur mu?
Zeus tapınağına kadınların girmediği doğru mu? Bu, forum dışı edindiğim bir bilgi, o yüzden doğruluğu kesin değil. Genelde dünyada hangi toplumun eline güç geçiyorsa, o toplum dünyayı yönetiyor.
Eğer altın çağ gelirse, diğer dinlere nasıl bir bakış açısı ile bakıcaz? Kendi aramızda hepimiz eşit olacak mıyız?
"Sen şu kadar zevistsin, giremezsin, ben bu kadar zevistim, girebilirim" gibi şeyler olur mu tapınaklarda?
Böyle olursa, A ile B'ye bölünürüz; kendi aramızda, tıpkı diğer dinlerin mezhepleri gibi.
Hangi Zeus Tapınağı'na? Hangi dönemde? Bir sürü antik tapınak var, bazılarının yönetiminde rahibeler bazılarında rahipler daha baskındı. Yönetici zümresi kadınlardan oluşan Delphi'deki Apollon Tapınağının rahibeleri zamanın en güçlü kadınlarıydı. Zeus tapınaklarında genel olarak erkek rahipler baştaydı ama kadın rahibe görülmemiş bir şey değil. Yerel tapınaklarda farklı uygulamalar vardı. Zeus, diğer şeylerin yanında, mükemmel erkekliğin ve babalığın temsiliydi. Hikayelerde Zeus'un tuttuğunun hamile kalması, eski Yunanların mükemmel erkek tanımının doğurganlığı güçlü erkek olması olarak anlaşılır modern anlatımda. Babalık etmek yüksek bir konum ve Zeus bunun en tepe noktası. Antik Yunanların Zeus Tapınağı'nın erkeklik ve erkek figürler ile vurgulanması şaşırtıcı bir şey değil.
Bizim kurucu Yüksek Rahibemizin bir kadın olduğunu unutup da anlamsız fikirlere kapılmayın. Bu tamamen insanlığa düşman tarikatlarının milenyumluk baskısı yüzünden konusu açılan bir şey. Ben sanmıyorum ki herhangi bir erkek Artemis veya Demeter Tapınağına ya da kadınların doğurganlığına odaklanan ritüellere girişi olmadığı için dertlensin ya da ben niye Delfi Rahibesi olamıyorum diye kahrolsun. Neden Zeus Tapınağı'nı soruyorsunuz da Hera Tapınağına erkeklerin girmesi yasak mıydı diye sormak aklınıza gelmiyor? Cinsiyetlerden biri tarihsel olarak baskı gördüğünden dolayı sadece biri zulüm olarak geliyor.
Diğer dinler ne? İbrani üçlüsü din değil ölüm tarikatı. İnsanlığın Tanrıları bütün insanlık için aynı. Din anlayışını İbrani tanımlamadan çıkarın.
Herkes kendi ata dinini kültürel olarak benimseyebilir. Yüzeyi biraz kazıyan zaten bilir Tanrıların aynı Tanrılar olduğunu. Mısır'da farklı, Çin'de farklı gelenek olması gelenekle ilgili. 8 milyar insanın inisiye olması ve aktif olarak bu yol için çalışması beklenmiyor. Antik dünyada da durum böyleydi, herkes spiritüellikle ilgilenmeyecek. Yüksek Rahip bir vaazında yeni ruhların etrafını emekleyerek keşfeden bebekler gibi dünyayı tecrübe etmesi gerektiğini ve bunun hayatlar sürebileceğini söylemişti. Okült ile uğraşanlar neyin ne olduğunu biliyor. Tanrılar aynı tanrılar. Zeus ve Baal aynı kişi. Neye bölüneceğiz? Bir Türk eski Türk Şamanları daha çok benimseyebilir, bir Kelt ise Druid rahipleri benimseyebilir, bu bölünmek mi? İnsanların kendi içlerinde gruplar ve tabakalar oluşturması normal ve beklenen bir şey (stratification). Hatta şöyle diyeyim, bu engellenmesi imkansız bir şey. Birbirimizi boğazına sarılmamız ise bambaşka bir konu. Biz yaşamı yüceltiyoruz, İbrani tarikatları gibi ölümü değil.
Niye kendi aramızda eşit olalım? İnsanlara kendini kanıtlama şansı ve hak edene hak ettiği verilmeli. Fırsatların ve temel hakların eşitliği tartışılır, yapılamasa da ulaşılmaya çalışan bir nokta bu. Kıbrıs Harekatı zamanında düşman eline düşüp konuşmadığı için işkence gören, otopsisini yapan doktorun ağlamaktan bir hal olduğu; gözü çıkarılmış, cinsel organı ezilmiş, kafasına ve vücuduna çivi çakılmış, matkapla delinmiş Yüzbaşı Cengiz Topel'le sen bir misin? Ben bir miyim? Konuşmadığı için cenazesi kalbi ve akciğerinin parçaları eksik bir şekilde teslim alınmış adama mı sır emanet edilir sana mı? Üstten bakmak için bunu demiyorum, herkes kendisi için sorsun. Ben de soruyorum. Bu adam da reenkarne oldu veya olacak. Ben sadakate olan yeteneği kanıtlanmış bu adamla eşit miyim? Bana mı görev emanet edilir, size mi, bu adama mı? Onun gibi insanlar herkesten daha fazlasını hak etmiyor mu?