İleriye daima umutla bakmak gerekir; birkaç kendini bilmez ahmağın sözlerine bakarak umutsuzluğa kapılmak akıl kârı değildir. Halk, geçtiğimiz yıllara kıyasla çok daha birlik içinde ve yakın zamanda seçim görünmemesine rağmen mitingler tıklım tıklım dolmaktadır.
Ayrıca, şeriatın gelme ihtimali sanıldığı gibi değildir. Halkın büyük bir kısmı gerçekten Müslüman olduğu takdirde, bu tarz bir sistem uygulanabilir; zira halk, sözde şeriat olmadan da İslam’ın emirlerine bütünüyle göre yaşıyorsa, bu durum devlet yönetimine dönüştürülebilir. Ancak ülkemizde, laikliğe borçlu olarak, kimse tam anlamıyla Müslüman değildir. Çoğu, çocukluğundan beri “Allah” ismini duyarak büyümekte, fakat ne Kur’an’ı okumuş ne de İslam ile gerçek bir bağ kurmuştur. Bu nedenle halkın bir bölümü, yalnızca kültürel ve şeklen, “Allah” kelimesini kullanarak çevresine uyum sağlayan deist bir anlayışa sahiptir. Müslüman olduğunu iddia edenlerin büyük kısmı ise ne beş vakit namaz kılmakta, ne de diğer dini gereklilikleri yerine getirmeye çalışmaktadır; yalnızca daha dindar “görünme” gayretindedir.
Bu insanların, İslam’a yönelik eleştiriler karşısında bu denli tetiklenmelerinin sebebi, sanıldığı gibi çok inançlı olmaları değildir; asıl neden, inşa ettikleri tüm dünyanın sahte olabileceği ihtimali ve içinde bulundukları o istikrarlı duygu ve inanç durumunun sarsılma korkusudur. Elbette bazı tarikatlar ve gerçekten İslam’ı yaşamaya çalışan kişiler vardır; ancak bunların sayısı sanıldığı kadar fazla değildir.
5 Çağ & Zeus