Esenlikler.
Sizin yaşınızı, kişiliğinizi tam olarak bilmem; fakat yine de bazı konularda fazlasıyla acı çekerek deneyim kazanmış birisi olarak size tavsiyeler ve bazı durumların muhtemel açıklamasını vermek istiyorum. Bunu hayat tavsiyesi olarak görebilirsiniz, boş gevezelik olarak görebilirsiniz; en nihayetinde benim amacım bazı konularda edindiğim deneyimi derleyip toplayıp paylaşmak.
Yıllardan beri gaddar ve acımasız biri olmak istemişimdir; sadece kendi halinde takılan, karşımdaki insan bir bardak suya bile muhtaç olsa görmezden gelecek birisi. Ama bunun doğuştan gelen bir şey olduğunu anladım. Birinin ne zaman yardıma ihtiyacı olsa, ilk ben yardıma koşarım. Biri borç mu istiyor? Param olmasa bile veririm. Biri aç mı? Yemeğim olmasa bile veririm. Taşınması gereken bir şey mi var? İşim olsa bile taşırım. Ve bu, artık iyilikten çok enayilik durumuna geliyor ve bu huyumdan nefret ediyorum. Bir mizantropi olarak nasıl oluyor da dışarıda güler yüzlü ve yardımsever olabiliyorum? Bazen düşünüyorum; eğer sadece kendini umursayan kötü biri olursam, bu sefer de Yahudilerden farkım kalmaz. Fakat hiçbir iyilik cezasız kalmaz.
Bakın, geçmişte ben de böyle hissediyordum. Bu daha çok duygusal olgunluğa erişmemekten ve bazı şeyleri deneyim etmemiş olmaktan kaynaklanıyor. İlk olarak şunu bilin ki bir insan olarak ulaşabileceğiniz gaddarlığın bir sınırı var, ruhani olarak seviyeniz yerlerde sürünmüyorsa asla insan müsveddesi olamazsınız. Bu evrende her şey dengede durmak zorundadır, mesela bakın; Lord Andras ve Lord Alastoras 'ilahi öfkenin tezahürü' olmuş Tanrılardır, çok korkutucu gözüküyor değil mi? ama öyle değil. Bu Tanrılarımız düşman için ne kadar acımasızsa kendi evlatları için de o derece sevecenlerdir.
Yardıma koşma meseleniz sizin içsel hesaplaşmanızın dışavurumu olabilir. Kötü düşüncelerinizi iyi eylemlerle telafi etmek istiyorsunuz, gayet olması mümkün. Tek dikkat etmeniz gereken enayilik sınırını geçmemek, bunu da hayatınızda en değerli şeyin siz olduğunuzu anlayarak öğrenmelisiniz. İnsanlar iyidir, güzeldir, çok tatlılardır ve bazıları harika şeyleri; kurtarılmayı hak ederler. Buna emek vermek asil bir eylemdir, fakat işi enayilik noktasına getirmeyin.
Gaddar olmayı istemek ise sevgi duygusunu hissetmemiş olmaktan ve bazı konularda duyguların etkisini göz ardı etmekten geliyor. Bakın, aileniz sizi çok seviyor olabilir; çevrenizde sevilip sayılan birisi olabilirsiniz. Fakat siz bir canlıya, bir insana ya da başka bir şeye karşı yoğun bir sevgi duymadıysanız bu konuda eksik kalmışsınız demektir. Ben de böyleydim, bahsettiğim yoğun sevgiyi yaşadım; düşünce yapım da bu doğrultuda değişti.
Tanımadığım insanlara iyilik yaparken bir beklentim olmuyor. İyiliğin ödülü, iyilik yapmaktır. Fakat bu, arkadaşlık ve ilişki içinde olunca nankörlük oluşuyor. İnsanlar genelde yaptığınız ve beraber yaşadığınız %80'lik iyi kısma bakmaz, sadece %20'lik hatalarınızı görür. Ve böyle olunca bana insan ilişkileri zaman kaybı gibi geliyor. Niye uğraşayım öyleyse?
Değişim istiyorum. Bir insan, duygularını yok edebilir mi? Üzüntü ve nefret gibi, sevgi ve özlem gibi... Bunlar ruhun bir parçasıdır sonuçta. Bir çalışma ile yok olabilir mi?
"Sadakatin ödülü kendisidir", "Fedakarlığın ödülü kendisidir", "İyiliğin ödülü kendisidir" gibi laflar güzel gözüküyor olabilir fakat bir noktada bana buram buram Hristiyanlık enerjisi hissettiriyorlar. İyilik yapıp iyilik görmek, saygı gösterip saygı göstermek karşılıklıdır; nankörlük falan da değildir bu. Diyelim çok sevdiğiniz birisini hep el üstünde tutarak iyilik yapıyorsunuz, uzun yıllar böyle devam ediyor fakat karşılık görmüyorsunuz. Burada istediğiniz iyilik nankörlük değil gerekliliktir, eğer bunu görmüyorsanız sorun sizde de değildir. Sorun ne zaman sizde olur? buna devam ederseniz, bu enayiliktir. Bunun devamında toksik bir insan ilişkisi elde etmiş olursunuz, elinize yalnızca bu geçer.
Duygular öğretmendir, yok etmenin tek yolu da ruhsal olarak düşmekten geçer. Budist öğretiler bunu teşvik eder.
Babamız Satanas dahi üzüntüyü yaşadı;
Ve ben ki başta ağlayanım...
-Esenlik Onun Üzerine Olsun
Nefret etmeyi iliklerine kadar hissetti;
Benim irademe karşı çıkanları başka bir dünyada cezalandırırım.
-Kitab-ı Celve
Sevginin deneyimledi.
O bunları yaşayarak Tanrılık seviyesine ulaştı. Siz bunu istiyorsanız ki Zevist olmanın amacı budur, siz de yaşayacaksınız. Bundan kurtuluşunuz yok, yaşadığınız şeyler zayıflık değil sizi geliştiren bir deneyim olarak ruhunuza işleyecek. Ruhunuz böyle büyüyecek. Uğraşacaksınız, çünkü deneyim edeceksiniz; kötüyü bileceksiniz ki iyi geldiğinde onu kucaklayasınız.
Uzun lafın kısası, yalnızlığa alışmak ve bunu kucaklamak istiyorum. Ne kadar bir dost ve eş istesem de bunun mümkün olacağını sanmıyorum. Yalnızlık, sigara ve alkolden bile daha zararlı olabiliyor. Çünkü hayatta ne yapsam sürekli yalnız oluyorum. Bir aktivite yapmak istesem, her şeyi yalnız yapıyorum. Siz değerli kardeşlerim, bana "git sosyalleş" diyebilirsiniz; daha önce denedim ve işe yaramıyor. Ben, 450 takipçisi olan, her önüne gelenle konuşan fosforlu Pelinsu değilim. Kendi kafamda birini de bulamadım şu ana kadar ve yalnızlığa da alışamıyorum. Ama kendi halimde yaşamak istiyorum. Ne yapmam gerekiyor?
Olur öyle şeyler, bakın ben de yalnızım. Bir noktada bu ayrımı bilmeniz gerekiyordu, belki adını koyamamışsınızdır ama anlatayım. Asosyallik bir kişilik durumudur, yalnızlık tercih edilen şeydir; kimsesizlik ise başa bela olan şeydir. Bizler kimsesiz olabiliriz, bunun sebebi sevilmeyen insanlar olmamızdansa negatif etkiler, enerjiler, karmalar olabilir; belki de niş zevklerimiz olduğu için böyledir. Bu sorun kişiden kişiye değişir ve üstüne düşünerek sorunun kaynağını bulabilirsiniz. Ayrıca terapiste gitmekten çekinmeyin, bazı insanlar bundan büyük fayda görüyor.
Ben sosyal değildim, sosyalleştim; kafama göre birini buldum, lakin kimsesizlik hissi halen daha peşimi bırakmadı. Bir noktadan sonra kendinizle ilgili çoğu şeyi düzelteceksiniz, belki yine aradığınızı bulamayacaksınız; fakat sorunun sizde olmadığını apaçık göreceksiniz.
Yönelim için sorumsa şu: Bir insan lezbiyen diyelim. Bu kişi, geçmiş hayatında da mı bu yönelime sahiptir, yoksa her yaşamda bu değişiklik gösterir mi? Ve değiştirilmesi mümkün müdür?
Benim yönelimim tam olarak heteroseksüel mi yoksa biseksüel mi olduğumu bilmiyorum, fakat aseksüel olmak isterdim.
3.cinsiyet ve bu yönelimler ruha işlemiştir, bu insanların sayısı o kadar fazla değildir. Günümüzde kendini böyle tanımlayan insanların derdi nedir biliyor musunuz? sorunun cevabını kendiniz vermişsiniz. "Öyle olmak istiyorlar". Onlar da aseksüel, lezbiyen ya da Optimus Prime olmak istiyor çünkü günümüz modası bu; böyle insanlar kimi zaman övgüye değer hiç bir yeteneği olmayan kişiler oluyor ki yoksunluğunu çektikleri saygıyı bu şekilde görmek için olmadıkları insanlar gibi davranıyorlar.
Cadı gücü ne anlama geliyor ? kulağa ilginç geliyor
Orgazm sizin büyü yapmanızı sağlayacak enerjinizi, yaşam enerjinizi arttırır. Orgazm enerjisi çok güçlüdür ve cinsellikle ortaya çıkar. Farklı kültürlerde buna Vril, Prana, Cadı Gücü gibi isimler verilmiş.